29 Ekim 2017 Pazar

Hikayeler ve Masallar

Çocuğunuzun İlk Öğretmeni Sizsiniz kitabında çocuklara hikayeler ve masallar anlatmanın önemini sık sık vurguluyor. Şöyle diyor: “Okuduğumuz veya duyduğumuz şeyleri hayal gücüne veya hayallere dönüştürmek ilk anda iç gözümüzde onları canlandırdığımız için kolaydır. Buna karşılık gördüğümüz imgeler çok kalıcı bir etkiye sahiptir ve bize tamamlanmış halde sunuldukları için fazla değişime açık değildirler. Televizyon ve filmlerden çocuklar çok daha fazla etkilenirler. Çünkü baştan ayağa duyu organı kesilmiş gibidir (dev sünger örneğini hatırlayalım) İmgeler çok hızlı şekilde değiştiği için çocuklar hikayenin akışını anlamaktan çok en çok iz bırakan kovalamaca, ateş etme, çarpma gibi hareketleri ve diğer unsurları taklit eder. Ayrıca televizyon izlerken hareketsiz kaldıkları için izlemeyi bitirdiklerinde daha çok koşmaya ihtiyaç duyarlar. Ufak çocuğun doğal hali hareketli olmaktır. Çocuklar televizyonda izledikleri bir yığın görseli zihninde işleyemeden otomatik hareketler şeklinde taklit eder.
Masallar ve hikayeler, film veya çizgi filmlere dönüştürülünce çağrıştırıcı niteliğini kaybeder, fazla etkili ve anlamsız hale gelirler. Aynı masal ve hikayeler el kuklaları veya ipli kuklalarla canlandırıldığında bu deneyim çocuklar için sakinleştirici ve iyileştirici olabilir.
Ayrıca masallar, çocukların kötülükle baş etmelerine yardımcı olur. Korkularının üstesinden gelmelerinde ve yeterlilik duygusu geliştirmelerine yardım eder. Kötülüğü çocuğun travma yaşamadan aklında bir yerlere koyabileceği şekilde ortaya çıkarmasını sağlar. Masal dünyası ile ufak çocuğun dünyası temelde aynıdır; her dünyada mutlak ahlaki kurallar, esnek hayal gücü ve değişim ve dönüşüm için sınırsız imkanlar mevcuttur.”
Kitaba göre küçük yaştaki çocuklar için masallar basit, gündelik hayatıyla ilgili olmalı.  “Çünkü günlük olaylar ufak çocuk için büyük bir maceradır, dolayısıyla masallarda onları tekrar tekrar yaşamak ona büyük zevk verir. Yavaş ve melodik bir sesle günlük hadiselerle ilgili masallar anlatılması iki yaşındaki bir çocuğun çok hoşuna gider.
Üç yaş ve üzerindeki çocuklar ise sizin çocukluğunuzla ilgili hikayeler dinlemeyi sever.
Çocuklar kendileriyle, özellikle de bebeklikleriyle ilgili hikayeler dinlemeye bayılır. Örneğin; anneannelerine gittiklerinde söyledikleri veya yaptıkları şeylerin anlatılmasını çok severler.” (Yaptığımız her şeyi tek tek anlatıyoruz anneannesine gidince.)

“Çocuklara küçük yaşlarda çok kısa ve basit hikayeler anlatın, zamanla uzun ve bol tekrarlı olanlara geçin, en sonunda hayal ürünlerinin olduğu masallara geçin.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder