14 Temmuz 2017 Cuma

Sevdiğim ebeveynlik kitapları, sadece şu doğrudur-bu yanlıştır diyenler değil, doğruları nasıl yapmalıyız, yanlışları neden yapıyoruz anlatanlar.  Kendimize baktıranlar, içimize döndürenler. Çünkü çoğumuz bilmekle yapmak arasındaki büyük boşlukta salınıp duruyoruz. Kıramadığımız döngüler, yaptıktan hemen sonra fark ettiğimiz yanlışlar, baş etmekte güçlük çektiğimiz duygularla mücadele ediyoruz. Evet çocuklarla birlikte mutlu anlar içinde olmak muhteşem ama bir yandan da çok iyi biliyoruz ki bazı anlarda sakinliğimiz korumak çok güç. Hepimizin güçlü yönleri ve zayıf yönleri var ve çocuklar bence bu yönlerimizi dengelememiz için inanılmaz fırsatlar sunuyor. (Bizi deli etmeye çalıştıkları konusunda ısrarcı olanlar delirmeye devam edebilir😊
Bu fırsatlarla öğrenmek okulda aldığımız her şeyiyle planlanmış eğitimlere, önce çalışıp sonra sınavlara girmeye hiç benzemiyor, yaşamın içinde an be an eğitiliyoruz, bu yüzden farkındalık; davranışlarımızın, duygularımızın farkında olmak çok önemli, farkında olmazsak bu çok hızlı öğretmenlerimizin verdiği dersleri kaçırabiliriz. Bu farkındalığı kazanmak için de kitaplar çok çok önemli bence, ya da delirmekte ısrar etmek yerine başka öneriler arıyorsanız kitaplara sarılabilirsiniz:)😊
Farkındalık kazandıran kitaplar listesinde baş sıralarda yer alması gereken bir kitap bence; Çocuğunuzla Birlikte Büyümek
Kitap, çocuklarımızı kontrol etme çabamıza son vermemiz gerektiği çünkü bu çabanın beyhude olduğunu anlatarak başlıyor. Bunun yerine çocuğun ihtiyaç ve duygularına yönelmemizi, bunları anlamaya çalışmamızı söylüyor. Ne kadar çok öğretmeye çalışırsak o kadar zorlanıyoruz, bunun yerine öğrenmeye çalışmak için çaba harcamalıyız. Peki nasıl?
Bunu, detaylı örneklerle, sorularla çok güzel anlatıyor kitap. Tam vakıf olmak için baştan sona okumak şart. Ben sadece aklımda kalan en önemli kısımları ve özellikle uygulama ihtiyacı duyduklarımı yazacağım.
Diğer pek çok kitapta olduğu gibi İLETİŞİMin gücüne vurgu yapıyor. Çocuklarımızla birlikte büyürken,  İletişim kurmak, bağlantı kurmak en önemli şey.
SİDOT formülüyle iletişim, yöntemi zihnimde bir yerlerde hep bulunmasını istediğim bir yöntem. Şöyle:
S-Sessizce içinden konuş. Ağzından çıkmak üzere olan sözlerin farkına var, tepkinin önce zihninde oluşmasına izin ver. Daha sonra düşündüklerinizi bir yere de yazabilirsin. Bu düşünceler olmadan nasıl davranacağını hayal et.
İ-İlgini çocuğa yönlendir.
D-Dinle
O-Onayla. Durumu dramatik hale getirmeden kendi yargılarını eklemeden onayla
T-Teşvik et. Üzüntüsünü çözümleyebilmesi için teşvik et
Çocuklarımızın öfkemizin nedeni değil tetikleyicisi olduğunu unutmayalım, bizim öfkemizden onlar değil, kendimiz sorumluyuz. O bir şey yapar, sizin zihninizde bir pencere açılır ve yazılanları yaparsınız. Bu otomatik tepkidir, bununla birlikte bu tepkiyi fark edip değiştirebilirsiniz. İçinizden konuşarak içinizi boşaltın. Aklınıza ilk gelen sözcükleri sarf etmeyin.
Biz aslında çocuklara değil, onların davranışlarına yönelik kendi yorumumuza tepki veriyoruz. Kendi yorumumuzu fark edersek davranışlarımızı da değiştirebiliriz.

Bir diğer önemli nokta ise, çocukların öfke nöbetleri ve ağlamalarıyla baş etmeyi muhakkak öğrenmemiz gerekiyor. Onunla birlikte biz de öfkelenmeyeceğiz ya da öfkelendi ağladı diye durumu değiştirmeye, bütün isteklerini yerine getirmeye çalışmayacağız. Yapılacak şey, çocuğun duygusunu fark etmesini, duygularını dışa vurmasını sağlamak. Çünkü olaylardan dolayı değil, olaylarla ilgili kendi düşünceleri yüzünden öfkeleniyor. Duygularını başka insan ve olaylara dayandırmadığında kendi gücünün farkına varabilir. Bunu kendimiz ne kadar yapabiliyoruz acaba diye düşünüyorum ki çocuğa aktarabilelim. Duygularımızın sorumluluğunu alıyor muyuz? Beni öfkelendirdi yerine ben öfkelendim, beni çok zorluyor yerine zorlanıyorum diyebiliyor muyuz?
Kitap diyor ki: Çocuğunuz için yağmuru dindiremezsiniz bunu yapabilseniz bile çocuğunuza bir faydası dokunmaz. İnsanları da değiştiremezsiniz. Çocuğunuza kendi duygularını sahiplenmesi konusunda yardımcı olursanız onu insanlarla ilişki kurmaya daha iyi hazırlarsınız. Hayatı boyunca insanları kendi beklentileri doğrultusunda değiştirmek için uğraşıp durmaz. Kesinlikle doğru. Ve her doğru gibi uygulaması kolay değil ama emek vermeye değer.

Kitapta daha pek çok konu hakkında yol gösterici örneklerle dolu. Şimdilik ben SİDOT formülüyle iletişim ve kendi duygularına sahip çıkma konusu üzerinde epeyce çalışmam gerektiğini hissediyorum. Kitabı okuyanlar, deneyenler, sevenler, okumak isteyenler siz neler diyorsunuz?

6 Temmuz 2017 Perşembe

“Çocuklarım doğmadan önce biliyordum ki, ebeveynlik hem zorlayıcı hem de geliştirici bir deneyim olacaktı. Ama aslında hiçbir şey bilmiyormuşum.
İnsanın nasıl bu denli yorulabileceğini ve tümüyle çözümsüz hissedebileceğini bilmiyordum; tıpkı tüm çarelerin tükendiği anlarda bile bir şekilde yeni çareler üretmem gerekeceğini bilmediğim gibi.
Bir çocuğun tüm gücüyle haykırma ve (komşularımızın Çocuk Hizmetleri’ni aramasına yol açacak biçimde çığlıklar atma) nedeninin, akşam yemeği için yanlış tip makarna pişirmenizden ibaret olabileceğini de bilmiyordum.
Doğal doğum kurslarında anne adaylarına öğretilen derin soluk alma egzersizlerinin aslında doğumdan çok sonra işe yaramaya başladığının farkında değildim.
Başka çocukların da benimkilerle hemen hemen aynı sorunlarla boğuştuğunu ve benzer davranışlarda bulunduğunu öğrenmenin bu kadar rahatlatıcı olabileceğini de öngörememiştim.
Kısacası çocuk yetiştirmek pısırıkların işi değildir. Eşim, çocuk yetiştirmenin, düzensizlik ve belirsizlikle baş etme sınavı olduğunu söyler. Ama bu sınava önceden hazırlanamazsınız, aldığınız sonuçlar da her zaman parlak değildir. Roket bilimin, beyin cerrahisini, hatta deveye hendek atlatmayı bırakın bir kenara; bir şeyin aslında o kadar da zor olmadığını anlatmak istediğimizde, “Ebeveynlik değil ki bu!” dememiz gerekli.”

Koşulsuz Ebeveynlik/ Alfie Kohn