26 Ekim 2017 Perşembe

Ebeveynlik Kibri

Son yıllarda anne baba yaklaşımlarının çocuğun kişiliğinin oluşumunda ne kadar etkili olduğunun ortaya çıkması, bu bilginin yerleşmesi, kabul görmesi bir yandan çok güzel, ümit verici ama bununla birlikte şöyle bir eğilim var, pek çok kişi, çocuğun gelişiminde, kişilik oluşumunda tek etken, tek sorumlu anne babaymış gibi davranmaya başladı. Çocuk onlara göre yanlış bir davranışta mı bulundu; annesi iyi eğitemedi, çocuk ters bir cevap mı verdi; annesi hiç öğretmemiş vb. Ben bunu, bir yığın araştırma vb sonucu ortaya çıkmış güzelim bilgileri yarım ve yanlış anlama, işine geldiği gibi kullanma eğilimine ve modern hayatın, modern insanın her şeye gücünün yettiği yanılsamasının hayatın her alanında etkili hale gelmesine bağlıyorum.  İnsana yaklaşımımız da doğaya yaklaşımımız gibi. Her şey bizim elimizde ve denetimimizdeymiş gibi davranıp sürekli değiştirmeye, düzeltmeye çalışma, istediğimiz gibi olmayan her şey için de bir suçlu arama.

Unutmayalım ki; mizaç dediğimiz bir şey var. Siz ne yaparsanız yapın, çocuğunuzun bazı özelliklerini değiştiremeyeceksiniz. İçedönükse içedönük, dışadönükse de öyle, ya da başka özellikleri, lider, paylaşımcı, girişken, duyarlı vb olması. Öncelikle işe elimizde olanı kabul etmekle başlamak gerekiyor, onu anlamak, onu bütün ayrıntılarıyla tanımak, bilmek, öğrenmek, sezmek, durmak, bakmak gerekiyor. Yavaşça, sakince. Başkalarının çocuğuyla karşılaştırmadan, komşunun, parktaki teyzelerin yorumlarından etkilenmeden. Bildiğimizi sandığımız her şeyi bir kenara bırakarak, bakmak. Bütün özellikleriyle kabullenmek. Peki sonra? Hiçbir şey yapmayacak mıyız kabullendik diye. Elbette değil. Sonra da gelişim özelliklerini bilmek gerekiyor. Hangi yaşta, hangi ayda ne yapar, hangi davranışları döneminin özelliğidir bunu bileceğiz ki, iki yaşındaki çocuk paylaşmıyor diye “aa ne ayıp şey, ver hemen o oyuncağı bana, çok kızarım” demeyeceğiz. Usul usul, sakin sakin, paylaşmanın, iletişim kurmanın, bir arada olmanın güzelliğini anlatarak, yaşatarak, düşünmesini, kendisinin ve başkalarının duygularını anlamasını destekleyeceğiz. Üç yaşına kadar çocukların alt beyinlerini yani öfke, korku gibi duygularını kontrol edemeyeceğini, hızla gelişmekte olan beyinleri nedeniyle sık sık ağlama, öfke krizi gibi durumlar yaşayabileceğini unutmayacağız. En önemlisi de bizler çocukla ilgili her şeyi şekillendirebilen, değiştirebilen kimseler değiliz. İyi ki de değiliz. Bence bunu bilmek en güzeli, çünkü ebeveynlik kibrine düşmekten bizi koruyor, kendi ruh sağlığımızı böylelikle koruyabiliyoruz. En önemlisi de, hata yapabilen, hatalarından ders alan, çabalamaya devam eden gerçek ebeveynler olarak çocuklarımıza en güzel örnek olma yolunda ilerliyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder