Nohut’un buğdaya, inek sütü ve inek sütü ürünlerine ve bazı
başka besinlere alerjisinin olduğunu alerjinin öyle hemen geçen bir şey
olmadığını, sıkı diyetin, sağlıklı beslenmenin ve bağışıklığı güçlendirmenin en
önemli iyileştiriciler olduğunu uzun ve üzücü deneyimlerle öğrendik. Pek çok
doktorun alerjinin her belirtisi gözünün önünde olsa bile alerjiyi görmezden
geldiğini ya da bilmediğini, alerjiyi bilenlerin de tedavi sürecini tam olarak
bilmediğini, çok diplomalı uzmanların çok vahim yönlendirmeler yapabildiğini de
gördük. Uzmanlara güvenemeyince, geriye tek yol kalıyor, okumak, araştırmak ve
her adımı dikkatle atmak.
Bu süreçte yaşamımız,
özellikle mutfağımız değişti. Nohut glüten içeren hiçbir şey tüketmiyor, inek
sütü yerine keçi sütü kullanıyoruz ve bazı besinleri (badem, fıstık, tahin vb)
tüketmiyor. İnsanların ilk tepkisi genelde, vah vah nasıl beslenecek bu çocuk,
olsa da diyetten sonra tam tersine kilo aldı, alerji belirtileri oldukça
azaldı. Şimdilik yalnızca geniz eti nedeniyle uykuları sıkıntılı.
Okudukça, öğrendikçe ben de, bir süredir yediklerime daha
fazla dikkat etmeye, daha bilinçli yemeye, başladım ve daha önce yaşadığım pek
çok sıkıntının sebebini yeni yeni anlar oldum.
Sağolsun annem de bizimle birlikte öğrendi, mutfağını
değiştirdi, yeni malzemelerle tanıştı ve bunlarla lezzetli harikalar yaratmaya
başladı. Onunla bu konularla ilgili konuşurken, sık sık şu cümleyi kurduğumu
fark ediyorum: bunu neden daha önce öğrenmemişim, bunu bilseydim böyle
yapmazdım, neden gittiğimiz onca doktorun hiçbiri şunu söylemedi vb
Buradan yine aynı noktaya geliyoruz: okumanın, bilmenin,
araştırmanın önemi
Düşünün ki; süte alerjisi çıkmıştı dediğim bir doktor bana,
sütü sulandırıp ver demişti. Alerjimiz olan bir besinin az bir miktarını bile
kesinlikle tüketmemiz gerektiği bilgisine basit bir okumayla bile ulaşabilir
haldeyiz artık.
Bu kadar çok kaynağın, bu kadar çok bilginin olduğu bir
dünyada nefes alıyor, hareket ediyor olmamızı sağlayan bedenimizi tanımak,
anlamak, korumak söz konusu olduğunda neden bu kadar bilgisiz, hatta bilgimiz
olsa bile bilinçsiz davranabildiğimizi anlayamıyorum.
Yemenin aslında vücudumuzu ve ruhumuzu ayakta tutan,
canlandıran bir eylem olduğunu çoktan unutmuş gibiyiz. En basit bir eşyayı
alırken bile kaliteli olsun, uzun dayansın diye düşünüp araştırmamıza rağmen
bedenimiz söz konusu olduğunda içinde ne olduğunu bilmediğimiz her şeyi sırf
canımız çekti diye kolaylıkla kabul edebiliyoruz.
Yemek yemeyi mecburi bir iş olarak gördüğüm,
rahatsızlıklarımı ilaçlarla geçiştirmeye çalıştığım, sıfır sağlık bilgisiyle
çocuk sahibi olduğum zamanlara bakarak şunu diyorum: Neden daha önce canlılığımı
sürdürebilmem için gerekli olan bu kadar önemli bilgilere ulaşmadım, ulaşamadım?
Sağlık, iyileşme, beslenme konularında son zamanlarda çok
faydalandığım kitapları ve hesapları paylaşayım istedim bu vesilesiyle
İlaçsız Yaşam-Ümit Aktaş
Ahmet Aydın-Taş Devri Diyeti
Ayşegül Çoruhlu-Tokuz ama Açız
Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar-Vandana Shiva
Hasta Değil Susuzsunuz-Fereydoon Batmanghelidj
Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar-Mebruke Bayram
Bir de film önerisi: That Sugar Film