Üniversite yıllarım ve sonrasında genelde davranışçı
yaklaşıma dayalı ebeveynlik kitapları ön plandaydı. Olumsuz davranışları
görmezden gel, olumlu davranışları pekiştir gibi daha çok evcil hayvan
yetiştirmede işe yarayacak bir yığın yöntem öğrendik. Çocuğunla uyuma, ceza yok
ama sevdiği şeylerden mahrum bırakabilirsin gibi yöntemlerin doğruluğuna
inandık. Şükür ki, çocuk sahibi olduktan sonra daha insancıl yaklaşımlarla
çocuk büyütmeyi anlatan kitaplara rastladım, okudum ve bildiklerimin, bana
öğretilenlerin yanlışlığını hem okuyarak hem yaşayarak öğrendim. Bahsettiğim
kitaplar çoğunlukla yabancı yazarlarındı; alfie kohn, magda gerber, aletha
solter, adele faber, naomi aldort gibi. Yakın zamanda bütün bu okuduklarımı bütüncül,
akıcı ve akılda kalır bir şekilde bir araya getirmiş bir kitap okudum, üstelik
de ilk kez çeviri değil. Bağırmayan Anneler-Hatice Kübra Tongar
Kitabı okuduktan sonra en azından şu önemli gerçeği kabul
edeceğimizi düşünüyorum: Çocuklara bağırarak, onları üzerek, onlara olumsuz
duygular yaşatarak istemediğimiz davranışları engelleyemeyiz. Gücümüzü canımızın
istediği gibi, bazen çocuğu ezerek bazen göklere çıkartarak kullanamayız.
Annelik bize bahşedilmiş muazzam bir güç demek, bunu doğru şekilde kullanmak
için muhakkak kendimizi eğitmeliyiz. Araba kullanmak için ehliyet, meslek
sahibi olmak için diploma, pasta yapmayı öğrenmek için bile sertifika alıyoruz.
Lakin şu hayatta öğrendiğimiz en önemli ve ciddi iş annelik olmasına rağmen, bu
konuda gayret göstermeye, okumaya, öğrenmeye zahmet gözüyle bakabiliyoruz.
Kitap bağırmamanın gerekliliğini uzun uzun anlatıyor ama
bağırmamak demek her şeyi kabul etmek, hiç sınır çizmemek demek değil elbette,
duygularımızı insani yollarla ifade etmek ve böylece çocuğumuza da örnek olmak
demek.
Kitap öncelikle çocuklarımıza bağırmamıza neden olan yanlış
inanışları tek tek inceliyor. Bunlar bize yol açmaktan ziyade önümüzü tıkayan,
gerçekçi olmayan, çevremizden duyarak farkında olmadan zihnimize
yerleştirdiğimiz ya da kolayımıza geldiği için benimsediğimiz düşünceler.
Bağırmazsam dediğimi yapmaz, beni deli etmek istiyor gibi.
Sonraki bölümde bağırmak çocuklara ve aslında bize nasıl
zarar verdiğini anlatıyor.
-Bağırmak güvenli bağlanmayı zedeler. Bağlanma demek güven
demek. Size hiç ummadığınız bir anda bağıran biriyle kendinizi nasıl emniyette
hissedersiniz?
-Çocuğumuzu iyi insan olarak yetiştirmemizi engeller. Çünkü
çocuğa öfkeyi yönetmeyi değil kontrolsüzce dışa vurmayı, kendinden güçsüzü
ezmeyi öğretmiş oluruz.
-Olumsuz duygulara dolayısıyla da olumsuz davranışlara neden
olur.
Peki bağırmamıza sebep olan öfkemiz neden ortaya çıkıyor ve kontrol
etmek için neler yapabiliriz?
Kitabın temel önerisi; kendimizi güçlü kılmak. Bunu da kendimize
zaman ayırarak, kendimizi dinleyerek, besleyerek yapabiliriz. Bizde olumsuz
duygular uyandıran durumları fark edip bunlar için neler yapabileceğimize
odaklanmak gerekiyor.
Bana kalırsa, çocuklarımıza
daha insancıl bir yaklaşım sergileyebilmenin, koşulsuz sevgi verebilmenin
önemini anlamak ve uygulamak için, okunabilecek temel kitaplardan biri.
Kitaptan sevdiğim ve aklımda tutmak istediğim bölümler:
Anneliğin beş altın kuralı
Çocuğumun doğuştan gelen bir kişiliği ve mizacı var. Bunu
bilmeli ve kabullenmeliyim
Çocuğum benden ayrı bir insan. Kendi karar ve tercihleri var
Çocuğumun emniyette hissetmesi için evimizi sevgi dolu
yapıcı eleştirilerin olduğu saygın bir ortam haline getirmeliyim Bir misafir
gelse yapmayacağım hiçbir davranışı çocuğuma da yapmamalıyım
Çocuğumun merak duygusuyla çatışmamalıyım
Hatalarla baş etmeyi öğrenmeli hatadan dönmek için alınan
sorumlulukta çocuğumu desteklemeliyim
Kitapta beğendiğim bazı öneri ve örnekler:
Yapma demek yerine dilimizi olumlu hale getirmeye çalışmak
gerek. Kumandayı yere atma yerine
oyuncak kumandayı yere atabilirsin. (Söylemesi
basit ama uygulamada çoğu kez kendimi olumsuz cümlelerle uyarıda bulunurken
yakalıyorum.)
Davranıştan ziyade niyete odaklan. Bazen öyle gibi görünse
de çocuklar kötü niyetle bir davranışta bulunmuyor. Olumsuz davranışların altında
olumsuz duygular var, çocuklar duygularını yönetmeyi beceremezler. Çocuklar pek
çok konuda eksik bilgiye sahiptir, bu yüzden de bize göre yanlış ama görünen
davranışlarda bulunurlar. (Olumsuz davranışların nedenleriyle ilgili buna
benzer bir kısmı Aletha Solter’in Bilinçli Bebek kitabından yazmıştım daha
önce)
Sarılmak; Ruh yarasına ve beden ağrısına doğal bir ilaç.
Kriz anında ders vermeye çalışma. (Şimdilerde okuduğum Bütün
Beyinli Çocuk kitabı bunun nedenlerini detaylıca anlatıyor, ilk fırsatta
yazacağım inşallah.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder