25 Ekim 2017 Çarşamba

Oyuncak Hakkında

Tam da “Çocuğunuzun İlk Öğretmeni Sizsiniz” kitabını elimde gezdirdiğim bu sıralarda şu güzel soru geldi: Montessori ve Waldorf oyuncakları, mesela, bir gökkuşağı olmadan ya da pembe kuleler olmadan ya da her gün etkinlik hazırlamadan bu yöntemleri takip edemez miyiz?
Evet, bunlar olmadan da bu yöntemleri fevkalade uygulayabilirsiniz. Bu sıralar Waldorf okuduğum için ve şimdiye dek okuduklarım içinde kendime en yakın hissettiğim yol olduğu için onun üzerinden gideceğim ama daha çok okudukça Montessori ve Waldorf yöntemlerinin aslında pek çok noktada  birbirine benzediğini de fark ediyorum.
Oyuncak ve etkinlik, her ne kadar instagram üzerinde öyle görünüyor olsa da, aslında sandığımız kadar önemli değil. Özellikle ilk bir yıl çocuğun çok fazla oyuncağa ihtiyacı zaten yok. Sizin evinizde keşfedeceği bir dolu şey var zaten. Bakın kitapta ne diyor: Bebeğin kendisi gelişim için yeterli bir araçtır ve bebek kendini ve bedeninin kol ve bacak gibi uzantılarını inceleyerek gelişir.” Bebeğinizin ihtiyaç duyduğu şey, nesnelerle oynamak, hareket etmek ve insanlarla iletişim halinde olmak arasında bir denge kurulmasıdır. Bir yaşına kadar bebekler için tavsiye ettiği oyuncaklar şunlar. Yumuşak toplar, dönenceler, oyuncakları koymak için genişçe bir kutu, altı aydan on iki aya kadar kırılmayacak hafif kap kacak, doğaya ait objelerin bulunduğu bir sepet, kalın sayfalı kitaplar, yürümeye başlayınca itilebilen bir araba, su oyuncakları, tırmanabileceği az basamaklı bir platform

Bir yaşından sonra ise oyuncak alma konusuna biraz daha ciddiyetle eğilebiliriz. Burada da çocuğun gelişimi ve ilgileri göz önünde tutulmalı. Örneğin yürümeye yeni başlayan çocuğun bolca hareket etmeye, yürüme denemeleri yapmaya ihtiyacı vardır. Ona oyuncak yerine rahatça gezinebileceği, hareket edebileceği alanlar sunmak, hareketi destekleyen, teşvik eden oyuncaklar vermek gerekir. Mesela;
Sürülebilir, üç dört tekerlekli bir oyuncak
Üstüne çıkılabilecek kadar sağlam itmeli sürmeli oyuncaklar, bebek arabası, alışveriş arabası gibi
Ahşap kaydırak, tırmanılacak bir platform, salıncak (bizim evde bunları sığdıracak yer yok😊 bunun yerine çocuk parkına sık sık gidilebilir)
Farklı şekil ve boyutta ağaç parçaları
Kum havuzu ve kum oyuncakları
Basit bir bebek
Toplar
Çıkarıp takılabilecek parçalı ahşap oyuncaklar
Matruşka bebekler
Kalın sayfalı kitaplar
Çıkarıp takılabilir parçalı kitaplar
İçinde oynanabilecek geniş karton kutu
Pastel boya

Etkinlik hazırlamak yerine günlük rutininize onu da katmak onun için daha öğretici olacaktır. Elbette bu hiç etkinlik hazırlamayacağız, etkinlik yanlıştır demek değil. Burada, önemli olan sizin yaşamınıza dahil olması. İşlerinizi bir kenara bırakıp onunla devamlı oyun oynamaya çalışmak ya da tamamen işe dalıp çocuğu kendi haline bırakmayı iki uç nokta olarak düşünün. Bunun yerine ikisi arasında bir denge, bazen sizinle işlere dahil olduğu bazen de serbest oyun oynadığı bir düzen hayal edin. Mesela, sabah kalktığında sizi mutfakta hazırlık yaparken izlemesi, pişirdiğiniz yumurtasını soyması, yumurta kabuklarını ya da başka şeyleri toplarken size yardım etmesi gibi. Örneğin, bugün kahvaltıdan sonra ben bulaşıkları yıkarken Nohut içeride oynadı. Yerleri süpürürken o da süpürgesiyle eşlik etti. İçerideyken aklına çekmecedeki uçurtmalar geldi onları çıkarmak istedi, çıkarıp yaptık, evin içinde uçurduk. Sonra boyama yaptık, ardından başka yerleri de boyamaya başladı, önce oyuncaklarını boyadı, evin eşyalarına geçince durdurdum, sadece oyuncaklar dedim, boyadı, arkasından yıkayalım oyuncakları dedik, hem oyuncakları hem de fırçaları yıkadı. Bu işleri bitirdiğimizde zaten öğlen uykusu saati gelmişti. Yani hem birlikte iş hem de etkinlik yapmış olduk. Waldorf yöntemini ya da başka bir yöntemi evde uyguluyor ya da her gün böyle bir ritimde gidiyoruz diye anlatmıyorum bunları, her gün farklı olabiliyor, bazen keyfi olmuyor, bazen ben iş yaparken huysuzlanıyor, çocuk söz konusu olduğunda işler her an değişebilir ve buna uyum sağlamak gerekir, ama şunu demek istiyorum, çocukla mümkün olduğunca birlikte, sabırla ve yavaşça bir şeyler yapmak işin özüdür ve pek çok oyuncaktan daha kıymetlidir, çocuğunuza daha çok şey kazandırır. Peki hiç oyuncak almayacak mıyız? Elbette hayır, ama oyuncak alırken mümkün olduğunca dikkatli ve seçici olmakta fayda var.
Öncelik çocuk için güvenli olması. İkincisi, güzel olması. Nasıl bir his uyandırıyor? Çocuğunuza dünyayı nasıl tasvir ediyor? Doğumundan yedi yaşına kadar çocuğun gördüğü ve içselleştirirdiği şeylerin onun üzerinde muazzam bir etkisi vardır. Yoluna çıkan her şeyi emen dev bir sünger düşünün. Çocuk zihni işte böyle bir şeydir. “Amaan baksın da oyalansın” dediğimiz şeyler onu adım adım inşa eden şeylerdir.
Kitapta çok güzel bir söz var” Çocuğun oyuncaklara ihtiyacı yok, oyuncak fabrikalarının çocuğa ihtiyacı var.”
O yüzden bir kez daha tekralayalım; oyuncak alırken mümkün olduğunca seçici olmakta, doğal, güzel ve basit olanı seçmekte fayda var. En güzeli doğanın, hayatın kendisi, çocuğun hayatı taklit edebileceği ve yeni şeyler üretebileceği oyuncaklar.
Bir de birlikte şarkı söylemek, günlük işlere eşlik eden şarkılar uydurmak, masallar, hikayeler anlatmak, kuklaları, bebekleri konuşturmak
Birlikte iş yapmak (bulaşık makinesine bir şeyler koymak, çöp atmak, bezle toz almak, çamaşır katlamak, çiçek sulamak gibi)
Doğadan topladığınız objelerle oynamak (taşlar, kozalaklar, deniz kabukları gibi)
Saklambaç ya da kovalamaca ya da hareket içeren başka oyunlar oynamak gibi masrafsız oyun ve etkinlikler aklınızda olsun. Bir de oyunla ilgili daha fazla bilgi isteyenlere Aletha Solter’in “Oyun Oynama Sanatı” kitabını, yazdıklarımı okuyup da “ama biz hiç dikkat etmedik, bir dolu oyuncak aldık, yer gök oyuncak” diyenlere oyuncak sadeleştirme konusunda “Daha Sade Bir Hayat” kitabını önerebilirim.

“Biz bunları uygulayamayız, yapamayız” diyenlere; yazdıklarım ideal olanlar, ben de hepsini, her zaman uygulayamıyorum ama uygulamaya çalışmaktan vazgeçmiyorum. Sevgiler:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder