Kızımın doğumundan sonra aldığım
kitaplardan biriydi "Bebeğimle Oynuyorum". Bebeğimin doğumundan bir
ay kadar sonra kafamda, bebeğimle ne oynayabilirim, nasıl oynayabilirim,
soruları oluşmaya başladı. İlk ay, nasıl uyutabilirim, nasıl susturabilirim,
sorularıyla meşguldüm:) Daha önce bebeğin gelişimi, anneyle bağ kurması, oyunun
önemi gibi konularda mesleğim nedeniyle epeyce okumuş ama pratikte bir bebekle
uzun zaman geçirmemiştim. İlk aylarda okumaya pek fırsatım olmasa da ikinci
aydan itibaren okuyup oyunları bebeğimle oynamaya çalıştım ve kitaptan epey
faydalandım. Sadece örnek oyunlar değil oyunla ilgili bilgilerle de yeni şeyler
öğrendim ve unuttuğum bazı şeyleri hatırladım. Kitaptan geriye zihnimde neler
kaldı, neleri uyguladım, neler bebeğime fayda sağladı buraya not düşeyim
istedim.
Yıllardır okuduklarımla oyunun önemi
zihnime yerleşmiş, hatta bununla ilgili bir ödev hazırladığımı hatırlıyorum ama
şimdi fark ediyorum ki, okulda çocukla ilgili öğrendiğim her şeye, ne yazık ki sınav
sorularına cevap olarak bakmışım. Çalışmaya başlayınca bu bilgiler çocuklarla
çalışırken işime yarayan bilgiler haline geldi ve o zaman daha çok okumaya,
araştırmaya başladım. Bilgilerin gerçek anlamını bulması ise anne olmamla
birlikte gerçekleşti. İnsanın gün be gün büyüyen, tepkileri değişen bir bebekle
birlikte öğrenmesi bambaşka bir deneyimmiş. Öğrendiğiniz her şey yerini ve anlamını
buluyor, bir şeyleri değiştirebiliyor, böyle olunca daha çok öğrenmek ve daha
iyisini uygulamak istiyorsunuz. Oynadığınız oyunlara verdiği tepkilerin
değişimi, yapabildiği şeylerin hızla çoğalması, gözünüzün önünde büyümesi
inanılmaz. Bu hıza ayak uydurup, hiç bir şeyi kaçırmadan, gerektiği zamanda
gerektiği şekilde onu desteklemek istiyorsunuz. Neyse ki kitaplar yardımımıza
yetişiyor:)
Oyun bebek için de, çocuk için de çok
önemli elbette, peki neden? Çünkü oyun, sadece oyun değil, sadece çocuğu
avutmak için, zaman geçirmek için oynadığımız bir şey değil. Sanat sanat içinse
oyun da oyun için a dostlar:)
Kitap, oyunun bebeğin gelişimi için
önemini elbette benden çok daha güzel açıklamış:) Kısaltarak aktarıyorum.
1.
Oyun, zeka gelişimini destekler.
Bebekler doğumun hemen sonrasında,
sanılanın aksine, yetişkinlikte sahip olabileceklerinden çok daha fazla beyin
hücresine sahiptir. Ancak bu hücreler yaşamlarını deneyime bağlı olarak
sürdürmektedir. Yani kullanılan beyin hücreleri kalıcı olurken,
kullanılmayanlar zamanla ölmektedir. Çoğunun ziyan olup gitmesi ise sanıldığı
kadar uzun sürmez. İlk üç yaşta bile beyin erişkin beyninin %80'ine ulaşmış olur.
Bu nedenle, ilk yıllardaki gelişim için öğrenme ve deneyimleme büyük önem
taşımaktadır. Bebek ne kadar çok çevreyle ilişki içine girerse, ona ne kadar
çok uyaran sunulursa, bebekteki beyin hücrelerinin sayısı o kadar çok olacak,
hücreler arasındaki bağlantılar da bir o kadar güçlü olacaktır.
2.
Oyun bebeğinizin gelişimini destekler.
Bebek, zihinsel, fiziksel, dil ve
sosyal-duygusal alanlarda gelişim gösterir. Bu alanlar birbiriyle etkileşim
içindedir. Örneğin fiziksel gelişim zihinsel gelişimi doğrudan etkiler. Bu
yüzden fiziksel aktiviteler bebek için spor yapmaktan daha fazlasıdır.
Emekleyen bir bebek, tüm gün sırt üstü yatan bir bebekten daha fazla şey
öğrenir.
Bu alanlardaki gelişmeyi hızlandırmak,
zamanı geldiğinde gerekli uyaranları vermek bizim elimizdedir. Bebeğin öğrenme
aracı oyundur.
3.
Oyun bebeğin kendisi ile ilgili farkındalığını arttırır.
Oyunlarla vücudunun farkına varmaya
başlar.
Daha sonra bir birey olduğunun, benliğinin
farkına varır.
Duyguları ile ilgili farkındalığı gelişir.
4. Oyun bebeği daha huzurlu bir bebek
yapar.
Oyun içinde duygularının ve isteklerinin
anlaşıldığını hisseden bebek daha keyifli olacaktır.
5.
Oyun bebeğinizin yaratıcı yönünü destekler.
Oyun içinde onu serbest bıraktığınız,
Olabildiğince az yönlendirdiğiniz,
Daha çok onun verdiği işaretleri izleyerek
adım attığınız,
Adımlarını eleştirmediğiniz,
Merak etmesine, araştırmasına ve
üretmesine izin verdiğiniz,
Ve bu durumları takdir ettiğiniz,
Problemlere bulduğu çözümleri
"yanlış" yerine "yeni" olarak değerlendirdiğiniz, her durum
bebeğinizin yaratıcılığının gelişimi de olumlu yönde etkilenmiş olacaktır.
6.
Oyun oynamayı öğrenen ebeveyn, bebeği çocukluk dönemine geldiğinde,
karşılaşabileceği sorunları oyunla çözümleyebilir ve hatta engelleyebilir.
Oyun bebeklik döneminde bir iletişim aracı
olduğu gibi çocukluk dönemine gelindiğinde de en etkili iletişim aracı olmaya
devam etmektedir. Çocukluk döneminde dil becerisi kazanılmış olsa dahi, dil,
çocukların duygu ve düşüncelerine tercüman olmakta yetersiz kalmaktadır. Çocuk
iç dünyasını oyunla dışa vurmaktadır.
7.
Akademik başarının temel taşı oyun oynamaktır.
Oyunla çocuğunuzun merakı tetiklenir,
öğrenmenin temelinde de merak yatar. Oyun, meraklı ve öğrenmeye istekli bir
çocuk yetiştirmenizi destekler.
Oyunun öğrenmeyi desteklediği farelerle
yapılan bir deneyle de kanıtlanmış. Odasına oyuncak yerleştirilmiş farelerin
öğrenme oranlarında, beyin hücrelerinin ağırlığında ve sinir hücreleri
arasındaki bağlantılarda diğer gruplardaki farelere oranla daha fazla artış
görülmüş.
Kitabın ikinci bölümü, bebeğimizle nasıl oynayabileceğimizi, oyun oynarken nelere dikkat etmemiz gerektiğini açıklıyor.
Bu bölümlerden anladıklarımı genel olarak özetleyecek olursam;
Bebeğimizi gözlemleyerek, verdiği işaretleri okuyarak, ihtiyaçlarını fark ederek,
onun hızına ayak uydurarak oyun oynamalıyız. Oynarken ilgimizi tamamen ona
vermeliyiz. Kendi başına vakit geçirmeyi de öğrenmesi için zaman zaman tek
başına oynayabileceği oyunlar da oluşturabiliriz. Elbette bebeğin üzerinden
gözümüzü ayırmadan.
Bebeğimiz büyüdüğünde (3 yaşından sonra)
oyunu yönetmeyi ona bırakıyoruz. Oyun oynarken bir anlamda yönetmen koltuğunda
bebeğimiz, yapımcı koltuğunda biz varız. Ancak bebekler söz konusu olduğunda oyunu
başlangıçta bizim oluşturmamız ve daha sonra bebeğe bırakmamız daha uygun.
Yani, bebeğimizin oyun oynaması için
gereken koşulları oluşturuyor ama oyun oynama şekline müdahale etmiyoruz. Örneğin,
uzanma yeteneğini geliştirmek için, oyuncağını uzanabileceği bir mesafeye
koyuyoruz. Uzanıp eline aldıktan sonra isterse ağzına götürür, isterse yere
atar. Bebeğin geliştirmesini istediğimiz davranışını ne tamamen kendisine
bırakıyor, ne de kendimiz yapıyoruz. Yapabileceği uygun ortamı oluşturuyoruz.
Bebeğimizin gelişim düzeyine uygun oyunlar oynamamız da çok önemli. Oyun
oynayacağız diye onu hazır olmadığı bir şeye zorlamak faydadan çok zarar
getirir. Bu yüzden bebeğimizi iyi gözlemleyerek hangi becerisi gelişmekteyse
onunla ilgili oyunlar oynamalıyız.
Basit,
tekrar içeren oyunlar oynayabiliriz.
Bebekler tekrar etmekten keyif alır çünkü tekrar, bebeğin hem öğrenmesini hem
de bir sonraki adımı bildiği için güvende hissetmesini sağlar. Ayrıca, kas
gelişimini ve vücut dengesini destekler.
Bebekler oyunda da, günlük hayatlarında da
bir sonraki adımdan haberdar
olduklarında daha rahat hissediyorlar. Bu haberdar etme biçimi bebeğin
ayına göre değişebilir. Örneğin, banyo yaptırmadan önce her zaman söylediğimiz
bir şarkı olması gibi ya da banyoya başlamadan önce küvetini göstermek gibi.
Bebeğimizi alkışlayarak, kucaklayarak,
gülümseyerek, öperek takdir ediyoruz. Sadece
başarısını değil, çabasını da takdir etmeliyiz.
Önemli olduğunu düşündüğüm televizyon
konusuyla ilgili yazılanları da aktarmak istiyorum:
Televizyon
oyun değildir.
Televizyondaki görüntülerin geçişi hızlı
olduğundan bebekler için fazla uyarıcı ve yorucudur. Hızlı geçişleri izlemeye
alışan bebek ileride akademik hayatta ders dinlemekte zorluk çekebilir.
Bebekler ve çocuklar dili diyalog içinde
öğrenirler. Televizyon, çocuğunuzla karşılıklı bir diyalogdan çok bir monolog
halinde iletişim kuracağından bebeğinizin dil gelişimine faydası düşündüğünüz
kadar olmayacaktır.
Bu nedenlerle, çocukların iki yaşından önce televizyon seyretmemesi, bu yaştan
sonra da günde yarım saatten fazla televizyon seyretmemesi tavsiye
edilmektedir.
Kitabın üçüncü ve dördüncü bölümleri ne
zaman ve nerede oyun oynanması gerektiğinden bahsediyor. Genel olarak,
diyebiliriz ki öncelikle bebeğin temel
ihtiyaçlarının karşılanması, daha sonra oyun gelmeli. Bebeğin ayına göre
oyun oynama süresine dikkat ederek onu aşırı yorulmaktan koruyabiliriz. Oyun
ortamlarını çeşitlendirmeye çalışabiliriz, dışarıya çıkabiliriz. Merak ettiği şeylerle öncelikle güvenliğini
sağlayarak tanıştırabiliriz.
Son bölüm ise aylara göre takip edebileceğiniz
oyunların yer aldığı "Ne Oynamalı?" kısmı. Oyunlar hitap ettiği
gelişim alanlarına göre ayrılarak verilmiş. Önerilen oyunların olduğu ayla
ilgili gelişim özellikleri de genel olarak anlatılmış.
0-6 ay için oyunu her açıdan ele alması, bebeğin
gelişim düzeyine uygun oyunların olması, hem teorik hem de pratik bilgiye yer
vermesi nedeniyle çok yararlandığım bir kitap oldu. Artık yavaş yavaş altıncı
ay oyunlarına geçerken, keşke her ay için daha fazla oyun ve altı ay sonrası
oyunlar da kitapta yer alsaydı diyorum.
*Kitapta her ayın fiziksel gelişim bölümünde
“yüz üstü yatmaca” yer alıyor. Bebeğin karnının üzerine yatırılmasının fiziksel
gelişimi açısından çok faydalı olduğunu başka pek çok yerde de okudum. Ancak
bizimki bu karın üstü yatma işini baştan beri hiç ama hiç sevmedi. Her
denememde huzursuzlanınca ben de üstelemedim. Yine de arada bir kısa sürelerle
denemeler yapıyor, istemeyince bırakıyoruz.
Karın üstü yatırmanın faydalarından bahseden her kaynak,
bebeğin karın üstü pozisyonda hiçbir zaman yalnız bırakılmaması gerektiğini ve uyurken her zaman sırt üstü yatırılması gerektiğini ısrarla vurguluyor. Burada da hatırlatmış olalım.
*Karın üstü yatma ile ilgili daha fazla bilgi için
şuraya ve
şuraya bakabilirsiniz.
*Yazarın sitesine
buradan ulaşabilirsiniz.