24 Aralık 2016 Cumartesi

Reggio İlhamlı Öğrenme Nedir?

Reggio yaklaşımını uygulayan bir öğretmen ve annenin bu yöntemin ailesi için ne ifade ettiğini anlatan bir yazısını şurada okudum ve çevirdim. 

REGGİO İLHAMLI ÖĞRENME NEDİR?

Bu öğrenme yöntemi;

Yalnızca bir çocuğun duyabileceği merakı, öğrenme ve çevresindeki dünyayı keşfetme isteğini destekliyor.
Oyun oynayıp öğrenirken  aramızda güçlü bir ilişki gelişmesini sağlıyor ve birlikte yarattığımız süreçte çocuğumuz aktif rol alıyor.
Geriye bakarak kendi hatalarını ve bunları nasıl düzelttiğini gözlemlemesini sağlıyor.
Güzellik ve yansıma dolu doğal bir ortam yaratıyor; küçük doğal nesneler, aynalar, ışık, ahşap oyuncaklar

ÇOCUKLARIMI ŞUNLARI YAPARAK BÜYÜTÜYORUMM

Merak ve öğrenme isteğini teşvik ediyorum.
Çocuğumun yapmak istediği şeyleri yapabilecek kapasite ve güvene sahip olduğunu biliyorum.
Onun çevresiyle ilgili sorduğu soruları cevaplayabilmek için onunla birlikte öğreniyorum.
Yaşam ve merak hakkında cevap ve açıklamalar bulmasına yardım ediyorum.
Dünyayı bütün duyularıyla keşfetmesine destek oluyorum.
Dünya hakkında eleştirel ve bütüncül düşünebilmesini sağlamaya çalışıyorum.
Onu gözlemliyorum ve  yetenek ve ilgilerini yansıtan araçlar ve deneyimler sağlayarak oyununu geliştirmeye çalışıyorum.


HANGİ OYUNLARI DESTEKLEYEBİLİRİM?

Doğa Yürüyüşü: Rehbersiz ya da (daha büyük çocuklar için) iyi bir rehberle
Doğa temalı keşifler: yapraklar, çiçekler, solucanlar, yaşam döngüleri
Küçük parçalarla oyunlar: çubuklar, düğmeler, küçük nesneler, taşlar, mıknatıslar
Duyusal Keşif: Oyun hamuru, çamur, mud, slime, duyusal hamur
Sanat ve Duyu Keşfi: boyama, kil, hamur, aynalar, doğadan ilham alma, resim ve nesneleri kullanarak hikayeler anlatma
Gözlemler: klasik ve modern sanat çalışmaları, doğa, bir defter oluşturmak, fotoğraf çekmek

Yukarıdaki fikirlerin bazıları benim çocuğum için uygun olmayabilir ama belki sizinki için uygun olabilir. Önemli olan çocuğunuzu gözlemleyerek ilgilerini fark etmek ve bu ilgileri geliştirmek.  Kendimize “Çocuğumun neye ihtiyacı var ve bu nasıl geliştirebilirim?” diye sormak.

PROJE TABANLI ÖĞRENME NEDİR?

Proje tabanlı öğrenme, çocuğunuzun yaratıcılığını geliştirme ve açık uçlu öğrenme davetleri yoluyla bir ilgi geliştirmesine yardımcı olur. Daha önce oğlumun ilgileri konusunda bir post yazmıştım. Kılıçlara, insan vücuduna ve uzaya olan ilgisini, bu konular hakkında nasıl öğreneceğimizi birlikte keşfederek geliştirdik.
Eğer ilgi duyduğu bir konu varsa bununla ilgili konuşuyoruz ve bu konuyla ilgili daha çok öğrenebileceği bir ortam yaratmaya çalışıyorum.
Ona keşfetmesine, yaratmasına ve merak etmesine yardımcı olacak materyalleri sunuyorum.

Farklı şeyler kullanarak bu konuyu sunuyor; çizim, yaratım, heykel, resim, oyunculuk, şarkı söyleme, konuşma gibi.

23 Aralık 2016 Cuma

Çocuklarımızı Anlamak

Dışarıda tanıştığımız bir teyze anlatmıştı. Gençken, kendi çocuğuna, sayı saymak vb. bir şeyler öğretiyormuş evde, ama çocuk o öğrettiği şeyleri başkalarının yanında söyle deyince söylemiyormuş çocuk, bir gün bu yüzden çok kızıp dövmüş çocuğunu. Ne kadar yanlış yaptığını sonradan anladığını söyledi.

Beni uzun zaman düşündürdü bu hikaye, uç bir örnek olsa da, dövmek noktasına kadar gitmese de çocukları hep birilerine bir şeyleri göstermeye, ispat etmeye teşvik ediyor, hatta zorluyoruz diye düşündüm. En basitinden, şunu anlat, bunu söyle, şunu yap diye ısrar edip durmuyor muyuz?

Birilerine ne kadar çok bildiğini gösterme üzerine dayalı bir eğitim anlayışımız var. Eğer sınavda ne kadar çok bildiğini göstermezsen öğrendiklerinin hiçbir değeri yok. Evde de benzer bir anlayış devam ediyor.  Çocukları bilmenin, öğrenmenin mutluluğunu yaşatmak yerine kendilerini ispat etmek, daha çok bildiğini göstermek yarışına sokuyoruz. Yanlışları da böyle öğretiyoruz, başkaları ne der, çok ayıp vb ile çocuklarımıza doğruyu öğretmeye çalışıyoruz.

Çocuklarla ilişkimiz de doğayla ilişkimiz gibi; değiştirmek, hükmetmek, tahrip etmek ve gösteriş üzerine. Çünkü öyle gördük, öyle öğrendik. Görerek, model alarak üstüne bir de tekrar tekrar duyarak öğrendiklerimizin  yanlış olduğunu sonradan fark etsek de değiştirmek kolay değil, çünkü zihnimize çocukluğumuzdan beri  kazına kazına yerleşmiş.


Çocuklarımız önümüzde pırıl pırıl parlayan öğrendiklerimizi değiştirme fırsatları aslında, onların ışığını yakalamak için biz koşalım peşlerinden, kendimize uydurmaya, istediğimiz gibi oldurmaya çalışmayalım. Anlamaya çalışalım, hem onları, hem kendi duygularımızı, yanlış düşüncelerimizden doğan ve yolumuzu tıkayan duygularımızı. Çocuğumuza öfkeleniyorsak önce kendimize bakalım, kendi düşüncelerimize, engellerimize, çaresizliğimize. Evimizi inşa ettiğimiz temel ne diye soralım: başkaları ne der mi, yoksa çocuğum ne hisseder mi?

19 Aralık 2016 Pazartesi

Çocuklara Kitap Sevgisi Kazandırmak

Geçenlerde, çocuklarımıza  kitap okumayı nasıl sevdirebiliriz diye bir soru gelince, ona cevaben lafı epey uzattığımı fark edip bir yazı haline getireyim dedim. İşte kendi deneyimlerimizle birlikte bazı naçizane öneriler:)

Nohut, kitap okumayı çok seven bir çocuk. Mesela bir dergiyi beş altı kere üst üste okutturduğu oluyor. Kitaplarla, dergilerle haşır neşir olmayı, biz okurken dinlemeyi çok seviyor. Elbette bizim kitapları sevdirme çabalarımızın da faydası olmuştur ama şunu unutmamakta fayda var.
Her çocuk farklı, yani bizim yapacağımız şey, sevdirmek için bir şeyler yapıp sonrasını izlemek, çocuğu gözlemleyip onun ilgileri doğrultusunda yola devam etmek.  Ben şunu yaptım o yüzden böyle oldu, ben böyle alıştırdım gibi lafları hiç sevmiyorum bu yüzden, bir şeyler yapma gayretinden çok egomuzu beslemeye yarıyor gibi geliyor. İnsan yetiştiriyoruz, kesin neden sonuç ilişkileri kurmamız, kesin çıktılar almamız mümkün değil. Hem, insan yetiştirmek demek, bir yandan da kendimizi törpülemek, geride durmak, çocuğumuzu izlemek için gayret etmek demek. Sadece şunu diyebilirim; istediğim bir sonuç için gayret gösterip ebeveynliğin sürprizli yollarında yürümeye devam ediyorum.

Gayret kısmında neler yaptığımıza gelirsek;

Altı aylık civarından itibaren ona kumaş kitaplar verdim. Sonrasında karton kitaplara geçtik. Ben de babası da okumayı çok seviyoruz, evde bolca kitap var. İstediği zaman kitapları aldı oynadı, bazen yırttı. Biraz laftan anlamaya başladığında yırtmayı bıraktı.

Gün içinde ona hep kitap okudum. Farklı sesler çıkararak, anlatarak, şarkılar söyleyerek.

Bir dönem elinin altında çok fazla kitap dergi olmuştu, birini getiriyor ben onu okurken dinlemeden diğerini getiriyordu, o zaman kitap ve dergi sayısını azalttım. Normale döndü. Bu yüzden, çocuklara kitaplar ve diğer oyuncaklar da dahil bir anda çok fazla şey sunmamak gerektiğini düşünüyorum.

Şimdilerde hareketli, boyutlu kitaplardansa bizim elimizdeki kitap ve dergilerle, ya da küçük resimli kitaplarla daha fazla ilgileniyor.

Bir dönem gün içinde ona sürekli kitap okumamı istiyor, başka oyunlara hiç yüz vermiyordu. O zaman kitap sayısını iyice azaltıp, okuduğumuz kitaplara daha fazla hareket kattım, kalkıp koşmak, kitaptakine benzer bir oyuncağı çıkarmak gibi. Şimdi kitap okuma ve diğer oyunlar daha dengeli durumda. Meraklı  Minik,  Bilim Çocuk  dergileri, bizim okuduğumuz dergiler, kitaplar ve kendi hikayeli kitapları favorileri.

Kitapları sevdirmek için neler yapabiliriz?

Okumaya hareket katabilirsiniz. Farklı sesler çıkarmak, canlandırmak. Mesela mutlu su aygırı kitabını okurken su aygırının sesini farklı çıkarıyoruz, şarkısını söylüyoruz, düşerken biz de düşer gibi yapıyoruz vb.

Bazı oyuncakları kitaptaki hikayeye dahil edip oyunlar kurabilirsiniz.

Çocuklara okumak söz konusu olduğunda, öncelik hareket etmek olmalı çünkü hareket etmek öncelikli ihtiyaçları, kitabı baştan sona okumak değil, kitapları sevdirmek, eğlenceli hale getirmek de öncelikli hedefimiz olmalı.

Kitapları, sayısını çok abartmadan, ulaşabileceği bir yerde bulundurabilirsiniz, kendisi istediğini seçip getirebilir, birlikte okuyabilirsiniz. Okumak derken aynen okumak değil, ilgisini canlı tutacak şekilde seslendirme, hareket vb. ile okumak. (Aynen okumayı da zaman zaman yapıyoruz biz, o da hoşuna gidiyor, kitabı açıp bizi, ses tonumuzu baya benzeterek taklit ediyor:))

Nohut pek sevmedi ama üç boyutlu hareketli kitaplar de ilgilerini çekmek için bir alternatif.

Bir yaş altındaki bebekler için kitaptaki sözleri ya da kendiniz söz uydurarak melodili, şarkılı okuyabilirsiniz.

Çocuğunuz neyi seviyor, ne ile ilgileniyorsa onunla ilgili kitaplar alabilirsiniz.

Siz de elinize kitap alıp okuyabilirsiniz, sizi okurken görmesi en önemlisi.


Şimdilik bu kadar. Yeni kitap maceralarında görüşmek üzere:)

3 Aralık 2016 Cumartesi

Oyuncak Seçimi

Çocuklara bir şeyler yapma fırsatı vermeyen, kısa bir süre eğlenerek izledikleri parlak, ışıklı, elektronik oyuncaklar almayın. Elleriyle bir şeyler yapabileceği oyuncakları tercih etmeye çalışın, mesela bir kutuya top atabileceği ya da halkaları dizerek bir işi tamamlayabileceği tarzda oyuncaklar.  Böylelikle  aynı aktiviteyi tekrar tekrar yaparak uzun süre konsantre olabilir. Sadece bir düğmesine basılan ve başka hiçbir şey yapılamayan oyuncaklar çocuğunuza öğrenme fırsatı vermez. Çocuğun oyuna katılabildiği, bir şeyler yapabildiği, etkin olduğu oyuncaklar yeni deneyimler yaşayıp öğrenmesini sağlar.

 Televizyon uzun süre dikkatini çekebilir ama etkileşimde bulunmasına, bir şeyleri değiştirmesine, aktif olmasına izin vermez. Çocuğun gelişimi için ellerinin çalışması çok önemlidir. Nesneleri hareket ettirip değiştirebileceği, aktif şekilde oynayabileceği oyuncakları tercih edin.

Şuradan çevirdim.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Duyusal Oyun Gelişim İçin Neden Çok Önemli?


Duyusal oyun kelimesini duyduğumuzda genelde aklımıza dağınık oyun (messy play) ya da çocukların çevrelerindeki dünyayı keşfetmelerine izin vermek gelir. Duyusal oyun bunları içeriyor olsa da aslında bundan çok daha fazlasıdır. Duyusal oyun gelişim için çok önemlidir.
Dediğim gibi duyusal oyun çoğunlukla karışıklıkla, dağınık çocukları ve evleri toplamakla bir tutulur. Aslında  bundan çok daha fazlasıdır. Hepimiz çevremizdeki dünyayı anlamak ve yanıt vermek için duyularımızı kullanıyoruz. Günlük olarak kullandığımız yedi duyumuz var, evet, beş değil yedi.

Bu yedi duyu nelerdir?
  • Tat alma
  • Dokunma
  • Koklama
  • İşitme
  • Görme
  • Vestibüler
  • Proprioseptif
Vestibüler duyu kısaca şöyle özetlenebilir; vestibüler sistem iç kulakta bulunur ve denge duyusuyla ilişkilidir. (aynı zamanda vücudumuzun ne zaman hareket ettiğini, salındığını, döndüğünü vb. bilmemizi sağlar)
Basit bir  tanımlamayla proprioseptif; vücudunuzun uzaydaki yerini, kollarınızın vücudunuzla olan ilişkisini kurma duyusudur. Eklem ve kasların durumu ile ilgili bilgilerin planlanması, koordine edilmesi, kolları ve bacakları bakmadan hareket ettirebilmek bu duyuya girer.

Çocuk henüz gelişmekteyken, bütün duyusal sistemlerin her birinin çalıştırılması ya da aktive edilmesi önemlidir böylelikle farklı duyular birbirleriyle kaynaşarak bütün bir duyusal sistem oluştururlar.

Bahsettiğim yedi duyuya, bir çocuk sınıfta eğitime ya da ev okuluna başladığında ihtiyaç duyulur. Özel ihtiyaçları olan çocuklarla çalışırken, bu çocuklarda çoğu kez bu duyu sistemlerinden biri düzgün şekilde çalışmıyordu ve bu çocukların sınıfta yaşadıkları sorunlar bununla ilgiliydi.


Ama paniğe gerek yok. Duyusal oyun yoluyla gelişimi desteklemek ebeveynler için çok zor değildir. Mümkün olduğunca çok duyusal oyuna ve duyusal gelişim aktivitelerine katılmasını sağlamak için birkaç tavsiye:

  • Yeterince uyumasını sağlayın (Yorgun beyin ve beden çocuğunuzun gelişimini engelleyecektir.
  • Ekran zamanını sınırlayın (TV, video oyunları, telefonlar, bilgisayarlar, iPad'ler / tabletler vb.).
  • Özellikle iyi havalarda mümkün olduğunca çok dışarıda oynamalarını sağlayın.
  • Yemek yaparken size yardım etmesini teşvik edin. Küçük çocuklar bile basit yemek hazırlama aktiviteleri yapabilir.
  • Parka gidin ya da doğa yürüyüşü yapın.
  • Bisiklet sürme, tırmanma, salınma, atlama, ya da diğer ikili koordinasyonu (vücudun her iki tarafını birlikte kullanma)sağlayan kaba motor beceri aktiviteleri yapmalarını sağlayın.
  • Hepsinden önemlisi, sadece eğlenin ve  çocuğunuzun keşfetmesine ve çocuk olmasına izin verin!



Çocuklar bizim zannettiğimizden daha akıllılar. Duyusal oyunda çocuğunuzun liderliğini takip edin. Belirli bir alanla ilgilendiğini fark ettiğinizde bu duyusunu kullanması için mümkün olduğunca çok fırsat tanıyın. Onlar neye ihtiyaç duyduklarını, ne istediklerini biliyor, yapmanız gereken tek şey onları izlemek.

Yazıyı şurada okuyup çevirdim. 

16 Kasım 2016 Çarşamba

On Altı Aylık Gelişim



Yazıyı şurada okuyup çevirdim.

On altı aylık çocuğunuz, ona ninni ve şarkılar söylemenizi çok sever ve hatta sizinle birlikte şarkı söylemeye çalışır. Özellikle favori şarkılarını defalarca tekrar ettirmekten hoşlanır.
Yapabildiği şeyler sizi şaşırtmaya devam ederken, bir yandan da kolayca sinirlenir, duygularıyla baş etmekte zorlanır ve öfke nöbetleri yaşar.
Çocuğunuz öfkesini sizin gibi başka bir yere kanalize edemediğini unutmayın. Gözyaşlarını ve öfkesini durdurması imkansızdır. Öfke nöbeti yaşadığında sakin kalın ve onu kucaklayarak rahatlatmaya hazır olun.


Çocuğumun Daha Aktif Olmasını Nasıl Desteklerim?
Çocuklar faaliyet halinde olmayı sever. Park, küçük maceracınıza pek çok aktivite sunar. Sallanıp zıplarken sevinçle bağırır. Tam denge sağlamak için hala zamana ihtiyacı vardır. Adım atarken ya da koşarken ayağını tam olarak nereye koyacağını bilemeyebilir. Bu yüzden çocuğunuza yakın durun ve yanınızda bir ilkyardım çantası bulundurun.
Çocuğunuzun aktif olmasını desteklemek için her zaman dışarı çıkmak zorunda değilsiniz. Yağmurlu günlerde evde yağabileceğiniz pek çok aktivite var. Hareket içeren şarkı ve oyunları, özellikle birlikte oynuyorsanız, çok sever.
Fışş fışş kayıkçı, cee oyunu, vücudun bölümleri, bebeğin burnu nerede gibi,  oynayabilirsiniz. Bunları daha çok oynadıkça çocuğunuz size daha fazla katılmak isteyecektir.

Çocuğum Neden Tekrarı Seviyor?
Tekrar çocuğunuzun kendine neler yapabildiğini hatırlatma yoludur. Tekrar tekrar aynı aktiviteyi yapmaktan hoşlanır.
Tekrarlayarak öğrendiklerinin üzerine yenilerini eklemektedir. Bir kitaba her baktığında yeni bir detay fark eder. Hafta boyunca her akşam yatmadan önce hep aynı kitabı okumak istemesinin sebebi budur.
Tekrar, aynı zamanda onun için rahatlatıcıdır. Tekrar tekrar aynı hikayeyi okumanızı ister çünkü bir sonraki adımda ne olacağını tahmin edebilir. Bu ona bir güven ve düzen hissi vermektedir.

Çocuğumu Kitapları Sevmesi İçin Nasıl Desteklerim?
Kitaplara her gün bakmaya çalışın. Sakin olduğu bir zamanda ya da yatmadan önce olabilir. Sayfa sayfa okumasanız bile siz resimler hakkında konuşurken sizi dinleyerek öğrenecektir.

Hikaye okumak ikinize özel sessiz zamanınız olabilir. Daha önce milyonlarca defa okuduğunuz kitap olsa bile, istediği kitabı seçmesine izin verin. Birlikte bildiği hayvanları, nesneleri, renkleri gösterip isimlerini söyleyebilirsiniz.

11 Kasım 2016 Cuma

Yerinde Yardım

Çocuğun kendine güven kazanması için hep deniyor ya, kendisi yapsın, yapabildiğini görsün, kendi başına bir şeyler yapabileceği ortamlar yaratın, fırsat verin.  Evet doğru ama burada dikkat etmemiz gereken hassas bir nokta var. Çocuğa kendi kendine yapma fırsatı verirken onun yaşını ve gücünü dikkate almamız gerekiyor. Yani öğrensin, kendisi yapsın diyerek onu tamamen kendi başına bırakamayız. Montessori bunu “yerinde yardım” terimiyle çok güzel açıklıyor.

Çocuk zor bir durumla karşılaştığında şunu sorabiliriz, diyor.
Yardım etmek için yapabileceğim tek şey ne?

Yani, “bırak kendisi yapsın, öğrensin” ya da tam tersi “aman üzülür ağlar yapmasın o zaman” değil. En az miktardaki yardımı doğru zamanda vermek. Elbette büyüdükçe gittikçe daha çok şeyi bizim yardımımız olmadan yapmayı öğrenecek. Zaman içinde yavaş yavaş geri çekileceğiz.


 Dengeyi bulmak, dengeyi kurmak, çocuğu gözlemlemek, kendimizi gözlemlemek, düşünmek, karar vermek, gerektiğinde geri çekilmek, gerektiğinde el uzatmak. Zor işler.

18 Ekim 2016 Salı

On Beş Aylık Gelişim


Çocuğunuz bu dönemde sınırsız merakla dolu bir enerji yumağı gibidir, bu durum, güvenliği açısından daha dikkatli olmanızı gerektirir çünkü henüz tehlikeyi fark edemez.

Farkındalığı arttıkça her gün gördüğü şeylerin nasıl çalıştığını düşünmeye başlayacaktır. Nesnelerin nasıl kullanıldığını fark edecek ve hayali oyunlarla onları farklı şekillerde nasıl kullanılabileceğini keşfedecektir. Bu dönemde oyunları, bildik nesneler üzerinedir ve gerçek davranışları oldukça yansıtır, mesela çatalı alıp yer gibi yapar ya da fırçayı alıp saçını taramaya çalışır.

Siz yemek yaparken ya da ortalığı toplayıp yerleri süpürürken size yardım etmekten hoşlanır.

Henüz değilse bile yakında, çocuğunuzun favori kelimesi “hayır” olacaktır. Artık kendisinin sizden ayrı bir birey olduğunu fark etmeye başlar ve ne kadar ileri gidebileceğini görmek için sınırları zorlar.


Bu güç mücadeleleri çok basit şeyler için bile olabilir, araba koltuğunda oturmayı reddetmek ya da banyodan çıkmak istememek gibi.  Küçük, çok önemi olmayan şeyler için mümkün olduğunca onunla zıtlaşmamaya çalışın, ona engel olma hakkınızı çocuğunuzun kabul edilemez davranışlarına saklayın, örneğin başka bir çocuğu ısırması, ona vurması ya da kendisi için riskli olacak bir davranışta bulunması gibi.


Yazıyı şurada okuyup çevirdim.

15 Eylül 2016 Perşembe

On Dört Aylık Bebek Gelişimi


Yazıyı şurada okuyup çevirdim.

Çocuğunuzun konuşması halen sınırlı olsa da, söylediğinden çok daha fazla şey anlamaktadır ve her gün yeni kelimeler öğrenmeye devam eder.

Bir kelimeyi öğrendiğinde onu sık sık söylemek için fırsat arar. Şarkılar söylemek (özellikle kelimelerin sık tekrarlandığı şarkılar) yeni öğrendiği kelimeleri kullanması için iyi bir cesaretlendirme yoludur.

Oyun çocuğunuz için önemli bir öğrenme aracıdır. Oyuncaklar şekiller, renkle ve dokular hakkında öğrenmesini sağlayacak, el becerilerini ve mekânsal zekasını geliştirecektir. Etrafındaki fiziksel dünyayı keşfetmekten hoşlanır ve devamlı hareket ederek kendi fiziksel becerilerini test eder.

Oyun yoluyla başka çocuklarla da iletişim kurar. Bu dönemde çocuğunuz başka çocukları arkadaş olarak görmez, başka çocuklar onun için çekiştirip itebileceği oyuncak gibi “şeyler”dir.

Bir oyun arkadaşıyla tanıştırırsanız, birlikte oynamaktan ziyade, ikisi yan yana kendi oyunlarını oynar -birisi diğerinin elinden oyuncağını kapmadıkça.

Paralel oyun bu dönem çocukları için normaldir, çünkü çocuğunuz kendine odaklıdır, diğer çocuklarla etkileşim daha sonra başlar ve yavaşça gelişir.

Bu etkileşimi geliştirmek için çocuğunuzun diğer küçük çocuklarla etkileşime girebileceği sosyal ortamlarda bulunmasını sağlayabilirsiniz. Oyun grupları ya da anneler ve çocuklar için diğer sosyal gruplar gibi.


Oyuncakların eğlenceli olduğu ama paylaşılması gerektiği durumlarda kalarak, zaman içinde diğerleriyle oynamanın da eğlenceli olabileceğini keşfedecektir.

6 Eylül 2016 Salı

Ayrılma Oyunları

Bilinçli Bebek, kitabından alıntıdır.


Ayrılma oyunları, bebeklerin ayrılık kaygılarını yenmelerine ve bakıcılarıyla sağlıklı bir bağlanma ilişkisi kurmalarına katkıda bulunarak, son derece terapötik olabilir. “Cee” oyunu, bütün dünyadaki ebeveynlerle bebeklerin oynadıkları önemli bir ayrılma oyunudur.

Bu oyunun içerdiği korkular, ayrılık kaygısı ve belki de doğum travmasıdır. (Ebeveynle çocuk arasındaki göz temasının kısa bir süre kesilmesi ve yeniden kurulması, bebeğin ilk kez gözlerini açtığı doğum deneyimini temsil eder.) “Cee” oyununun İngilizce adı olan “peek-a-boo” sözcüklerinin, Eski İngilizce’de “yaşıyor mu yoksa öldü mü?” anlamına geliyor olması ilginçtir. Anneden ayrılık bir bebek için olası ölümü ifade eder, dolayısıyla bu oyun derin duygusal sorunlara dokunur.

Bebeğiniz sizin gerçekten yok olmadığınızı fark ettiği sürece “cee” oynamaktan zevk alır, ama uzun süre saklı kalırsanız, muhtemelen ağlamaya başlar. Çoğu bebek ana babalarına yoğun şekilde bağlı oldukları bir dönemden geçerler. Bu bağlılık altı ila 18 ay arasında doruğa çıkar ve “cee” oyunu en çok bu yaş dönemindeki bebekleri güldürür. Yetimhanelerde yaşayan bebeklerin bu oyuna pek tepki vermemesi ilginçtir. Bunun nedeni muhtemelen bu bebeklerin kimseyle güçlü bir bağ geliştirme fırsatı bulamamış olmaları dolayısıyla da ayrılık kaygısı yaşamıyor olmalarıdır.

Emekleme aşamasındaki çocuklarla “cee” oyununun bir başka çeşitlemesi oynanabilir. Bu oyunda, bebeğinizin üzerine bir örtü kapatıp (gerekiyorsa güven vermek için örtünün üstünden dokunarak) onu bulamıyormuş gibi yaparsınız. Daha sonra, örtüyü bebeğinizin içinden emekleyerek size ulaşabileceği bir tünele dönüştürebilirsiniz. Bu bebeğinizin doğum travmalarını iyileştirebilecek, doğum deneyimini temsil eden bir oyundur. Bebeğinizin üstünü istediği zaman altından fırlayabileceği yastıklarla da kapatabilirsiniz. Sezaryen doğumla dünyaya gelen bebekler muhtemelen böyle oynamayı daha çok seveceklerdir.


Saklambaç, bebeğiniz yürümeye başladıktan sonra oynayabileceğiniz bir başka ayrılma oyunudur. 

1 Eylül 2016 Perşembe

Bilinçli Bebek



Çok beğendiğim Bilinçli Bebek kitabından “Bebeğinizin Zihinsel Becerilerinizi Nasıl Geliştirebilirsiniz? başlıklı kısmı buraya yazmadan önce şunu söylemekte fayda görüyorum. Anne babalar olarak öncelikli işimiz çocuğumuzun zihinsel becerilerini geliştirmeye çalışmak değil. Bunun yerine, onları tanımaya, anlamaya, kendilerini mutlu ve güvende hissedecekleri bir ortam oluşturmaya çalışmalıyız

Bebeklerde zihin geliştiren, dahi bebek yetiştiren, çocukları süper zeki yapan  oyuncak, kitap, öneri, aktivite vb. olmadığını düşünüyorum. Çocuğunuzun zekasını geliştirir yazan her şey daha fazla satılıyor, daha fazla ilgi görüyor mesele bu. Ama çocuğumuzun zekası aslında biz ona ket vurmazsak zaten gelişecektir. Yapmamız gereken şey; çocuğu zeka geliştiren aktivite ve kitaplara boğmak değil doğru zamanda doğru ve yeterli uyaranla tanıştırmaktır. Yani işimiz akmakta olan suya bir yol yapmaktır, su çıkarmaya çalışmak değil.

Kitaptaki bölüme geçersek, öneriler şöyle:

Bol fiziksel temas olan stressiz bir ortam sağlayın. Her türlü cezadan kaçının.

Uygun uyaranların bulunduğu, donanımlı bir ortam sağlayın ama aşırı uyarmayın.

Keşif yapma fırsatlarıyla dolu güvenli bir ortamda hareket özgürlüğü tanıyın.

Bebeğinizle sık iletişim kurun (konuşun, şarkı söyleyin, oyun oynayın).

İhtiyaç duyduğunda ilgi gösterebilir durumda olun, ama fazla yardım etmeyin. Bebeğiniz yeni beceriler edinirken biraz uğraşmasına fırsat verin.

Yapılandırılmış ve dayatılan bir öğretimden kaçının.

Yeni becerileri teşvik edin ve bebeğinizin yaptıklarından memnun olduğunuzu gösterin ama ödül vermekten ve değer yargıları içeren övgülerden kaçının.


Bebeğinizin hüsran duygularına empati gösterin, ağlamaları ve öfke nöbetlerini kabul edin.


Daha fazla bilgi için Bilinçli Bebek kitabını okumanızı öneririm.

25 Ağustos 2016 Perşembe

On Üç Aylık Bebek İçin Oyunlar



Oyunları böyle bir köşede oynuyormuşuz mesela:)

Şu siteden kısaltarak çevirdim yazıyı. 


Büyük Bir Örtüyle “Cee” Oyunu
Etraftaki eşya ve oyuncakları kaldırın. Büyük bir örtü alın, çarşaf, havlu vb. Örtüye onun görebileceği şekilde yavaş yavaş saklanın. Anne nerede? diye sorun. Sizi ararken elini tutup yardımcı olabilirsiniz. Oyunu anlamaya başlayınca onun da saklanmasını teşvik edebilirsiniz. 


Yastık Dağına Tırmanma
Bu dönemde çocuklar objelere tırmanıp engelleri aşmaktan hoşlanırlar.
Çocuğunuzun güvenli şekilde tırmanabileceği farklı objeler kullanabilirsiniz. Büyük yastıklar, minderler, sivri köşeleri olmayan kutular vb.
Çocuğunuz düştüğünde zarar verebilecek objeleri ortadan kaldırın ve yastıkları tırmanıp inebileceği şekilde yerleştirin.
Oynarken bir karton kutuyu açık şekilde de kullanabilirsiniz.


Okuma Zamanı
Renkli, büyük resimli bir kitap alın.
Sakin bir yerde oturun. Okuyun, tanıdık nesneleri işaret edin, isimlerini yüksek sesle söyleyin, onun da işaret edip söylemesini teşvik edin.
Kitaptaki şeylerle gerçek hayattaki nesnelerle bağlantı kurun. 


Bebeğinizin Sallayarak Ses Çıkarabileceği Objeler
Tuvalet kağıdı rulolarının uçlarını kapatarak içine farklı sesler çıkaran şeyler koyabilirsiniz.



Kutuya Top Atmak
Önce topu boş bir kutuya siz atarak gösterin. Daha sonra onun atmasını teşvik edin.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

On Üç Aylık Bebek Gelişimi





Yazıyı şurada okuyup çevirdim. 

ON ÜÇ AYLIK BEBEK GELİŞİMİ  
  
On üç aylık bebeğinizin davranışlarında değişimler görürsünüz, yeni duyguları keşfeder ve gelişmekte olan bağımsızlığının önündeki engelleri fark eder.


Sizden ayrılmak istemeyen yoğun bir sevgiden öfkeye ya da tam bir inatçılığa kadar çok çeşitli duygu halleri ve davranışlarla karşılaşırsınız.


Ayrılık anksiyetesi belirtileri göstermeye başlayabilir. Size yapışabilir, ağlayabilir, gideceğinizi anlayınca çok huzursuz olabilir. Ayrılmayı kolaylaştırmak için gitmeden önce onu meşgul etmeyi ve vedaları kısa tutmayı deneyebilirsiniz.



Gittikçe artan bağımsızlık duygusu, siz yanındayken ya da değilken çevreyi keşfetmek istemesine nende olur, bu yüzden güvenlik daha önemli hale gelir. Yere çömelip odaya çocuğunuzun gözünden bakarak herhangi bir tehlike olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. 



Bebeğiniz yürüme belirtileri gösterir göstermez ayakkabı almak için acele etmeye gerek yoktur. Yürüdüğü zemin güvenli olduğu sürece, çimen ya da kum gibi hafifçe pürüzlü bir zeminde bile çıplak ayakla yürümesi bacak kaslarının gelişmesine ve dengesini geliştirmesine yardımcı olacaktır. 


Denge sağlamak yürümeyi öğrenmenin en önemli parçasıdır, bu yüzden düştüğü zaman, canı yanmadığı sürece, hemen onu kaldırmaya çalışmayın.
Ayağa kalkması için cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyar, böylece yürüyüp düşebileceğini ve düşünce kendi kendine kalkabileceğini öğrenir ve kendine güven duyar.


1 ile 2 yaş arasında bebeğinizin büyüme hızı yavaşlar ve bebeklik şişmanlığını kaybeder. İştahı azabilir ve yemekler konusunda daha seçici olabilir. 




YAPABİLİYOR OLMALI

Kendi başına ayakta durabilir.
Eşyaların etrafında tutunarak yürüyebilir.
Objeleri eliyle kavrar.
Basit komutları anlar.
Hareketlerinizi taklit eder.


MUHTEMELEN YAPABİLİYOR
Kendi başına ya da elinizi tutarak yürür. 
Kaşığı tutar ancak yeme denemeleri genelde düşürme ile sonuçlanır.
Kalemle karalama yapar. 
Bardaktan su içer. 


YAPMASI DÜŞÜK OLASILIKLI
Yardımsız yürür.
Kendisi yemek yiyebilir.
İhtiyaçlarını ifade etmek için kelime ve işaret dilini bir arada kullanır. 

5 Ağustos 2016 Cuma

Bir Yaş Çocuğu




(Bilgiler ve görsel Haluk Yavuzer'in Çocuğu Tanımak ve Anlamak kitabından alıntıdır.)

Bir yaş, çocuğun kendini ve dünyasını keşfetmeye başladığı yaştır.

1 yaş çocuğunun en karakteristik özelliği, tam bir benmerkezcilik sergilemesidir. O, hep alır. Hiç vermez. Kendi bildiğini yapmakta ısrar eder. Objeleri yakalar. Her şeyin sadece kendisine ait olmasını ister. Paylaşamaz. Bir grupla oynarken bile yalnızdır.

1 yaş çocuğu artık ayağa kalkabilir, yürüyebilir. Onun dünyası keşfettikleridir. O koşar, iter, eline aldığı her şeyi tatmak ister.

Otonomi (kendi kendini yönetme) için mücadele, bu yaşın gelişime bağlı olan en tipik karşı çıkışıdır. 1 yaş çocuğu tüm dikkatini, ebeveynin koyduğu sınırları test etme- deneme ve kendini keşfetmeye vermiştir. Onun bu cüretkâr tavrı tümüyle dürtüseldir. O, iyi ile kötü arasındaki farkı henüz bilemez. “Evet” yerine “hayır”, “aşağı” yerine “yukarı” der. Umutsuz olduğu zamanlarda annesine yapışır.
Ebeveynle iyi ilişkilerin nasıl kurulacağı, onun için bir anlam ifade etmez. Kısaca bu yaş çocuk için işlerin zor gittiği bir yaştır.

 On iki aylık ile yirmi dört aylık dönem arasında bebeğin dili kullanma becerisindeki hızlı gelişmeye, taklit oyunu (miş gibi yapma) ve daha karmaşık sorun çözme becerileri eşlik etmeye başlar. Bebeklik döneminin sonlarına doğru daha yoğun bir ilgi ve dikkat göstermeye ve bu ölçütleri karşılamak için çaba göstermeye başlar.

Yeni  yürümeye başlayan çocuğun bu evredeki temel görevi tek, bağımsız bir birey olduğunu öğrenmek ve kendi kendine yeterli olabilmektir. Yeni yürümeye başlayan çocuk, kendisinin farklı ve biricik olduğunu, çevreyi keşfederken, ayrılık, yeterlilik ve bağımsızlık deneyimleri sırasında öğrenir.
Bu evrede çocuğun olumsuzluğu, gerçek anlamda bir karşı gelme değildir. Bu henüz gelişmemiş bir bağımsızlık duygusu ile yalnızlık deneyiminin birleşimidir. Cesaretlendirici, yönlendirici ve sakin bir yaklaşım içindeki ebeveyn, bir yandan ciddi problemlerin gelişimini önlerken, öte yandan yeterli olma ve benlik değeri kazanma sürecini olumlu etkilemiş olur. 

Yine bu evrede çocuk, ebeveyninin dışında çevreyi keşfetmeye başlar. Ancak ebeveynine fiziki yakınlığını sürdürerek, güven ve rahatlık aramaya devam eder. Uzaklaştığı zaman, ebeveyninin arkasından koşmasını bekler. Böylelikle bağımsızlık pratiği yapmayı güvenli bir biçimde öğrenir.
Yaşayarak öğrenme ve eylem yoluyla çevreyi keşfetme, yeni yürümeye başlayan çocuk için en önemli öğrenme yollarıdır.


1 yaşındaki çocuğu daha kolay yönlendirebilmek için evde nasıl bir ortam hazırlamamız gerekir?

Bu dönem çocuğun, ‘ara-bul, dünyayı keşfet!’ ilkesiyle hareket ettiği, size hiçbir yük getirmeden kendini eğitmeye başladığı bir dönemdir. Çevresinde her ne görürse avuçlayarak, itip çekerek, ağzına götürüp tadına bakarak, yiyerek bu kocaman güzel dünyanın içine ilk adımlarını atar. 

Sürekli,” Hayır, yapma!” demek zorunda kalmamak için, evinizde çocuk için güvenli bir alan oluşturmakla rahatlamış olursunuz. Müzik setini yüksek bir yere yerleştirin, yeni duvar kağıdı yaptırmayı daha ileri bir tarihe erteleyin. Böylece, çocuğunuz evde huzur içinde hareket edebilecektir. Evi çocuğa uygun bir hale getirmek öncelikli göreviniz olmalıdır.

Küçük çocuk, fotoğraf makinesinin tencereden farklı bir obje olduğunu ve birini düşürmenin yaramazlık olarak nitelendirilip, diğerinin nitelendirilmediğini bilemez. Ebeveyni, o, fotoğraf makinesini düşürdüğünde kızmakta, ancak tenecereyi düşürdüğünde bunu önemsememektedir. Ebeveynin bu tepkisi çocuğa mantıksız görünür ve ona, ebeveynin öfkesinin garip ve önceden kestirilemz olduğunu öğretir. Bunu önlemenin en iyi yolu, çocuk bazı objelerin değerini anlayıp onları nasıl kullanacağını öğrenecek yaşa gelinceye kadar, değerli ve kırılabilecek olan eşyaları göz önünden kaldırmak olacaktır. Çocuk, objeler arasında bazı farklılıklar olduğunu sonradan öğrenir. Çocuğun bireyselliğine saygı duyduğunuz ve onun oynayabileceği türden objelerle oynamaya yönelttiğiniz takdirde, objelere dikkat etmeyi daha çabuk öğrenecektir.

Ayrıca bu yaştaki çocuklardan, dik oturma ve tuvaletini kontrol edebilme gibi bazı becerileri kazanmış olmaları beklenmemelidir.