"Çocuklar kadar bizi tevazuya yönelten bir şey yoktur!" diye yazıyordu Çocuğunuzun İlk Öğretmeni Sizsiniz kitabında. "Kolay bir çocuk yetiştiren ebeveynler genelde kendi anne babalarına karşı eleştirel bir tavırda olur ve “benim yaptığımı yapmış olsalardı keşke”
diye düşünürler. Sonrasında başka bir çocukları olup da bu sefer çok farklı,
ele avuca sığmayan bir çocukla karşı karşıya kaldıklarında aynı anne babadan ne
kadar farklı çocuklar yetişebildiğini hayretle görmüş olurlar. Benzer bir şekilde
zor bir çocuk yetiştiren ebeveynler de çok daha sakin ve anlaşılır başka bir
çocukları olana kadar kendilerini beceriksiz hissetmeye devam ederler.
İhtiyacımız olan şey, çocukların ne kadar ne neden bu kadar farklı
olabileceklerine dair bir bakış açısı. Herkesin varoluşu ve dünyayla kurduğu
ilişki başkadır."
Burada, zor çocuk, kolay çocuk tanımları bir durumu anlatmak için kullanılmış ama kendi çocuklarımız için kullanırken dikkatli olmak gerektiğini de bir kenara iliştireyim, çünkü “bu çocuk zor, yapacak
bir şey yok” deyip çocuklarımıza gizlice öfke besleyebiliyoruz. Davranışlarımızı da bu öfke yönetmeye başlıyor. Aslında her çocuğun zorlukları ve kolaylıkları
var, etiketleri bir kenara bırakıp onu anlama ve yanında olma çabasına
odaklanmak çocuğumuzla aramıza öfke seti çekmek yerine bir köprü kurmamıza
yardımcı oluyor.
Ve çok doğru diyorum; çocuklar kadar bizi tevazuya yönelten
bir şey yok. Ben mesela, dışarı çıkarmıyorlar, evde kalmaktan, yanlış
beslenmekten hasta oluyor çocuklar derdim, her gün dışarı çıkardığım,
beslenmesine dikkat ettiğim çocuğum sık sık hastalanmaya başladı. Okulda,
sürekli çocuklarından şikayet eden velilere kızardım ve çocuğum olursa
kesinlikle şikayet etmeyeceğim derdim, yorucu günlerin sonunda, hele ki hastaysam
içimdeki dır dır canavarını zor zapt ediyorum. Anneler temizlikle uğraşmaktan
çocuklarına vakit ayırmıyor, derdim, çocuğumda toz akarı alerjisi çıktı, habire
ev temizlemeye başladım.
Tevazunun dibine vurmak bunun gibi bir şey olsa gerek :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder