31 Mayıs 2018 Perşembe


Nohut’un buğdaya, inek sütü ve inek sütü ürünlerine ve bazı başka besinlere alerjisinin olduğunu alerjinin öyle hemen geçen bir şey olmadığını, sıkı diyetin, sağlıklı beslenmenin ve bağışıklığı güçlendirmenin en önemli iyileştiriciler olduğunu uzun ve üzücü deneyimlerle öğrendik. Pek çok doktorun alerjinin her belirtisi gözünün önünde olsa bile alerjiyi görmezden geldiğini ya da bilmediğini, alerjiyi bilenlerin de tedavi sürecini tam olarak bilmediğini, çok diplomalı uzmanların çok vahim yönlendirmeler yapabildiğini de gördük. Uzmanlara güvenemeyince, geriye tek yol kalıyor, okumak, araştırmak ve her adımı dikkatle atmak.
 Bu süreçte yaşamımız, özellikle mutfağımız değişti. Nohut glüten içeren hiçbir şey tüketmiyor, inek sütü yerine keçi sütü kullanıyoruz ve bazı besinleri (badem, fıstık, tahin vb) tüketmiyor. İnsanların ilk tepkisi genelde, vah vah nasıl beslenecek bu çocuk, olsa da diyetten sonra tam tersine kilo aldı, alerji belirtileri oldukça azaldı. Şimdilik yalnızca geniz eti nedeniyle uykuları sıkıntılı.
Okudukça, öğrendikçe ben de, bir süredir yediklerime daha fazla dikkat etmeye, daha bilinçli yemeye, başladım ve daha önce yaşadığım pek çok sıkıntının sebebini yeni yeni anlar oldum.
Sağolsun annem de bizimle birlikte öğrendi, mutfağını değiştirdi, yeni malzemelerle tanıştı ve bunlarla lezzetli harikalar yaratmaya başladı. Onunla bu konularla ilgili konuşurken, sık sık şu cümleyi kurduğumu fark ediyorum: bunu neden daha önce öğrenmemişim, bunu bilseydim böyle yapmazdım, neden gittiğimiz onca doktorun hiçbiri şunu söylemedi vb
Buradan yine aynı noktaya geliyoruz: okumanın, bilmenin, araştırmanın önemi
Düşünün ki; süte alerjisi çıkmıştı dediğim bir doktor bana, sütü sulandırıp ver demişti. Alerjimiz olan bir besinin az bir miktarını bile kesinlikle tüketmemiz gerektiği bilgisine basit bir okumayla bile ulaşabilir haldeyiz artık.
Bu kadar çok kaynağın, bu kadar çok bilginin olduğu bir dünyada nefes alıyor, hareket ediyor olmamızı sağlayan bedenimizi tanımak, anlamak, korumak söz konusu olduğunda neden bu kadar bilgisiz, hatta bilgimiz olsa bile bilinçsiz davranabildiğimizi anlayamıyorum.
Yemenin aslında vücudumuzu ve ruhumuzu ayakta tutan, canlandıran bir eylem olduğunu çoktan unutmuş gibiyiz. En basit bir eşyayı alırken bile kaliteli olsun, uzun dayansın diye düşünüp araştırmamıza rağmen bedenimiz söz konusu olduğunda içinde ne olduğunu bilmediğimiz her şeyi sırf canımız çekti diye kolaylıkla kabul edebiliyoruz.
Yemek yemeyi mecburi bir iş olarak gördüğüm, rahatsızlıklarımı ilaçlarla geçiştirmeye çalıştığım, sıfır sağlık bilgisiyle çocuk sahibi olduğum zamanlara bakarak şunu diyorum: Neden daha önce canlılığımı sürdürebilmem için gerekli olan bu kadar önemli bilgilere ulaşmadım, ulaşamadım?
Sağlık, iyileşme, beslenme konularında son zamanlarda çok faydalandığım kitapları ve hesapları paylaşayım istedim bu vesilesiyle
İlaçsız Yaşam-Ümit Aktaş
Ahmet Aydın-Taş Devri Diyeti
Ayşegül Çoruhlu-Tokuz ama Açız
Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar-Vandana Shiva
Hasta Değil Susuzsunuz-Fereydoon Batmanghelidj
Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar-Mebruke Bayram

Bir de film önerisi: That Sugar Film

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder