Bir yıl kadar önce,
Nohut’un üst üste hastalanması sonrasında tanıştık alerji ile. Bir zamanlar
benim için tatlıyı fazla kaçırınca kaşınmak dışında bir anlamı olmayan alerji
artık hakkında ne bulursam okuduğum, üzerine sıkça kafa yorduğum, hayatımızda
genişçe yer kaplayan bambaşka bir duruma dönüştü.
İlk zamanlar, bedensel
sıkıntıların ve işin uzmanlarının bile bu konudaki bilgisizliğinin getirdiği
belirsizlik ve korkuyu, durumu anlayıp adlandırabildiğimizde öfkeyi, sonrasında
merak ve araştırmayı, bazı şeylerin netleşmesi ile kabulu ve alternatifleri, yeni yolları keşfetmenin
getirdiği güven hissini yaşadık. Elbette tam anlamıyla bir güven hissine sahibiz
diyemem, bir yanımızla hep kuşkudayız.
Nohut, çevremizde sıkça tüketilen pek çok besini tüketmiyor.
Evde mutfak düzenimizi değiştirip oturttuğumuzdan artık pek sıkıntı
yaşamıyoruz. Dışarısı için de mümkün olduğunca durumunu kavrayıp ona göre
davranmasını sağlamaya gayret ediyorum ama ne de olsa çocuk, okula başladığında
belki daha farklı zorluklarla karşılaşacağız. Yine de geçenlerde gittiğimiz bir
yerde, yan odada ona bisküvi ikram eden bir ablaya benim alerjim var demesi, mutluluğum,
umut ışığım oldu.
Bu vesileyle, bir süredir okuduğumuz, çocuklara alerjiyi
anlatan bir kitaptan bahsetmek istedim. Bir krizle başlayan, zorluklarla devam
eden, sonrasında yeni kapıların, pencerelerin açıldığı bir hikaye; Sara’ya
Fındık Yok. Fıstık yedikten sonra şiddetli bir alerji atağı geçirip hastaneye
götürülen, orada yapılan testlerle günlük hayatta kullanılan pek çok yiyeceğe
alerjisi olduğunu öğrenen bir kızın öyküsü. Sara, her gün, sıklıkla yediği yiyecekleri
artık hiç tüketmemesi gereken yeni bir yaşama başlıyor. Etrafındaki herkese
öfkeleniyor , eski hayatına dönmek istiyor ve daha sonra annesiyle birlikte
yeni, yaratıcı lezzetler keşfettiği, kendisi gibi alerjisi olan çocuklarla
tanıştığı, durumunu kabullenip farkındalık kazandığı bir döneme giriyor.
Hikayenin sonunda anne babalar ve eğitimciler için bilgi
kısmında, kısaca alerjinin ne olduğu, bu durumu yaşayan çocukların neler
yaşayabileceği, ailelerin bu duruma nasıl yaklaşılması gerektiği anlatılmış.
Günümüz çocuklarının gittikçe artan sorunu alerjiyi bilmek,
öğrenmek, doğru yaklaşımları sergilemek, için herkesin, özellikle alerjisi olan
çocukların ve ailelerinin okuması gereken bir kitap.
“Ahh yazık yavrum yiyemiyor mu, azcık yese, sulandırıp içse”
demekten, parkta, bahçede çocukların eline yiyecek tutuşturmaktan vazgeçenlerin
artması umuduyla tavsiye olunur.