Şehirde geçen çocukluğumun renkli ayları, yaz ve anneanne
evi. Akşama doğru hazırlanan yemeğin yanında salataya bir koşu bahçeden
toplayıp getirdiğimiz naneler. “Bahçeden nane koparıp geliver” dediklerinde
uçarak gittiğim, yeni sulanmış bahçenin köşesinde yeşermiş mucizevi bitki;
nane. Diplerinden değil üstlerinden nazikçe koparılır, her yana mis gibi kokusu
yayılır, ellerine yüzüne değer, ferahlatır. Ellerinde su, toprak ve nane kokusu,
aklında hayaller, oyunlar, keşifler, sınırsız, rengarenk bir dünya. Nanenin,
suyun, yazın, oyunun; her şeyin ama her şeyin kokusunun, tadının keskin, güçlü,
farklı ve yepyeni olduğu, bahçelerde, arkadaşlar, oyunlar, bisikletlerle
yaşadığımız, topraktan evler, şehirler, dünyalar kurabildiğimiz zamanlar. Nasıl
canlı, nasıl güzeldi, ne çabuk, nasıl da, rüya gibi geçip, uçup gitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder