3 Kasım 2017 Cuma

Ekrandan Uzakta

Geçenlerde Nohut’a eve yakın bir yerlerde bir oyun mekanı bulduğumdan bahsetmiştim. Birkaç kere gidip orada oynamış ve çok sevmişti. Orada oyun grubu çalışmalarının yapıldığını öğrenince bir deneyelim dedik. Gitmeden önce kimbilir ne güzel şeyler yapacağız diye heyecanlanarak gittiğim çalışma hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Oyun grubu çalışmasından önce, çalışmanın içinde ve sonrasında televizyon açtılar. Çocukların zaten dağılmaya hazır olan dikkatleri böylece tamamen dağılarak, yüksek sesli müzik ve çocuk sesleri arasında sesini duyurmak için bağıran bir öğretmen, ardından bangır bangır bir müzik ve çocuk çığlıklarıyla çalışma sona erdi.
Sonrasında, rahatsızlığımı dile getirmem gerektiğini düşündüğüm için hem öğretmenle hem de yerin sahibiyle konuşup meramımı anlatmaya çalıştım. Televizyon talebinin velilerden geldiğini söylediler ve televizyonun o kadar da kötü bir şey olmadığını anlatarak beni ikna etmeye çalıştılar.
Benim ekran konusunda düşündüklerim ise şöyle:
1.       Başlamadan önce şunu vurgulamam gerek: çocuğuna ekrandan bir şey izletmiyor süper anne, izletiyor kötü anne diye bir şey yok elbette, zaten hiçbir konuya böyle yaklaşmamak gerektiğini düşünüyorum. Her annenin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Benim de öyle. Bir anne olarak zorlandığım konular oluyor, istemediğim tepkiler verdiğim oluyor, yanlışlar yapıyorum ama şunu biliyorum; yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışmalıyım. Meselemiz, çocuklarımız için daha iyisini yapmak için uğraşmak, bunun için okuyorum, bunun için burada yazmaya çalışıyorum.
2.       Amerikan Pediatri Derneği, iki yaşın altındaki çocukların hiçbir ekran görüntüsüne maruz kalmaması gerektiğini söylüyor.

3.       Beyin gelişimi büyük ölçüde 0-3 yaş döneminde tamamlanıyor. Bu uzun uzun yazılacak bir konu ama çok kısaca; bu dönemde beyin daha sonra hiç olmayacağı kadar çok büyüyor, çok bağlantı oluşturuyor. Bu dönemin önemi çocukla ilgili her kitapta, her konuda sık sık vurgulanıyor. Bir japon atasözü şöyle diyor mesela: “Üç yaşına kadar yaşananların etkisi yüz yaşına kadar sürer.” Peki bu dönem bu kadar önemliyken, çocuğu zenginleştirecek uyaranlarla doldurmak, sağlam ve temiz bir temel atmak için uğraşmak varken, neden ekrana mahkum olalım ki?
4.       Çocukları televizyondan uzak tutmak çok zor diyenlere; yalnızca sizin öyle düşünmenizi sağlayan bir sistem var.Nohut’ dan önce evimizde televizyon yok diyenler uzaylıymışım gibi bakıyordu, çocuğuma televizyon izletmiyorum, ekrandan bir şey göstermiyorum dediğimde de benzer bir tepki alıyorum. Neden çocuğumla iyi vakit geçirmek için zihnimi bulanıklaştıran, fark ettirmeden etkileyen, satın almak istemediğim şeyleri bile reklamlar vasıtasıyla aldırtan bir cihaza bağımlı olayım ki? (Ekrandan, telefon, tablet vb uzak tutmak televizyon kadar kolay değil biliyorum)
5.       Televizyonda ya da bilgisayarda eğitici programlar var. Mesele programın içeriği değil, elbette şiddet içeren şeyleri izlemesindense eğitici program izlemesi yeğdir. Ama mesele ekranın mekanizması, oradaki hızla değişen görüntüler, aşırı uyaran. “Çocuğunuzun İlk Öğretmeni Sizsiniz” kitabında şöyle diyor: “Televizyon ve filmlerden çocuklar çok daha fazla etkilenirler. Çünkü baştan ayağa duyu organı kesilmiş gibidir. İmgeler çok hızlı şekilde değiştiği için çocuklar hikayenin akışını anlamaktan çok en çok iz bırakan kovalamaca, ateş etme, çarpma gibi hareketleri ve diğer unsurları taklit eder. Ayrıca televizyon izlerken hareketsiz kaldıkları için izlemeyi bitirdiklerinde daha çok koşmaya ihtiyaç duyarlar. Ufak çocuğun doğal hali hareketli olmaktır. Çocuklar televizyonda izledikleri bir yığın görseli zihninde işleyemeden otomatik hareketler şeklinde taklit eder.”
6.       “Televizyon ya da benzeri izletmeden çocuğunuzu hayattan soyutlayamazsınız.”Bilakis, ekranı  izleyen çocuğun hayattan uzaklaşma ihtimali daha fazladır, hayat ekranda hızla değişen görüntüler, sesler, iki boyut değildir. Hayat akan su, esen rüzgar, yağan yağmurdur, toprağa değen çocuk elidir, değişen mevsimler, doğada keşfetmekle bitiremeyeceğiniz çeşitlilik, canlılıktır. Ekran  izlemeyen çocuk hayatla daha fazla bağ kurma şansı yakalar.

7.       “Hiç izletmemek mümkün mü? Başkalarından görüp isteyecek.” Evet biraz daha büyüdüğünde izlemek isteyebilir ve kontrollü izleyebilirama beyin gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığı 0-3 yaş arasında çocuğumuz daha fazla bizim kontrolümüzde. Bizim göstermediklerimizden, almadıklarımızdan bihaber. NaomiAldort, Çocuğunuzla Birlikte Büyümek kitabında şöyle diyor:“Yaşadığınız ortamı ne derece kontrol altına alacağınız sizin yaşam biçiminize ve bir ebeveyn olarak tercihlerinize bağlıdır. Ebeveynlerin çoğu çocuklarını silahlardan, ilaçlardan, şiddet içeren haber ve medya içeriklerinden, sigaradan, alkolden, kahveden vb korurlar. Bu tür maddeleri evde bulundurup ondan sonra da çocuğun bunlara dokunmasını yasaklayamazsınız. Bunun yerine bu tür maddeleri ortada bırakmamanız gerekir. Örneğin, eğer çocuğunuzu şekerciye götürüp sonra da şeker yemesini yasaklarsanız, gücenir ve kendini çaresiz hisseder. Ama eğer şekerciye götürmeyip ona evde daha sağlıklı yiyecekler sunarsanız, kendini özerk hisseder ve tatmin olur. Aile hayatınız konusunda çocuğunuza liderlik yapmalısınız; böylece o da kendine güvenme özgürlüğünü elde eder. Büyüdükçe daha fazla şeye ulaşabilmeye başlar, ama kendine güvendiği için tercihlerini sosyal baskıyla değil, kendi istek ve değerleri doğrultusunda yapar.” Burada, kendi yaptıklarımız, kendi tercihlerimiz öne çıkıyor, sen şekerli gıdadalar tüketmiyorsan çocuğun da görmediği için tüketmeyecektir ya da sen elinde telefonla video izlemiyorsan o da izlemek istemeyecektir.
8.       “Birazcık izlemekten bir şey olmaz.” Katılmıyorum. Ekran çok hızlı şekilde bağımlılık yaratıyor. Ekrandan birkaç kez hareketli, renkli şeyler göstermeniz çocuğunuzun daha çok izlemek istemesine neden olacaktır. Çocuk ısrarına dayanmanın ne kadar zor olduğunu hepimiz biliriz. Birazcık izletip her seferinde mücadele yaşamaktansa hiç izletmemek daha iyidir. Bir de gösterip sonra izin vermemekle ekranı daha cazip hale getirmiş olursunuz. Aldort’un şekerci örneğindeki gibi, şekerciye götürüp sonra da bir daha şeker yok diyemezsiniz.
9.       “Bazı programlar konuşmayı, hayal gücünü geliştiriyor, yeni şeyler öğretiyor.”Hayır, çocuklar yaşayarak, dokunarak, somut yollarla öğrenir. Ekrandan öğreneceğine hiç öğrenmesin daha iyi düşünüyorum. Üç yaşa kadar zaten bakarak, dinleyerek bir şeyler öğrenmesi değil hareket etmesi, deneyerek öğrenmesi önceliklidir. Hayal gücünü geliştirmeyi bırakın, tam tersine söndürür çünkü orada her şey etkili görsellerle tamamlanmış, bitirilmiş haldedir, hayal gücüne serbest alan bırakmaz. Sizce bir çiçeği gören, koklayan, dokunan, çiçek tohumları ekip büyüdüğünü gören, çiçek kuklalarıyla masallar anlatılan, çiçek isimleri geçen hikayeler okunan bir çocuğun hayal gücü mü daha zenginleşir yoksa ekranda çiçeklere bakan bir çocuğun mu?
10.   “Canı sıkılıyor, yapacak bir şey bulamıyoruz” Ekrana baktıkça, canı daha çok sıkılacak, çünkü kendi kendine oynamayı, kendini eğlendirmeyi öğrenemeyecek. Bir takım görüntülerin onu oyalayıp eğlendirmesini bekleyecek.

Yazdıklarımı okuyan ve çocuğuna küçük yaşlarda ekrandan bir şeyler izletmiş ebeveynler olabilir, bunu doğru bulanlar, tercih ediyorum diyenler olabilir; niyetim onları yargılamak, “aa çok yanlış yapıyorsunuz” demek değil. Bunun bir tercih olup olmadığını düşünelim diyorum, başka türlü de olabilir mi? Öyle olması gerekiyormuş gibi gelen şeylere mecbur muyuz?

Bize “böyle gelmiş böyle gider, doğrusu budur, bundan bir şey olmaz, olsa bile n’olacak ki, çok da zararı yok” gibi temelsiz varsayımlarla, çok normalmiş gibi sunulan şeylere mecbur değiliz diye düşünüyorum. Bir çocuğun hareket etmesi, oyun oynaması normal, ekran başında oturması değil, çocukların sevdiği yiyeceklerin şeker, çikolata olması bizim onlara verip alıştırmamız nedeniyle, normal damak tatları bu değil. Çocuklar eğlenmek için yüksek seslere, hareketli uyaranlara ihtiyaç duymaz, biz öyle olduğunu sanıp alıştırdığımız için hep daha hareketlisini, daha seslisini ister hale gelirler. Çocukluk daha pasif olup daha çok tüketmemiz için bize anlatıldığı, empoze edildiği gibi değil. Çocukluk akıp giden duru bir ırmak gibi, yolunu kesmeyelim, bozmayalım kirletmeyelim yeter ki, su yolunu bulacaktır.


*Çocuklara oyun grubunda eğitici aktivite olarak ekran sunulurken bunu yapmak kolay değil biliyorum ama farkındalığımız ve çabalarımızla bir şeyleri değiştirebileceğimize inanıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder