10 Mayıs 2018 Perşembe


Küçük, yavaş ve sessiz şeyleri seviyorum. Usulca yağan yağmur gibi, yağmurdan sonra her yana sessizce yayılan bana yeniden başlamayı hatırlatan, o hafif, tazecik koku gibi. Güneş açınca her yanda gezinen minik ışıklar gibi. Mesela karıncaları ve salyangozları ve kuru yaprakları. Mevsimlerin değişimini. Usul usul rüzgarları, bulutları, hiç ses etmeden başımızın üstünde duran en güzel maviliği. Basıp geçtiğimiz şifa yüklü otları. Sessizlik, yavaşlık ve küçüklük mucizesi tohumları. O minicik şeylerin meyveyi, sebzeyi, ağacı, ormanı içinde taşıyor olmasını. Küçük, yavaş ve sessiz şeylerin çok kıymetli olduğunu, öyle sandığımız gibi, öyle göründüğü gibi olmadığını yeniden yeniden anladığım anları.
Ve nasıl özlüyorum bir tohumu ellerimle tutup toprağa bırakabilmeyi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder