Çocuğunuzun İlk Öğretmeni Sizsiniz kitabında çocuklara
hikayeler ve masallar anlatmanın önemini sık sık vurguluyor. Şöyle diyor: “Okuduğumuz
veya duyduğumuz şeyleri hayal gücüne veya hayallere dönüştürmek ilk anda iç
gözümüzde onları canlandırdığımız için kolaydır. Buna karşılık gördüğümüz
imgeler çok kalıcı bir etkiye sahiptir ve bize tamamlanmış halde sunuldukları
için fazla değişime açık değildirler. Televizyon ve filmlerden çocuklar çok
daha fazla etkilenirler. Çünkü baştan ayağa duyu organı kesilmiş gibidir (dev
sünger örneğini hatırlayalım) İmgeler çok hızlı şekilde değiştiği için çocuklar
hikayenin akışını anlamaktan çok en çok iz bırakan kovalamaca, ateş etme,
çarpma gibi hareketleri ve diğer unsurları taklit eder. Ayrıca televizyon
izlerken hareketsiz kaldıkları için izlemeyi bitirdiklerinde daha çok koşmaya
ihtiyaç duyarlar. Ufak çocuğun doğal hali hareketli olmaktır. Çocuklar
televizyonda izledikleri bir yığın görseli zihninde işleyemeden otomatik
hareketler şeklinde taklit eder.
Masallar ve hikayeler, film veya çizgi filmlere dönüştürülünce
çağrıştırıcı niteliğini kaybeder, fazla etkili ve anlamsız hale gelirler. Aynı
masal ve hikayeler el kuklaları veya ipli kuklalarla canlandırıldığında bu
deneyim çocuklar için sakinleştirici ve iyileştirici olabilir.
Ayrıca masallar, çocukların kötülükle baş etmelerine
yardımcı olur. Korkularının üstesinden gelmelerinde ve yeterlilik duygusu
geliştirmelerine yardım eder. Kötülüğü çocuğun travma yaşamadan aklında bir
yerlere koyabileceği şekilde ortaya çıkarmasını sağlar. Masal dünyası ile ufak
çocuğun dünyası temelde aynıdır; her dünyada mutlak ahlaki kurallar, esnek
hayal gücü ve değişim ve dönüşüm için sınırsız imkanlar mevcuttur.”
Kitaba göre küçük yaştaki çocuklar için masallar basit, gündelik
hayatıyla ilgili olmalı. “Çünkü günlük
olaylar ufak çocuk için büyük bir maceradır, dolayısıyla masallarda onları
tekrar tekrar yaşamak ona büyük zevk verir. Yavaş ve melodik bir sesle günlük
hadiselerle ilgili masallar anlatılması iki yaşındaki bir çocuğun çok hoşuna
gider.
Üç yaş ve üzerindeki çocuklar ise sizin çocukluğunuzla
ilgili hikayeler dinlemeyi sever.
Çocuklar kendileriyle, özellikle de bebeklikleriyle ilgili
hikayeler dinlemeye bayılır. Örneğin; anneannelerine gittiklerinde söyledikleri
veya yaptıkları şeylerin anlatılmasını çok severler.” (Yaptığımız her şeyi tek
tek anlatıyoruz anneannesine gidince.)
“Çocuklara küçük yaşlarda çok kısa ve basit hikayeler anlatın,
zamanla uzun ve bol tekrarlı olanlara geçin, en sonunda hayal ürünlerinin
olduğu masallara geçin.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder