9 Nisan 2019 Salı


Kelimelerle gerçekleri nasıl eğip büküp değiştirebildiğimizi, durumları nasıl da kendi işimize geldiği gibi oldurabildiğimizi fark ediyorum son günlerde. Hakikate giden yolu kelimelerle nasıl tıkadığımızı, gerçekliği kelimelerle nasıl bulanıklaştırdığımızı ve bu bulanıklığın, belirsizliğin nesilden nesile nasıl aktarıldığını.
Çocuklarla çalışmayı sanırım en çok bu yüzden seviyorum. Kelimeleri henüz gerçekleri örtmek, değiştirmek, çarpıtmak için kullanmayı bilmiyorlar. Bu yüzden onlarla konuşurken gerçeğin kalbine yakın bir yerlerde hissediyorum kendimi. Hakikatin bozulmadığı, gerçeklerin net, aydınlık olduğu, ışıklı bir yerde.
İş, yetişkinlerle konuşmaya gelince tamamen değişiyor, onlara ulaşmaya çalışırken karanlık bir kelimeler mağarasında kaybolduğumu hissediyorum.
Geçenlerde bir çocuk, babasının onunla dövüş  oyunu yaptığını, oynarken canını yaktığını, bundan rahatsız olduğunu ama babasının bunu o daha güçlü olsun diye yaptığını anlattı.
Babasıyla konuştuğumda söylediklerini doğruladı, ardından çocuğun içinde kaldığı zor durumu ona anlatmak için uçsuz bucaksız bir kelimeler denizini aşmak zorunda kaldım.
Babaya göre, dışarısı zor ve tehlikeli bir yerdi ve çocuğunu güçlü kılmak için canını yakması gerekiyordu.
Üzerinden zaman geçtikçe, mantığa bürünmüş kelimelerin altında gömülü kalıyor çocukluğumuz,  bize ışık tutan hislerimiz.
Sizden büyük, daha güçlü, güvendiğiniz, çok sevdiğiniz biri tarafından canınızın yakılması, üstelik bunun iyilik adı altında yapılması ne kadar kafa karıştırıcı. Birileri mantıklı bir açıklaması olduğu sürece canımı yakabilir, sınırımı aşabilir, kişiliğimi yıkıp geçebilir, kalbimi tuzla buz edebilir. Temellerimin sallantıda olduğu, bedenimin başladığı ve bittiği yeri bilemediğim bir dünya.
Senin canını yakıyorum ama susmalısın çünkü bu senin iyiliğin için. Yapılan zorbalığa kelimelerle iyilik süsü vermek ne kolay. Bir çocuk için canının yandığı bir duruma, çok sevdiğin, güvendiğin birinden geldiği için, kendi sesini susturarak katlanmak ne zor. İyi niyetli bile olsak karşı tarafın dünyasına, hissettiklerine kapalı olduğumuz zaman can yakabilmek ne kolay.
Bir yığın mantıklı görünen açıklamadan, mazaretten, gerekçeden örülü karanlığımıza ışık tutacak, unuttuğumuz bir soru; sana yapılsaydı, gerçekten ne hissederdin?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder