28 Eylül 2017 Perşembe

Bütün Beyinli Çocuk

Beynin işleyişini ilk kez bu kadar net, akılda kalıcı ve anlamlı şekilde zihnime adeta işleyen bir kitapla karşılaştım, size biraz anlatmak, ne anlattığı hakkında az çok yazmak istiyorum ama tam olarak anlamak için en iyisi baştan sona okumak, içindeki türlü uygulamalar, örnekler ve uzunca açıklamaların yanında benim anlattıklarım fazlasıyla özet kalacaktır. Yine de hem daha iyi aklımda kalması hem de içinizdeki kitap kurdunu uyandırmak için yazacağım.
Kitap, kriz anlarını fırsat olarak görebileceğimizi anlatarak başlıyor. Çocuklarla hayat her zaman yolunda ve sakin değildir, hatta çoğu zaman öyle değildir, sorunlar, krizler çatışmalar bizi yorgun düşürür. Çocuklarımızın sakin olmasını, sorunsuz bir hayat beklemek, kriz anlarında öfkelenip üzülmek yerine onları olgunlaştıracak doğru tepkileri vermeye çalışmak. Çocuklarla hayatı nehirde kürek çekmeye benzetiyor nehrin bir kıyısı kaos diğer kıyısı de düzen, hiçbir kontrolün olmadığı kaos da aşırı uç, hoşgörünün olmadığı katı düzen de.  Nehir ise iyi hissetme nehri. Bazen kaosa, bazen düzene yakınlaşsak, iki kıyı arasında gidip gelsek de genel olarak iyi hissetme nehri içinde kalıyoruz. Kaos ve katı düzen yakalarına çok yaklaştığımızda akıl ve duygusal sağlığımızdan o kadar uzaklaşıyoruz.  Çocuklar için de yanı şey geçerlidir. Onlarla yaşadığımız zorluklar çocukların iki uçtan birine fazla yakınlaştıklarında ortaya çıkar. Örneğin, üç yaşındaki çocuğunuz oyuncak gemisini parkta diğer çocuklarla paylaşmıyor mu? Bunun nedeni hoşgörüsüzlüğü ve katılığı. (Elbette yaşı için normal bir tepkidir) Ağlamaya, haykırmaya başladığında bu da bir kaos ortamıdır. Sizin yapmanız gereken çocuğunuzu iyi hissetme nehrine, kaos ve hoşgörüsüzlükten uzak, uyumlu bir ortama sokabilmektir. Bunun için de kendimizin nehirde dengeli bir şekilde ilerliyor olması gerekir.
Kitabın üzerinde durduğu temel nokta ise şu; beynimizin farklı bölümlerini anlayıp birbiriyle uyum içinde çalıştırabilmek. Beynimiz sağ beyin ve sol beyin olmak üzere iki bölümden oluşur. Çok kısaca; sağ beynimiz sezgisel ve duygusaldır, ayrıntılara değil büyük resme bakar, yaşanan bir şeyin anlamına ve yarattığı hisse önem verir. Sol beyin ise mantıksal, dilbilimsel ve gerçekçidir, ayrıntılara ve düzene odaklanır. İlk üç yıl boyunca çocukların sağ beyinleri sol beyinlerine baskındır. Duygularını bizim gibi hissederler ama bunu sözcüklere dökmek ve mantıktan faydalanmayı bilmezler. Hayatlarını şimdiki ana göre yaşarlar. Mantık, sorumluluk ve zaman kavramı onlar için henüz mevcut değildir. Neden diye sormaya başladığı zaman sol beyni devreye girmeye başlamıştır, neden sonuç ilişkilerini anlayıp sözcüklerle bu mantığı ifade etmeyi yavaş yavaş öğrenmeye başlar.
Bunları bilirsek, çocuğumuzdan mantıklı davranmasını ya da duygularını açıklamasını beklemeyiz. Peki ona sağ ve sol beynini uyum içinde geliştirmesine nasıl yardım edebiliriz? Kitabın temel önerisi bağ kurup ve yeniden yönlendirmek. Yani sağ beynin duygu dalgalarıyla boğuşmakta olan, sol beyni o an için devre dışı olan çocuğa mantıkla bir şeyler anlatmaya çalışmamak.  Öncelikle duygularını anladığımızı, anlaşıldığını hissettirmek. Fiziksel temas, şefkatli ses tonu, yargılayıcı olmadan dinleme, basit cümlelere duygularını ifade etmek gibi. Bir çocuk üzgün olduğunda onun sağ beyninin duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermezsek mantık da genelde işe yaramayacaktır.
Yetişkinler olarak sorunları hep mantıkla çözmeye çalışmaya alışkın olduğumuzdan çocuğumuz bir sorun yaşadığında onu ikna etmek üzere uzun açıklamalara girişiriz. Bunun yerine bize saçma gelse bile duygularını kabullenip sağ beyniyle bağlantıya geçmeliyiz. (yıkıcı bir davranış söz konusuysa sakince engellenmeli, vurmak ısırmak vb.)
Çocuğumuz sakinleştikten sonra; mantığı devreye sokabiliriz. Yani onu yeniden yönlendirebiliriz. Yaptığı davranışın sonuçlarını, başka neler yapabileceğini konuşabiliriz.
Bir sorun yaşayan, örneğin canı yanan çocuğa tepkimiz genelde yok saymak oluyor, bir şey olmadı, ya da can sıkıcı bir şey olduysa konuşmak istemiyoruz. Bütün beyin yaklaşımı bunun yerine sorunu konuşmayı öneriyor. Düşen çocuğa; düştüğünde ne olduğunu hatırlıyor musun,sonra ne oldu vb sorular sorup olayları hatırladığı kadarıyla anlatmasını sağlayabiliriz. Burada çocuğun anlatmaya istekli olup olmadığını gözlemleyip ısrarcı olmamak önemli.
Beynin başka bir açıdan bölümleri ise alt beyin ve üst beyin.
Alt beyin daha ilkel, temel tepkilerimizi yönetir. Nefes alma, göz kırpma, savaş ya da kaç tepkisi, öfke korku gibi güçlü duygular, üst beyin ise daha gelişmiş tepkilerimizden sorumludur, analitik düşünme, hayal etme, plan yapma gibi daha karmaşık zihinsel işlemleri gerçekleştirir.
Bizim amacımız alt beyinle üst beyni birleştiren bir merdiven kurabilmektir. Sağ bayin sol bayin arasında olduğu gibi iki bölüm arasında uyum sağlamak.  Alt beynimiz doğduğumuz anda bile gelişmiştir, ilkel tepkiler dürtüler vardır, ancak üst beyin geç gelişir. Yani çocuklar öfke ve korkularını yoğun bir şekilde yaşarken bunları kontrol edip yönlendirecek mantıklı düşüncelerden yoksundurlar.
Üç yaşındaki çocuğunuz buzlukta portakallı çubuklu dondurma kalmadığı için öfke krizine girdiğinde alt beyinden üst beyne giden merdiven tamamen kapanmıştır ve ilkel beyne büyük bir enerji dalgası yüklenmiştir. Bu esnada ona mantıklı açıklamalar yapmanın hiçbir yararı yoktur, yapılacak şey onu yatıştırmaktır (evet mantıklı açıklamaları yatıştırmak için yaptığımızı biliyorum ama hiçbir işe yaramadığını bu kitaptaki mantıklı açıklamalarla çok daha iyi anladım) Sakinleşince üst beynini devreye sokmak için onunla konuşabilirsiniz. Çocuklar üst beyinlerini bazen kullanabilir, bazen de kullanamazlar, bunu bilirsek sahip oldukları beyne göre ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını anlayabiliriz.
Beynin entegrasyonunu sağlamak için öfke anlarında çocuklarımızın hareket etmesini sağlayabiliriz. Alt beyin üst beyinle bağlantı kuramadığında dengeyi sağlaması için en etkili yollardan biri bedenin hareket etmesini sağlamaktır. Fiziksel durumumuzda değişiklik yaptığımızda duygusal durumumuz da değişir (tebdil- i mekan😊) Bloke olan enerji akımının yeniden akışını sağlayabiliriz. Çocuklar için hareket dolu oyunlar etkili olabilir.
Peki alt beynimiz hakimiyeti ele aldığında yani kendi öfke anlarımızda ne yapmalıyız?
Ağzınızı sıkı sıkı kapatın ve sonradan pişman olacağınız bir şey söylemekten kaçının. Ellerinizi arkanızda kavuşturun ve fiziksel temastan kaçının. Bir alt beyin anı yaşıyorsanız ne olursa olsun çocuğunuzu korumalısınız. Biraz uzaklaşıp toparlanmaya çalışın. Durduğunuz yerde sıçrayıp hoplayın. Yavaş ve derin nefesler alın. Sakinleşince ilişkinizi onarın.
Kitaptan aklımda kalan diğer etkileyici şey ise akıl gözünü devreye sokup çalıştırmak konusundaki önerileriydi. Akıl gözü, o andaki algı, imge, duygu ve düşüncelerimizi fark etmek, sonra da o an yoğun yaşadığımız noktalardan ayrılıp dikkatimizi kendimizle ilgili başka noktalara da çekebilmek. Örneğin ilk anda fark ettiklerimiz;
Öyle yorgunum ki. Keşke yapılacak işler olmasa
Oyuncaklarını yere atması beni sinirlendiriyor
İçimden hiç dışarı çıkmak gelmiyor vb gibi şeyler olabilir.
Şimdi bilinçli olarak başka noktalara odaklanalım:
Çocuğumun son zamanlarda söylediği komik ve sevimli şeyler nelerdi?
Ebeveynlik zor da olsa keyifli anlarını seviyor muyum?
Çocuğumun yürüdüğü anı hatırlıyor muyum?
Nasıl bir çocuk yetiştirmek istiyorum?
Ruh haliniz değişti mi? Dikkatimizin odağını değiştirdiğimizde ruh halimiz de değişir. Burada mühim olan dikkatimizin odağını fark edebilmek ve değiştirebilmek. Bunu çocuklarımıza da öğreterek daha geniş bir perspektif kazandırabiliriz.
Yine önemli bir bölüm; çocuklarımızın başkalarıyla entegre olmasını nasıl sağlayabiliriz?
Öncelikle, aile içi keyifli zamanlar geçirmelerini sağlamaya çalışmalıyız, oyunlar birlikte yapılan etkinlikler, işler vb. En fazla vakit geçirdikleri kişilerle olumlu deneyimler yaşarlarsa başka insanlarla da bağ kurabilirler.
Çocuklarımızın bizimle ve başkalarıyla yaşadıkları çatışmaları bağ kurmak için kullanabiliriz. Çatışmaları engeller olarak değil başkalarının bakış açısı ve duygularını anlama, sözel olmayan iletişimi öğrenme fırsatları olarak görmek işimizi kolaylaştıracaktır.
Detaylı açıklamalar, örnekler, uygulamalar vb için bakınız kitabın kendisi. Bütün ebeveynlere ve eğitimcilere önerimdir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder