10 Temmuz 2018 Salı


Artan sıcaklar, temmuzluğunu iyice hissettiren hava, her yanda gezinen güneş ışıkları. Bu yıl ilk kez, iyi ki sıcak, derken buluyorum kendimi.
Anne olmadan önce sevdiğim, önemsediğim şeylerin hepsini değişmiş buluyorum sonra. Kışı, yağmuru, soğuğu, şehrin göbeğinde olmayı seven birinin yazı, güneşi, şehirden uzakta, köyde, kırda olmayı seven birine dönüştüğünü hayal edin mesela, öyle büyük bir değişim😊
Değişim deyince aklına bir zamanlar dünyaları yerinden oynatmak  gelirken, şimdi ilk aklıma gelen tırtılın kelebeğe dönüşmesi; öyle sessiz, içten içe, uzaklaşarak, kendini sararak bir güzelliğe dönüşmek.
Serbest çağrışımlarım bile değişmiş. Hayrolsun. Bakalım daha neler değişecek, ama yaz biraz dursun, hemen değişmesin, kanatlarımızda gezinsin güneş ışıkları, dışımızı, içimizi yıkasın, aydınlatsın.

9 Temmuz 2018 Pazartesi


Şehirde geçen çocukluğumun renkli ayları, yaz ve anneanne evi. Akşama doğru hazırlanan yemeğin yanında salataya bir koşu bahçeden toplayıp getirdiğimiz naneler. “Bahçeden nane koparıp geliver” dediklerinde uçarak gittiğim, yeni sulanmış bahçenin köşesinde yeşermiş mucizevi bitki; nane. Diplerinden değil üstlerinden nazikçe koparılır, her yana mis gibi kokusu yayılır, ellerine yüzüne değer, ferahlatır. Ellerinde su, toprak ve nane kokusu, aklında hayaller, oyunlar, keşifler, sınırsız, rengarenk bir dünya. Nanenin, suyun, yazın, oyunun; her şeyin ama her şeyin kokusunun, tadının keskin, güçlü, farklı ve yepyeni olduğu, bahçelerde, arkadaşlar, oyunlar, bisikletlerle yaşadığımız, topraktan evler, şehirler, dünyalar kurabildiğimiz zamanlar. Nasıl canlı, nasıl güzeldi, ne çabuk, nasıl da, rüya gibi geçip, uçup gitti.


Parkların yaz hallerini seviyorum. Her yanda koşuşan, oynayan, düşen, kalkan, bağıran çocuklar, çocuklarına seslenen, etraflarında dolanan anneler. Salıncak, tahtıravelli gıcırtıları. Bir grup çocuk kumda oynuyor, kimisi kaydıraktan kayıyor, kimisi tırmanıyor, kimisi oyunun en tatlı yerinde. Koşuşturmacalar, konuşmalar, gülüşler, ağlamalar, krizler ve şenlikler.
 Çocukların pür neşelerini, annelerin bu neşenin akışı karşısındaki bambaşka hallerini, tepkilerini. Anneanne, babaanne, dedelerin torunlarına bakarken kalp şekli alan gözlerini. Çayları ve yiyecekleriyle birlikte parka gelmiş, birbirleriyle sohbet eden, yemek tarifleri, temizlik tüyoları ve hep ama hep çocukları konuşan anneleri, teyzeleri, anneanne ve babaanneleri. Koruyan, kollayan, paylaşan, üreten, yeşerten, her yere yuva havası taşıyan kadınları.
Parkta çocuklar arasında geçen saçma sapan diyalogları, onca karşıt uğraşa rağmen henüz mantıkla, ayıpla, günahla, kim ne derle sınırlanmamış hallerini, saflıklarını, komikliklerini.
Siz de gelsenize, iki lafın belini kıralım😊