Küçük, yavaş ve sessiz şeyleri seviyorum. Usulca yağan
yağmur gibi, yağmurdan sonra her yana sessizce yayılan bana yeniden başlamayı
hatırlatan, o hafif, tazecik koku gibi. Güneş açınca her yanda gezinen minik
ışıklar gibi. Mesela karıncaları ve salyangozları ve kuru yaprakları.
Mevsimlerin değişimini. Usul usul rüzgarları, bulutları, hiç ses etmeden
başımızın üstünde duran en güzel maviliği. Basıp geçtiğimiz şifa yüklü otları. Sessizlik,
yavaşlık ve küçüklük mucizesi tohumları. O minicik şeylerin meyveyi, sebzeyi, ağacı,
ormanı içinde taşıyor olmasını. Küçük, yavaş ve sessiz şeylerin çok kıymetli
olduğunu, öyle sandığımız gibi, öyle göründüğü gibi olmadığını yeniden yeniden
anladığım anları.
Ve nasıl özlüyorum bir tohumu ellerimle tutup toprağa
bırakabilmeyi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder