Genelde beğendiğim kitapları paylaşıyorum ama bugün
ikircikli duygular içinde olduğum bir kitap hakkında yazacağım. Nohut’un
tuvaletini söylemesine çok faydası olan ama hikayesi hakkında kafamda soru işaretleri
olan bir kitap: Güle Güle Kakalar.
Genelde kitabı okuduktan hemen sonra o da lazımlığına oturmak istiyordu. Hikayesini ben değiştirerek, genel hatlarıyla şöyle okuyordum.
Genelde kitabı okuduktan hemen sonra o da lazımlığına oturmak istiyordu. Hikayesini ben değiştirerek, genel hatlarıyla şöyle okuyordum.
Arda kakasını yapmaya çalışmış, uğraşmış, yapamamış, aradan
zaman geçmiş akşam olmuş, tekrar denemiş ve yapmış, çok sevinmiş, lazımlığı
tuvalete dökmüşler babasıyla, akşam annesi ona kitap okuduktan sonra rahatça
uyumuş.
Kitabın asıl hikayesi ise şöyle. Parantez içlerinde içimi
döktüm 😊
Arda bez kullanmayı bırakmış ama kaka yapmaya korkuyor, kakasını
hemen yapmak yerine Bayan Kaka’yi içeride bekletiyor. (Bayan mı Kaka? Kakaya
basitçe sadece kaka desek)
Arda’nın babası kaka yapması gerektiğini söylüyor ama Arda
yapamıyor.
“Eğer anne kakanın gitmesine izin vermezsen baba kaka ve
çocukları minik kakacıklar onu merak eder. Anne kaka asla evine geç gitmez.” diyor
(Bu açıklamanın oldukça sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Çocuk acıyacağından
korkarak tuvaletini yapmak istemiyor olabilir, bir de üstüne ona çocukları
annesinden ayrı bırakma suçluluğunu, onları bir araya getirme sorumluluğunu
neden yüklüyoruz? Sadece kakasını yapması gerektiği, yaparsa rahatlayacağı gibi
güven verici açıklamalar yerine neden iki yaşındaki bir çocuğun kafasını
bulandıracak böyle bir şey anlatalım?)
Arda düşünür, şu anda minik kakacıklar annelerini çok merak
ediyor olmalı. (Tuvaletini yapamamak birilerinin annesinde ayrı kalıp
üzülmesine neden olmamalı.) Sonra kakasını yapar. Anne kaka eve gitme zamanı
gelmişti diye rahat bir nefes alır, onu tuvalete döküp uğurlarlar. Evine koşar.
Yolda eve gitmek için telaş eden başka kakalara da rastlar. Çünkü hala kaka
yapmamak için direnen çocuklar vardır. (Direnen çocuklar? Direnen çocuklar ve bunun
sonucunda üzgün kakacıklar, işleri, duyguları neden bu kadar karıştırıyoruz hiç
gerek yokken?)
Bu esnada ağlayan kakacıkları baba teselli ediyordur, anneniz
market kuyruğunda gelecek diye. (Durum daha da dramatikleşiyor, üstelik baba
çocuklara yalan söylüyor)
Anneleri gelince çok sevinirler. Anne kaka ardanın ne kadar
iyi bir çocuk olduğunu ama zaman zaman kaka yapmakta zorlandığını anlatır. Arda
da o gece karnı rahatladığı için güzelce uyur. (İyi bir çocuk olmayla kaka
yapmakta zorlanmayı hiç bağlantılandırmasaydı keşke. Ve baştan beri yapılabilecek
açıklama şu aslında, her çocuk zaman zaman kaka yapmakta zorlanabilir, bu gayet
normaldir, olabilir, sonra yapıp rahatlar.)
İki yaş civarındaki çocukların basit, somut, gerçekçi
hikayeler dinlemeye ihtiyaçları vardır. Çünkü henüz çevrelerindeki dünyayı,
gündelik hayatı zihinlerine yerleştirmekle meşguldürler. Tuvalet söylemek,
yapmak, lazımlık, kaka gibi kavramları, durumları henüz yeni anlayıp
yerleştirmeye çalışırken onlara “anne kaka, kakanı yapmazsan çocuklar
annelerinden ayrı kalır, ağlar” gibi gerçekdışı, ortada hiçbir neden yokken kendisini
suçlu ya da üzgün hissetmesine neden olacak hikayeler anlatmak doğru değildir.
Tam tersine rahatlatıcı, güven verici, yeni öğrendiği kavramları açık, net ve
somut şekilde anlatacak hikayelere ihtiyaçları vardır. Tuvalet eğitimi
hikayeleri ne olabilir mesela? Kendisinin yaşadığı duruma benzer şeyler yaşayan
çocukların hikayeleri olabilir, lazımlığa oturmak istemeyen ya da kakasını
yapmak istemeyen bir çocukla ilgili basit, kafa karıştırmayan, kendisiyle özdeşleştirebileceği
çocukların olduğu, onun hissettiği şeylere benzer duygular hisseden çocukların hikayeleri.
Kakasını yapmakta zorlanan bir çocuğun hikayede üzgün ya da korkmuş hissetmesinde
bir sıkıntı yoktur çünkü muhtemelen çocuk da öyle hissediyordur ama kakasını
yapmadığı için anne kaka ve çocukları ayrı bıraktığını düşündürmek ve sonucunda
çocuğun kaka yapamadığında üzgün ya da suçlu hissedebilecek olması hiçbir
pedagojik doğruyla örtüşmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder