Beynin işleyişini ilk kez bu kadar net, akılda kalıcı ve
anlamlı şekilde zihnime adeta işleyen bir kitapla karşılaştım, size biraz
anlatmak, ne anlattığı hakkında az çok yazmak istiyorum ama tam olarak anlamak
için en iyisi baştan sona okumak, içindeki türlü uygulamalar, örnekler ve
uzunca açıklamaların yanında benim anlattıklarım fazlasıyla özet kalacaktır.
Yine de hem daha iyi aklımda kalması hem de içinizdeki kitap kurdunu uyandırmak
için yazacağım.
Kitap, kriz anlarını fırsat olarak görebileceğimizi
anlatarak başlıyor. Çocuklarla hayat her zaman yolunda ve sakin değildir, hatta
çoğu zaman öyle değildir, sorunlar, krizler çatışmalar bizi yorgun düşürür.
Çocuklarımızın sakin olmasını, sorunsuz bir hayat beklemek, kriz anlarında
öfkelenip üzülmek yerine onları olgunlaştıracak doğru tepkileri vermeye
çalışmak. Çocuklarla hayatı nehirde kürek çekmeye benzetiyor nehrin bir kıyısı
kaos diğer kıyısı de düzen, hiçbir kontrolün olmadığı kaos da aşırı uç,
hoşgörünün olmadığı katı düzen de. Nehir
ise iyi hissetme nehri. Bazen kaosa, bazen düzene yakınlaşsak, iki kıyı
arasında gidip gelsek de genel olarak iyi hissetme nehri içinde kalıyoruz. Kaos
ve katı düzen yakalarına çok yaklaştığımızda akıl ve duygusal sağlığımızdan o
kadar uzaklaşıyoruz. Çocuklar için de yanı
şey geçerlidir. Onlarla yaşadığımız zorluklar çocukların iki uçtan birine fazla
yakınlaştıklarında ortaya çıkar. Örneğin, üç yaşındaki çocuğunuz oyuncak
gemisini parkta diğer çocuklarla paylaşmıyor mu? Bunun nedeni hoşgörüsüzlüğü ve
katılığı. (Elbette yaşı için normal bir tepkidir) Ağlamaya, haykırmaya başladığında
bu da bir kaos ortamıdır. Sizin yapmanız gereken çocuğunuzu iyi hissetme
nehrine, kaos ve hoşgörüsüzlükten uzak, uyumlu bir ortama sokabilmektir. Bunun
için de kendimizin nehirde dengeli bir şekilde ilerliyor olması gerekir.
Kitabın üzerinde durduğu temel nokta ise şu; beynimizin
farklı bölümlerini anlayıp birbiriyle uyum içinde çalıştırabilmek. Beynimiz sağ
beyin ve sol beyin olmak üzere iki bölümden oluşur. Çok kısaca; sağ beynimiz
sezgisel ve duygusaldır, ayrıntılara değil büyük resme bakar, yaşanan bir şeyin
anlamına ve yarattığı hisse önem verir. Sol beyin ise mantıksal, dilbilimsel ve
gerçekçidir, ayrıntılara ve düzene odaklanır. İlk üç yıl boyunca çocukların sağ
beyinleri sol beyinlerine baskındır. Duygularını bizim gibi hissederler ama
bunu sözcüklere dökmek ve mantıktan faydalanmayı bilmezler. Hayatlarını şimdiki
ana göre yaşarlar. Mantık, sorumluluk ve zaman kavramı onlar için henüz mevcut
değildir. Neden diye sormaya başladığı zaman sol beyni devreye girmeye
başlamıştır, neden sonuç ilişkilerini anlayıp sözcüklerle bu mantığı ifade
etmeyi yavaş yavaş öğrenmeye başlar.
Bunları bilirsek, çocuğumuzdan mantıklı davranmasını ya da
duygularını açıklamasını beklemeyiz. Peki ona sağ ve sol beynini uyum içinde
geliştirmesine nasıl yardım edebiliriz? Kitabın temel önerisi bağ kurup ve
yeniden yönlendirmek. Yani sağ beynin duygu dalgalarıyla boğuşmakta olan, sol
beyni o an için devre dışı olan çocuğa mantıkla bir şeyler anlatmaya çalışmamak.
Öncelikle duygularını anladığımızı,
anlaşıldığını hissettirmek. Fiziksel temas, şefkatli ses tonu, yargılayıcı
olmadan dinleme, basit cümlelere duygularını ifade etmek gibi. Bir çocuk üzgün
olduğunda onun sağ beyninin duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermezsek mantık da
genelde işe yaramayacaktır.
Yetişkinler olarak sorunları hep mantıkla çözmeye çalışmaya
alışkın olduğumuzdan çocuğumuz bir sorun yaşadığında onu ikna etmek üzere uzun
açıklamalara girişiriz. Bunun yerine bize saçma gelse bile duygularını
kabullenip sağ beyniyle bağlantıya geçmeliyiz. (yıkıcı bir davranış söz
konusuysa sakince engellenmeli, vurmak ısırmak vb.)
Çocuğumuz sakinleştikten sonra; mantığı devreye sokabiliriz.
Yani onu yeniden yönlendirebiliriz. Yaptığı davranışın sonuçlarını, başka neler
yapabileceğini konuşabiliriz.
Bir sorun yaşayan, örneğin canı yanan çocuğa tepkimiz
genelde yok saymak oluyor, bir şey olmadı, ya da can sıkıcı bir şey olduysa
konuşmak istemiyoruz. Bütün beyin yaklaşımı bunun yerine sorunu konuşmayı
öneriyor. Düşen çocuğa; düştüğünde ne olduğunu hatırlıyor musun,sonra ne oldu
vb sorular sorup olayları hatırladığı kadarıyla anlatmasını sağlayabiliriz.
Burada çocuğun anlatmaya istekli olup olmadığını gözlemleyip ısrarcı olmamak
önemli.
Beynin başka bir açıdan bölümleri ise alt beyin ve üst beyin.
Alt beyin daha ilkel, temel tepkilerimizi yönetir. Nefes
alma, göz kırpma, savaş ya da kaç tepkisi, öfke korku gibi güçlü duygular, üst
beyin ise daha gelişmiş tepkilerimizden sorumludur, analitik düşünme, hayal
etme, plan yapma gibi daha karmaşık zihinsel işlemleri gerçekleştirir.
Bizim amacımız alt beyinle üst beyni birleştiren bir
merdiven kurabilmektir. Sağ bayin sol bayin arasında olduğu gibi iki bölüm
arasında uyum sağlamak. Alt beynimiz
doğduğumuz anda bile gelişmiştir, ilkel tepkiler dürtüler vardır, ancak üst
beyin geç gelişir. Yani çocuklar öfke ve korkularını yoğun bir şekilde yaşarken
bunları kontrol edip yönlendirecek mantıklı düşüncelerden yoksundurlar.
Üç yaşındaki çocuğunuz buzlukta portakallı çubuklu dondurma
kalmadığı için öfke krizine girdiğinde alt beyinden üst beyne giden merdiven
tamamen kapanmıştır ve ilkel beyne büyük bir enerji dalgası yüklenmiştir. Bu
esnada ona mantıklı açıklamalar yapmanın hiçbir yararı yoktur, yapılacak şey
onu yatıştırmaktır (evet mantıklı açıklamaları yatıştırmak için yaptığımızı
biliyorum ama hiçbir işe yaramadığını bu kitaptaki mantıklı açıklamalarla çok
daha iyi anladım) Sakinleşince üst beynini devreye sokmak için onunla
konuşabilirsiniz. Çocuklar üst beyinlerini bazen kullanabilir, bazen de
kullanamazlar, bunu bilirsek sahip oldukları beyne göre ellerinden gelenin en iyisini
yaptıklarını anlayabiliriz.
Beynin entegrasyonunu sağlamak için öfke anlarında
çocuklarımızın hareket etmesini sağlayabiliriz. Alt beyin üst beyinle bağlantı
kuramadığında dengeyi sağlaması için en etkili yollardan biri bedenin hareket
etmesini sağlamaktır. Fiziksel durumumuzda değişiklik yaptığımızda duygusal
durumumuz da değişir (tebdil- i mekan😊) Bloke olan enerji akımının yeniden akışını
sağlayabiliriz. Çocuklar için hareket dolu oyunlar etkili olabilir.
Peki alt beynimiz hakimiyeti ele aldığında yani kendi öfke
anlarımızda ne yapmalıyız?
Ağzınızı sıkı sıkı kapatın ve sonradan pişman olacağınız bir
şey söylemekten kaçının. Ellerinizi arkanızda kavuşturun ve fiziksel temastan
kaçının. Bir alt beyin anı yaşıyorsanız ne olursa olsun çocuğunuzu
korumalısınız. Biraz uzaklaşıp toparlanmaya çalışın. Durduğunuz yerde sıçrayıp
hoplayın. Yavaş ve derin nefesler alın. Sakinleşince ilişkinizi onarın.
Kitaptan aklımda kalan diğer etkileyici şey ise akıl gözünü
devreye sokup çalıştırmak konusundaki önerileriydi. Akıl gözü, o andaki algı,
imge, duygu ve düşüncelerimizi fark etmek, sonra da o an yoğun yaşadığımız
noktalardan ayrılıp dikkatimizi kendimizle ilgili başka noktalara da çekebilmek.
Örneğin ilk anda fark ettiklerimiz;
Öyle yorgunum ki. Keşke yapılacak işler olmasa
Oyuncaklarını yere atması beni sinirlendiriyor
İçimden hiç dışarı çıkmak gelmiyor vb gibi şeyler olabilir.
Şimdi bilinçli olarak başka noktalara odaklanalım:
Çocuğumun son zamanlarda söylediği komik ve sevimli şeyler
nelerdi?
Ebeveynlik zor da olsa keyifli anlarını seviyor muyum?
Çocuğumun yürüdüğü anı hatırlıyor muyum?
Nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorum?
Ruh haliniz değişti mi? Dikkatimizin odağını değiştirdiğimizde
ruh halimiz de değişir. Burada mühim olan dikkatimizin odağını fark edebilmek
ve değiştirebilmek. Bunu çocuklarımıza da öğreterek daha geniş bir perspektif
kazandırabiliriz.
Yine önemli bir bölüm; çocuklarımızın başkalarıyla entegre
olmasını nasıl sağlayabiliriz?
Öncelikle, aile içi keyifli zamanlar geçirmelerini sağlamaya
çalışmalıyız, oyunlar birlikte yapılan etkinlikler, işler vb. En fazla vakit
geçirdikleri kişilerle olumlu deneyimler yaşarlarsa başka insanlarla da bağ
kurabilirler.
Çocuklarımızın bizimle ve başkalarıyla yaşadıkları
çatışmaları bağ kurmak için kullanabiliriz. Çatışmaları engeller olarak değil
başkalarının bakış açısı ve duygularını anlama, sözel olmayan iletişimi öğrenme
fırsatları olarak görmek işimizi kolaylaştıracaktır.
Detaylı açıklamalar, örnekler, uygulamalar vb için bakınız
kitabın kendisi. Bütün ebeveynlere ve eğitimcilere önerimdir.