Yeni bir bakış açısı kazandıran, yanlış
bildiğim şeyleri fark etmemi sağlayan kitapları okuduktan sonra öğrendiğim
şeyler dönüp dolaşıyor zihnimde, üstelik artık tam zamanlı bir eğitimci; yani
bir anneyim, öğrendiklerimi zihnimde süzüp demlendirip uygulamalıyım, bunları
da unutmamak için bir yerlere kaydetmeliyim diyorum. Buraya yazmaya da bu
yüzden başladım, daha çok okuduklarımı, az biraz da tecrübe ettiklerimi
paylaşmak için.
Beni harekete geçiren kitaplar hakkında
yazdığım, bir de bebeğim büyüyüp gelişirken olan bitenleri kaydettiğim bir yer
olsun burası diyorum şimdilik, zaman neler gösterir, kalem neler yazar
bilinmez, şimdilik fırsat buldukça yazmaya devam.
Bazı kitaplar tam da ihtiyacınız olduğu
zamanlarda buluyor sizi. Benim için öyle bir zamana denk geldi, William ve
Martha Sears’ın yazdığı, “Doğal Ebeveynlik” kitabı.
Doğal Ebeveynlik Nedir?
Doğal ebeveynlik, temel olarak “bağlanma”
üzerine kurulmuş bir yaklaşım. Bu yaklaşımda, bebeğin anne ve babayla sağlıklı
bağlanması büyük önem taşıyor. Bu bağın ne kadar önemli olduğunu ve sağlıklı
şekilde kurulması için neler yapılması gerektiğini uzun uzun anlatmış kitap.
Başlangıç noktası olarak, bebekle bağ kurmak için yedi yöntem önermiş. Bağlanma
için illa bu yöntemlerin hepsini birden kullanmak şart değil, çocuğun mizacına,
ailenin tercihine göre bazıları daha ağırlıklı olarak kullanılabilirken,
bazıları uygulanamayabilir. Kitapta sık sık bazı uygulamaların aileden aileye,
çocuğun yapısına göre değişebileceğini vurgulamış, doğal ebeveynliğin en
sevdiğim yönü de bu oldu zaten, illa şu olacak, bu yapılacak demiyor, bu
yöntemleri kendi ailenize uygun olacak şekilde kullanabilirsiniz, diyor.
Doğal Ebeveynliğin Bağlanma Yöntemleri
1-Bebekle doğumda bağlanmak
2-Bebeği emzirmek
3-Bebeği askıyla taşımak
4-Bebeğe yakın uyumak
5-Bebeğin ağlamasını dikkate almak
6-Denge ve sınırlar
7-Bebek eğiticilerine dikkat etmek
Kitaba göre, bu yöntemleri kullanarak biz daha
duyarlı ebeveynler haline geldiğimizde bebek de ihtiyaçlarını bize iletmede
ustalaşıyor.
Bağlanma bir anda oluşmuyor, emek istiyor,
sabır ve fedakarlık istiyor. Sears, sık sık, doğal ebeveynliğin başlangıçta
diğer yaklaşımlara göre daha zorlayıcı olabileceğini ancak uzun vadede daha fazla
şey kazandıracağını söylüyor. Bebekken ne kadar çok ilgi gösterip zaman
ayırırsak ileride çocuklarımızla iletişimimiz o kadar iyi oluyor. Sağlıklı bir
bağlanmayla kendini güvende hisseden çocuk sizinle daha uyumlu bir çocuk
oluyor.
Doğal Ebeveynliğin Faydaları
Doğal ebeveynliğin daha sağlıklı, daha
zeki, daha sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirmeyi sağladığını savunuyor Sears.
Bebeğin kendini güvende ve mutlu hissetmesini sağlayan her yaklaşımın bunu da
sağlayacağını düşünüyorum. Elbette garantisi yok bunun, bütün bunları yani daha
sağlıklı, daha mutlu çocuklar yetiştirmeyi kolaylaştırır diyebiliriz. Örneğin,
doğal ebeveynliğin temel taşlarından olan emzirmenin bebeğin sağlığına katkıları
saymakla bitmez. Yine bir başka yöntem olan bebeğin ağlamasını dikkate almak,
bebeğin ihtiyaçlarına zamanında cevap verildiğini bilmesi kendini güvende ve
mutlu hissetmesini sağlar. Kitaba göre, bu hissi ancak bebeklerimizle bağ
kurarak verebiliriz, bu bağı da onlarla temas halinde olarak verebiliriz. Kitaptan
aynen aktarıyorum: “Mağazaları dolduran bebek ekipmanları, bebek uyarıcı
ürünler ve her türlü diğer eşyayla ilgili size tavsiyemiz şudur: “Daha fazla
insan temasını” “daha fazla teknolojiye”
tercih edin. Bir bebek için en iyi oyuncak insandır. Bebeklerin daha zeki
olmalarını sağlayan şey eşyalar değil, ilişkilerdir."
Haklısın Sears, biz anneler bazen
kendimizi almaya fazlaca kaptırabiliyoruz:) Ancak bir yandan da bazı ürünler, bebek
büyütürken hayatı kolaylaştırıyor ve bebeğinize daha fazla zaman ayırmanıza
yardımcı oluyor.
Bebek gelişimiyle ilgili araştırmalara
göre bebeğin bakıldığı ortamda gelişimini arttıran dört faktör var.
1.Bebeğin verdiği ipuçlarına duyarlı olmak
ve bunlara cevap vermek
2. Bebeğin verdiği sözlü ipuçlarını
pekiştirmek ve oyun esnasında daha sık sözlü iletişimde bulunmak
3. Bebeğin mizacını kabullenmek ve buna
uygun davranmak
4. Ebeveyn ile oluşturulan uyarıcı bir
ortam, karar almayı ve problem çözmeyi teşvik eden oyunlar
Doğal Ebeveynlik Ne Değildir?
Şımartan bir yaklaşım değil.
Burada bebeğin ihtiyaçlarına uygun bir
şekilde cevap vermek önemli. Yaşı büyüdükçe çocuğun ihtiyaçları ve
isteklerini ayırt etmeli ebeveynler, neye evet neye hayır diyeceğini bilmeli,
elbette ki çocuk büyütmek her istediğini yapmak demek değil ama ilk altı ayda
bebeğin istekleriyle ihtiyaçları aynıdır diyor kitap.
Yeni bir yaklaşım değil,
çünkü önerdiği bebek bakim yöntemleri
yıllardır uygulanıyor. Pek çok kültürde anneler bebeklerini askıda taşıyor,
birlikte uyuyor, ağlamasına yanıt veriyor, emziriyor.
Çocuk merkezli bir yaklaşım değil,
çünkü anne ve bebeğin ihtiyaçlarını
dengelemeyi öneriyor. Kitabin bu dengeyle ilgili önerilerini çok beğendim. Eğer
anne kendini tükenmiş hissediyorsa, bir şeyleri değiştirmek, yeni bir düzen
kurmak gerekir diyor. Bizim önerdiğimiz yöntemleri illa ki uygulayın demiyor,
bu yöntemleri kendinize göre düzenleyin diyor.
Bebek ve ebeveyn arasında bir kontrol
savaşı olmasına gerek yok diyor. Bence de kontrol meselesi daha sonraki yaşlara
kalmalı, burada bebekten, ihtiyaçları karşılanması gereken bir canlıdan söz
ediyoruz ancak bu şekilde güven kazanabilir. Önce güven oluşturmalıyız ki disiplin sağlayabilelim,
çocuğun ihtiyaçlarını görmezden gelerek güven sağlayamayız ve sevgiye dayalı
bir disiplin kuramayız.
Katı bir yaklaşım değildir.
Dediğim gibi en çok bu yanını sevdim. Pek
çok kitapta, “ya hep ya hiç” tarzı yaklaşımlar var çünkü. Bakınız, Tracy Hogg, “iki
saatte bir beslerseniz çocuğunuz atıştırmacı olur.”
Erken yaştaki bağlanma ileride bağımsız
olmayı destekler.
Bebeğin bağımlılık evresinden geçmesi gerekiyor.
Her şeyi zamanı geldiğinde yapmak önemli. Nasıl hazır olmadan çocuğumuzu
yürümeye zorlayamazsak hazır olmadan onu bağımsız hale getirmeye çalışmamız da
ona zarar verir.
Doğumda ve Sonrasında Bağlanmak
Doğumda bağlanmak için sekiz öneride
bulunuyor.
1-Doğumdan hemen sonra bebeğinizle ten
teması kurun.
2-Doğumdan sonraki sessiz uyanıklık halini
izleyin.
3-Bebeğinize dokunun.
4-Bebeğinize bakın.
5-Onunla konuşun.
6-Rutin işlemleri erteleyin.
7-İlk bir saat içinde emzirin.
8-Yalnız kalmayı isteyin.(Bebekle birlikte
kalmak anlamında söylemiş bunu.)
Bebekle bağlanma bir anda gerçekleşmeyebilir
bunu kafanıza takmayın yolunuza devam edin bağlanma muhakkak gerçekleşir diyor
ve bağlanmayı sağlamak için on öneride bulunuyor.
1-Doğum izni alın, ne kadar uzun olursa o kadar
iyi. (Bence de öyle, ama herkesin böyle bir imkanı olmayabilir, eğer varsa
sonuna kadar kullanılmalı.)
2-Babalar da doğum izni almalı.
3-Bebek eğiticilerinden uzak durun, bu dönem
bebeği eğitme, alışkanlık kazandırma zamanı değil, emzirme emzirme emzirme
zamanı. (Bebeğiniz olunca herkes kendini yorum yapmak zorunda hissediyor
nedense, ben dinliyormuş gibi yapıp kafama takılan bir şey varsa
araştırıyorum.)
4-Yardım isteyin, bebekli hayata alışma süreci
zorlayıcı olabilir gerektiğinde yardım istemek faydalı.
5-Bir yardımcı tutun. (Bizim için pek
mümkün görünmüyor:))
6-Yalnız kalmayın.
7-İyi ve sık beslenin.
8-Dinlenin.
9-İşleri babaya devredin.
10-Emzirmek
Bu kitabı ve başka bazı kaynakları
okuduktan sonra bakıyorum da, başlangıçta emzirme ile ilgili okuduklarım ve
duyduklarım ne kadar yanlışmış. Üç saatte bir emzir, sonra uyut uyanınca emsin,
düzeni olsun vs. Neyse ki bebeğim küçükken, bol bol emzirmemi söyleyen annemi
dinledim ama kafama takılıyordu acaba çocuğa bir düzen oturtmuyorum diye yanlış
mı yapıyorum diye. Halbuki en güzeli bebeği gözlemleyerek, onun tepkilerine
göre size de uygun esnek bir düzen sağlamak ve bu düzenin bebek büyüdükçe
değişecebileceğini unutmamak.
Kitaptan aktarıyorum: “Araştırmalara göre
bir anne bebeğini ne kadar çok emzirirse prolaktin seviyesi o kadar yüksek
olur. Prolaktinin yarı biyolojik ömrü yarım saat kadardır. Bunun anlamı bebeği
emzirdikten yarım saat sonra prolaktin seviyesi yüzde elli azalır. Oksitosinin
yarı ömrü ise birkaç dakikadır. Bu biyokimyasal verilerin bilim insanlarına
anlattığı şey annelerin bebeklerini sık sık emzirmek üzere yaratılmış
olduklarıdır.”
Başarılı bir emzirme için neler yapılmalı?
Bir emzirme uzmanına danışın.
Bebeğinize memeye etkin bir şekilde
yapışmasını öğretin. (En önemlisi bu bence, bebeğin doğru şekilde emmesi.)
Verdiği sinyaller doğrultusunda sık sık
emzirin.
Karşı çıkanlardan uzak durun.
Emzirme konusunda bilgili ve destekleyici
olan sağlık uzmanlarını tercih edin.
İnançlı ve kararlı olun.
Saatli emzirme yaklaşımından uzak durun,
saatli emzirmek bebeğin gelişimine olumsuz etki yapmanın yani sıra annenin
yeterince süt üretememesine de yol açar.
Emzirme ile ilgili detaylı bilgi için
şuraya bakabilirsiniz. Ben bu sitedeki yazılardan oldukça faydalandım.
Askıyla Taşımak
Askıyla taşınmak bebeği sakinleştiriyor,
hayatı öğrenmesini sağlıyor, konuşma gelişimini hızlandırıyor, ebeveynlerin
işini kolaylaştırıyormuş. Kesinlikle katılıyorum. Doğumdan sonraki başarısız
sling denemelerinden sonra doğru slingi buldum ve devamlı kullandım. Hem bebek
mutlu oluyor hem de bebekle iş yapmak, dışarı çıkma imkanı bulmak anneyi
özgürleştiriyor. Başlangıçta wrap sling kullandım bebeğim iyice ağırlaşınca,
mei tai slinglere benzer bir kanguru kullanmaya başladım ve çok memnunum,
bununla çok rahat uzun yol yürüyebiliyorum. (Bu kanguruların üreticisi girişimci bir anne, sitesi için bakınız.) Doğru sling, mutlu bebek ve anne
diyorum:)
Bebeğin Ağlamasını Dikkate Almak
Kitaba göre bebeğin ağlaması bir şeyi dile
getirme iletişim kurma şekli. Mantıklı değil mi? Bebek konuşamaz ve bizlere
isteklerini ancak ağlayarak ifade eder. Peki biz ağlamaya nasıl teki
vermeliyiz? Öncelikle ağlamasını azaltacak koşullar yaratın diyor kitap. Buna
bebeğinizin daha iyi tanımaya çalışın da diyebiliriz, ağlamasını her zaman
azaltmak mümkün olmayabilir elbette ama onu daha iyi tanırsak ağlayabileceği durumları
tahmin edip bu durumları en aza indirmeye çalışabiliriz. Ağladığında da bunu
bir iletişim şekli olarak değerlendirebiliriz. Bir kontrol tekniği değil bir
iletişim aracı olarak görebiliriz.
Yine ağlama öncesi verdiği sinyalleri daha
iyi anlamaya çalışarak ağlamanın krize dönüşmesini engelleyebiliriz. Mümkün
olduğunca hızlı cevap verin, zaman uzayınca daha şiddetli ağladığında
sakinleştirmek daha zor olur demiş kitapta ancak hiçbir zaman ağlatmayayım diye
bir çabaya girişmek de annenin strese girmesine sebep olabilir, kendimden biliyorum:)
Bir nedenle ağlayabilir, sıkıntısı neyse elimden geldiği kadar gidermeye
çalışayım şeklinde bir yaklaşım benim işime yaradı.
Kitapta, karayipler yaklaşımı denen bir
yaklaşımı öneriyor, yani bebek ağladığında siz sakin kalıp sorun olmadığını yüz
ifadeniz ve sesinizle ona hissettirmeye çalışın. Yani ağlamasına cevap verirken
stres yaşayıp da bunu bebeğinize yansıtmayın diyor. Annelerin işi zor
vesselam:)
Bebeği Ağlamaya Bırakmak Meselesi
Bebekler iletişim kurmak için ağlarlar.
Sizin buna cevap vermeniz de bir iletişim kurma şeklidir. Bebekler de
ağlamaktan keyif almaz. Bebeğin ağlamasına tepki vermezsek kendisini yalnız,
çaresiz ve değersiz hisseder. Sizin bir ihtiyacınız olsa ve bu ihtiyacınızı
anlatabilmek için elinizden geleni yapsanız ama kimse duymasa ne hissedersiniz?
Kitapta yer almıyor ama burada benim aklıma öğrenilmiş çaresizlik kavramı
geldi.
Bizim bütün çabalarımıza rağmen bebeğimiz
diğer bebeklere göre daha fazla ağlıyor olabilir, her bebeğin yapısı farklıdır
ancak çok fazla ağlayan bebeklerin aileleri bunun altında tıbbi bir neden
aramalı diyor.
Bebeğe Yakın Uyumak
Kitap uykunun bir kontrol meselesi
olmadığını vurguluyor. Yapabileceğimiz şey çocuğun uykuya dalabilmesi için
uygun koşulları yaratmak. Uyku alışkanlıkları bebekten bebeğe değişebilir.
Bebeğe yakın uyumanın bebeğin daha iyi
uyumasını, annenin daha iyi uyumasını sağladığını, emzirmeyi daha kolay hale
getirdiğini, bebeğin gelişmesine yardımcı olduğunu, çalışan anneler için bebekle
daha fazla zaman geçirme yolu olduğunu, bebekte güven oluşmasını sağladığını
söylüyor. Ancak her şeyden önce birlikte uyumanın kurallarına uyarak bebeğin
güvenliğini sağlamak önemli. Bunu sağlayamıyorsak birlikte uyumak sakıncalı
hale geliyor.
Denge ve Sınırlar
Bebeğin ihtiyaçları ve anne babanın
ihtiyaçları dengelenmeli, Bunu yapamadığımızda destek alıp düzenimizi
değiştirmek gerekiyor. Aynen aktarıyorum: “Onca çocuk sahibi olduktan sonra
hayatta kalabilmeye dair değerli bir prensibi öğrenmiş bulunuyoruz, bir şey
sizi rahatsız ediyorsa bunu değiştirin.” (Yazarın sekiz çocuğu var)
Yorulduğumuzu hissettiğimizde bebek
molaları vermek gerektiğinden bahsetmiş. Yürüyüşe çıkın, duş alın, yardım isteyin,
ilgilerinize zaman ayırın, dinlenin gibi önerilerde bulunmuş. “Bebekler çok
fazla ilgiye ihtiyaç duyarlar ama bunu her zaman anneden gelmesi şart değildir.
Babası bebekle oynarken başında beklemenize gerek yok, kendinize zaman ayırabilirsiniz.”
demiş, dinleyeyim bunları da:)
Bebek Eğiticilerine Dikkat
Onu yap, bunu yapma bebeği şımartma vs
gibi tavsiyelerde bulunanları ya da bebeği düzene sok diyen uzmanları kast
ediyor ve herkese aynı kalıpla yaklaşamayız diyor yazar. Buna da aynen
katılıyorum, herkesin aynı şekilde uyuması, beslenmesi gerektiğini savunan
yaklaşımlar en başından beri hiç içime sinmiyordu.
Çalışırken bağlanma kısmında genel olarak
doğal ebeveynliğin çalışan annelerce de uygulanabileceğini hatta onlar için
daha faydalı olabileceğini anlatmış. Doğal ebeveynliği benimseyen bir bakıcı
bulmayı, emzirmeye devam etmeyi, bebekle birlikte uyumayı, bebek bakımını
babayla paylaşmayı önermiş. Çalışan annelere bolca sabır ve destek dileyelim
yeri gelmişken.
Doğal ebeveyn baba kısmında, babanın
bebekle bağ kurmak için neler yapabileceğini anlatmış.
Çocuklarınızı kariyerinizden önde tutun.
Doğumdan itibaren bağ kurun, bağ kurmaya
erken başlayın.
Babalık izni alın.
İletişim kurun.
Anneye destek olun.
Çocuğunuzu tanımaya çalışın.
“Çocukları henüz çok küçükken babalar
genellikle kariyerlerine zamanlarının yüzde 110’unu verme ihtiyacı
içindedirler. Oysa unutmayın ki, 10 yıl sonra da kariyer yapma fırsatınız
olacaktır. Belki aynı fırsatlar karşınıza çıkmayabilir ama yine de kariyer
yapabilirsiniz. Ama diğer yandan bebeğiniz hala bebek olarak kalmayacaktır.” demiş.
Tekrar tekrar okunacak, ailelere tavsiye edilecek
kitaplardan diyorum son söz olarak.
Sears ailesinin sitesi için bakınız.

