13 Haziran 2017 Salı

Çocuklarla ilgili zorlandığımız konulardan biri de şu bitmek bilmeyen ağlamalar sanırım. Bizim toplumumuzda ağlamak kötü bir şey olarak görülür ve genelde ağlayan çocuk susturulmaya çalışılır.  Bu, ağlayan bebeğin bir ihtiyacını dile getiriyor oluşu ve bizim bu ihtiyacı karşılamak için harekete geçmek istememizle ilgili ve bir yandan gerekli ve faydalı. Ama bebekler, çocuklar yalnızca fiziksel değil duygusal ihtiyaçları nedeniyle de ağlar. Bir bebek karnı acıkınca ağladığı gibi korkunca ya da fazla uyarıcıyla karşılaştığında da ağlayabilir. Ağlamak onlar için bir iletişim kurma şekli, isteklerini ihtiyaçlarını anlatabilmelerini, hayatta kalmalarını sağlayan bir yoldur. Peki yaşları büyüyüp konuşmaya başlayıp ihtiyaçlarını ifade edebildiklerinde neden ağlarlar? Çünkü üzüntülerini, korkularını, endişelerini, başa çıkamadıkları duygularını ifade etmek için başka yolları yoktur. Bizim için çok basit bir şey onlar için korkutucu ve karmaşık olabilir. Neden ağlıyorsun, ağlamana gerek yok, bunda üzülecek bir şey yok ki gibi yorumlarımız çocukların bu yoğun duygularını yok saymaktır ama biz yok saysak da duyguları yok olmaz, tam tersine baş edemedikleri duygulara anlaşılmama hissi, yalnızlık ve çaresizliği de eklemiş oluruz. Çocuk sorunun kendisinde, kendi duygularında olduğunu düşünmeye başlar. Çocuklara “neden ağlıyorsun?” diye sorarken ne cevap vermelerini bekliyoruz? Anneciğim seni göremeyince çok korktum, her an yanımda olmanı istiyorum ya da dışarı çıkamayacağımız için çok üzgünüm parka gideceğimizi sanıyordum demelerini mi? Çocuklar duygu ve düşüncelerini bu şekilde ayırt edip ifade edemezler. Hayal kırıklıkları ile başa çıkabilecek kadar olgunlaşmamışlardır, beklemeyi bilmezler. Bu yüzden parka gidemiyor olmak, çok sevdiği bir oyuncağını kaybetmek vb. bunun için ağlanır mı dediğimiz şeyler, onların dünyalarında önemli olaylardır. Zihinleri, “parka gitmek için biraz daha beklemem gerekiyor, oyuncağımı annemle birlikte arayıp bulabiliriz” diye düşünecek kadar gelişmemiş olsa da duygularını bütün yoğunluğuyla hissederler. Onlar bu zorlu duygularla baş etmeye çalışırken bizim yapacağımız en iyi şey yanlarında olup onları anladığımızı hissettirmektir.