Geçenlerde Nohut’a eve yakın bir yerlerde bir oyun mekanı
bulduğumdan bahsetmiştim. Birkaç kere gidip orada oynamış ve çok sevmişti.
Orada oyun grubu çalışmalarının yapıldığını öğrenince bir deneyelim dedik.
Gitmeden önce kimbilir ne güzel şeyler yapacağız diye heyecanlanarak gittiğim
çalışma hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Oyun grubu çalışmasından önce,
çalışmanın içinde ve sonrasında televizyon açtılar. Çocukların zaten dağılmaya
hazır olan dikkatleri böylece tamamen dağılarak, yüksek sesli müzik ve çocuk
sesleri arasında sesini duyurmak için bağıran bir öğretmen, ardından bangır
bangır bir müzik ve çocuk çığlıklarıyla çalışma sona erdi.
Sonrasında, rahatsızlığımı dile getirmem gerektiğini
düşündüğüm için hem öğretmenle hem de yerin sahibiyle konuşup meramımı
anlatmaya çalıştım. Televizyon talebinin velilerden geldiğini söylediler ve
televizyonun o kadar da kötü bir şey olmadığını anlatarak beni ikna etmeye
çalıştılar.
Benim ekran konusunda düşündüklerim ise şöyle:
1.
Başlamadan önce şunu vurgulamam gerek: çocuğuna
ekrandan bir şey izletmiyor süper anne, izletiyor kötü anne diye bir şey yok
elbette, zaten hiçbir konuya böyle yaklaşmamak gerektiğini düşünüyorum. Her
annenin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Benim de öyle. Bir anne olarak
zorlandığım konular oluyor, istemediğim tepkiler verdiğim oluyor, yanlışlar
yapıyorum ama şunu biliyorum; yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışmalıyım.
Meselemiz, çocuklarımız için daha iyisini yapmak için uğraşmak, bunun için
okuyorum, bunun için burada yazmaya çalışıyorum.
2.
Amerikan Pediatri Derneği, iki yaşın altındaki
çocukların hiçbir ekran görüntüsüne maruz kalmaması gerektiğini söylüyor.
3.
Beyin gelişimi büyük ölçüde 0-3 yaş döneminde
tamamlanıyor. Bu uzun uzun yazılacak bir konu ama çok kısaca; bu dönemde beyin
daha sonra hiç olmayacağı kadar çok büyüyor, çok bağlantı oluşturuyor. Bu
dönemin önemi çocukla ilgili her kitapta, her konuda sık sık vurgulanıyor. Bir
japon atasözü şöyle diyor mesela: “Üç yaşına kadar yaşananların etkisi yüz
yaşına kadar sürer.” Peki bu dönem bu kadar önemliyken, çocuğu zenginleştirecek
uyaranlarla doldurmak, sağlam ve temiz bir temel atmak için uğraşmak varken,
neden ekrana mahkum olalım ki?
4.
Çocukları televizyondan uzak tutmak çok zor diyenlere; yalnızca sizin öyle düşünmenizi sağlayan bir sistem var.Nohut’ dan
önce evimizde televizyon yok diyenler uzaylıymışım gibi bakıyordu, çocuğuma
televizyon izletmiyorum, ekrandan bir şey göstermiyorum dediğimde de benzer bir
tepki alıyorum. Neden çocuğumla iyi vakit geçirmek için zihnimi
bulanıklaştıran, fark ettirmeden etkileyen, satın almak istemediğim şeyleri
bile reklamlar vasıtasıyla aldırtan bir cihaza bağımlı olayım ki? (Ekrandan, telefon, tablet vb uzak tutmak televizyon kadar kolay değil biliyorum)
5.
Televizyonda ya da bilgisayarda eğitici
programlar var. Mesele programın içeriği değil, elbette şiddet içeren şeyleri
izlemesindense eğitici program izlemesi yeğdir. Ama mesele ekranın mekanizması,
oradaki hızla değişen görüntüler, aşırı uyaran. “Çocuğunuzun İlk Öğretmeni
Sizsiniz” kitabında şöyle diyor: “Televizyon ve filmlerden çocuklar çok daha
fazla etkilenirler. Çünkü baştan ayağa duyu organı kesilmiş gibidir. İmgeler
çok hızlı şekilde değiştiği için çocuklar hikayenin akışını anlamaktan çok en
çok iz bırakan kovalamaca, ateş etme, çarpma gibi hareketleri ve diğer
unsurları taklit eder. Ayrıca televizyon izlerken hareketsiz kaldıkları için
izlemeyi bitirdiklerinde daha çok koşmaya ihtiyaç duyarlar. Ufak çocuğun doğal
hali hareketli olmaktır. Çocuklar televizyonda izledikleri bir yığın görseli
zihninde işleyemeden otomatik hareketler şeklinde taklit eder.”
6.
“Televizyon ya da benzeri izletmeden çocuğunuzu
hayattan soyutlayamazsınız.”Bilakis, ekranı izleyen çocuğun hayattan uzaklaşma ihtimali
daha fazladır, hayat ekranda hızla değişen görüntüler, sesler, iki boyut
değildir. Hayat akan su, esen rüzgar, yağan yağmurdur, toprağa değen çocuk
elidir, değişen mevsimler, doğada keşfetmekle bitiremeyeceğiniz çeşitlilik,
canlılıktır. Ekran izlemeyen çocuk
hayatla daha fazla bağ kurma şansı yakalar.
7.
“Hiç izletmemek mümkün mü? Başkalarından görüp
isteyecek.” Evet biraz daha büyüdüğünde izlemek isteyebilir ve kontrollü
izleyebilirama beyin gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığı 0-3 yaş arasında
çocuğumuz daha fazla bizim kontrolümüzde. Bizim göstermediklerimizden,
almadıklarımızdan bihaber. NaomiAldort, Çocuğunuzla Birlikte Büyümek kitabında
şöyle diyor:“Yaşadığınız ortamı ne derece kontrol altına alacağınız sizin yaşam
biçiminize ve bir ebeveyn olarak tercihlerinize bağlıdır. Ebeveynlerin çoğu
çocuklarını silahlardan, ilaçlardan, şiddet içeren haber ve medya içeriklerinden,
sigaradan, alkolden, kahveden vb korurlar. Bu tür maddeleri evde bulundurup
ondan sonra da çocuğun bunlara dokunmasını yasaklayamazsınız. Bunun yerine bu
tür maddeleri ortada bırakmamanız gerekir. Örneğin, eğer çocuğunuzu şekerciye
götürüp sonra da şeker yemesini yasaklarsanız, gücenir ve kendini çaresiz
hisseder. Ama eğer şekerciye götürmeyip ona evde daha sağlıklı yiyecekler
sunarsanız, kendini özerk hisseder ve tatmin olur. Aile hayatınız konusunda
çocuğunuza liderlik yapmalısınız; böylece o da kendine güvenme özgürlüğünü elde
eder. Büyüdükçe daha fazla şeye ulaşabilmeye başlar, ama kendine güvendiği için
tercihlerini sosyal baskıyla değil, kendi istek ve değerleri doğrultusunda
yapar.” Burada, kendi yaptıklarımız, kendi tercihlerimiz öne çıkıyor, sen
şekerli gıdadalar tüketmiyorsan çocuğun da görmediği için tüketmeyecektir ya da
sen elinde telefonla video izlemiyorsan o da izlemek istemeyecektir.
8.
“Birazcık izlemekten bir şey olmaz.”
Katılmıyorum. Ekran çok hızlı şekilde bağımlılık yaratıyor. Ekrandan birkaç kez
hareketli, renkli şeyler göstermeniz çocuğunuzun daha çok izlemek istemesine
neden olacaktır. Çocuk ısrarına dayanmanın ne kadar zor olduğunu hepimiz
biliriz. Birazcık izletip her seferinde mücadele yaşamaktansa hiç izletmemek
daha iyidir. Bir de gösterip sonra izin vermemekle ekranı daha cazip hale
getirmiş olursunuz. Aldort’un şekerci örneğindeki gibi, şekerciye götürüp sonra
da bir daha şeker yok diyemezsiniz.
9.
“Bazı programlar konuşmayı, hayal gücünü geliştiriyor,
yeni şeyler öğretiyor.”Hayır, çocuklar yaşayarak, dokunarak, somut yollarla
öğrenir. Ekrandan öğreneceğine hiç öğrenmesin daha iyi düşünüyorum. Üç yaşa
kadar zaten bakarak, dinleyerek bir şeyler öğrenmesi değil hareket etmesi,
deneyerek öğrenmesi önceliklidir. Hayal gücünü geliştirmeyi bırakın, tam
tersine söndürür çünkü orada her şey etkili görsellerle tamamlanmış, bitirilmiş
haldedir, hayal gücüne serbest alan bırakmaz. Sizce bir çiçeği gören, koklayan,
dokunan, çiçek tohumları ekip büyüdüğünü gören, çiçek kuklalarıyla masallar anlatılan,
çiçek isimleri geçen hikayeler okunan bir çocuğun hayal gücü mü daha
zenginleşir yoksa ekranda çiçeklere bakan bir çocuğun mu?
10.
“Canı sıkılıyor, yapacak bir şey bulamıyoruz”
Ekrana baktıkça, canı daha çok sıkılacak, çünkü kendi kendine oynamayı, kendini
eğlendirmeyi öğrenemeyecek. Bir takım görüntülerin onu oyalayıp eğlendirmesini
bekleyecek.
Yazdıklarımı okuyan ve çocuğuna küçük
yaşlarda ekrandan bir şeyler izletmiş ebeveynler olabilir, bunu doğru bulanlar,
tercih ediyorum diyenler olabilir; niyetim onları yargılamak, “aa çok yanlış
yapıyorsunuz” demek değil. Bunun bir tercih olup olmadığını düşünelim diyorum, başka
türlü de olabilir mi? Öyle olması gerekiyormuş gibi gelen şeylere mecbur muyuz?
Bize “böyle gelmiş böyle gider, doğrusu
budur, bundan bir şey olmaz, olsa bile n’olacak ki, çok da zararı yok” gibi
temelsiz varsayımlarla, çok normalmiş gibi sunulan şeylere mecbur değiliz diye
düşünüyorum. Bir çocuğun hareket etmesi, oyun oynaması
normal, ekran başında oturması değil, çocukların sevdiği yiyeceklerin şeker,
çikolata olması bizim onlara verip alıştırmamız nedeniyle, normal damak tatları
bu değil. Çocuklar eğlenmek için yüksek seslere, hareketli uyaranlara ihtiyaç
duymaz, biz öyle olduğunu sanıp alıştırdığımız için hep daha hareketlisini,
daha seslisini ister hale gelirler. Çocukluk daha pasif olup daha çok tüketmemiz
için bize anlatıldığı, empoze edildiği gibi değil. Çocukluk akıp giden duru bir
ırmak gibi, yolunu kesmeyelim, bozmayalım kirletmeyelim yeter ki, su yolunu
bulacaktır.
*Çocuklara oyun grubunda eğitici aktivite
olarak ekran sunulurken bunu yapmak kolay değil biliyorum ama
farkındalığımız ve çabalarımızla bir şeyleri değiştirebileceğimize inanıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder