Bu sabah Nohut, çok hoşuma giden bir hikaye uydurunca, bir
süredir elimizde gezinen şu kartlardan size de bahsetmek istedim.
Meraklı Minik’in eski sayılarından birinin hediyesi kartlar,
bir nevi basitleştirilmiş tabu oyunu. Resimleri kelimeyi kullanmadan anlatmaya
çalışıyorsunuz. Kartlarla önce dergide anlatıldığı gibi oynamaya başladık, oynadıkça
aşina olduk ve oyun aynılaşıp ilginçliğini kaybedince yeni arayışlara girdik.
Bir süre hafıza oyunu oynadık. Kartları önce üçerli sıralayıp,
dikkatli bakıp, ardından birini saklayıp hangisinin olduğunu bulmaya
çalışıyorduk sırayla. Sonra sıralanan ve saklanan kart sayılarını arttırarak
oyunu zorlaştırdık.
Nohut’un ve benim de en sevdiğimiz hali ise kartları
hikayeler uydurmak için kullanmak. Nohut bir kart çekiyor, çıkan resimle ilgili
ben bir hikaye anlatıyordum. Sonra çekilen kartları üçe çıkardık. İçinde üç
resmin de yer aldığı hikayeler anlatmaya başladım. Mesela, çiçek, bulut, baykuş
kartları geldiyse bu üçünün de içinde geçtiği bir hikaye.
Ardından resimlerin bize ne faydası var ya da bununla ne
yaparız oyunu oynadık. Mesela sandalye ile ne yaparız, ağacın ne faydası var
gibi. Bizde hafıza oyunu ve hikaye anlatma kadar ilgi çekmese de, bu da aslında
farklı fikir ve denemelerle zenginleşebilecek bir oyun.
Aklımdaki sırada, hayvan, bitki eşya olan kartları gruplara ayırma,
gruplardaki eşya ya da hayvanlar arasında bağlantılar kurma, benzerlikler,
farklılıklar bulma var. Daha büyük yaş grubuyla resimler üzerinden, sen bir
ağaç olsaydın, sen bir baykuş olsaydın gibi sorular sorularak konuşulabilir,
yeni hikayelere yol açılabilir.
Peki, siz olsanız nasıl oynardınız bu kartlarla?
Bu arada, Nohut’un ağaç kartı hikayesi ise şöyle: Ağaç
yaşlanmış, dalı kırılmış. Sonra çocuklar onu yeni bir ağaca dönüştürmüş.
Yeşile, kahverengiye boyamışlar, adını da Fatoş hanım koymuşlar, sonra da ağaç
yeni olmuş.