Yazıyı şuradan çevirdim.
Sekiz yıl boyunca yoğun bakım hemşiresi olarak çalıştım ve
sürekli kritik durumlarla mücadele etmek durumunda kaldım
Hastaları kaydetme, acil ilk yardım uygulamaları, ilaç
verme, şok verme, aynı anda pek çok makineyi kullanma ve ilaç tedavisini
düzenleme işini zorlanmadan yaptım.
Daha sonra iki yaşında beni dinlemeyen bir çocuğum oldu ve
önemli bir şey öğrendim. Kararlı bir çocuğa ebeveynlik yapmak yoğun bakımdaki en
zor günümden daha zordu.
Şunu açıklığa kavuşturalım iki yaşındaki bir çocuk korkunç
iki yaşını yaşadığı için bizi dinlemiyor değil. İki yaşındaki bir çocuğa
dinlemeyi öğretmek zor, çünkü hayatının en büyük beyin gelişimini yaşıyor.
Basitçe şöyle; doğumdan üç yaşına kadar, çocuğunuzun
beyninde her saniyede 700 yeni sinir bağlantısı oluşuyor.
Her saniyede 700 yeni bağlantıyı düşününce, çocuklara
kendilerini dinletme mücadelesi veren bu kadar çok ebeveyn olmasını anlamak zor
mu?
İki yaş çocuğuna nasıl yardımcı olabiliriz?
Eskiden iki yaşındaki oğlumla saçma tartışmalara girerdim,
genelde şöyle olurdu:
Oğlum: Tost istiyorum
Ben: Tabii oğlum
Oğlum: Tost istemiyorum (kendini yere atar)
Ben: Ne? Neden? Tostla
ilgili sorun ne?
İşte yanlış olan şey tam da burada.
Ben iki yaşındaki oğlum mantıklı düşünebiliyormuş gibi mantığa
dayanan sorular soruyorum ama aslında o mantıklı düşünemiyor.
Eğer sizi dinlemeyen iki yaşında bir çocuğunuz varsa, şunu
bilmelisiniz, davranışlarının büyük bölümü (%90 gibi) mantıksal beyin
tarafından değil, duygusal beyin tarafından yönetilmektedir.
Yani iki yaşındaki çocuğunuzun gün boyunca duyguları
tarafından yönetilen mantıksız ve dürtüsel düşünceleri var.
Bu, saniyede 700 nöronu düşününce gayet normal ve beklenen
bir durum.
İşte basit bir çözüm:
Sorular sormak yerine o anda çocuğunuzun tam olarak olduğu
yer ile bağlantıya geçin. Soru sormayı bırakın. Çocuklar neden öyle hissettiklerini
anlayamaz ve dile getiremezler, sadece hissederler.
İki yaşındaki bir çocuğa, “sorun ne”, “bunu neden yaptın” ya
da “neden ağlıyorsun” diye sorduğunuzda ağlayarak, susarak, az önce söylediği
bir şeyi tekrarlayarak, bağırarak ya da buna benzer şekillerde cevap verir.
İki yaşındaki çocuğunuz bu soruların cevabını bilemez çünkü duygusal
dürtüleriyle hareket etmektedir, mantığıyla değil.
Neden artık tost istemediğini bilmiyordur.
Tostla ilgili sorunun ne olduğunu bilmiyordur.
Tek bildiği kafasının içinde ona “tosta hayır de” diyen karşı
konulamaz bir itici güç olduğudur.
Kabul Edin
Çocuğunuz ne kadar mantıksız ya da dürtüsel hareket ediyor
olursa olsun, düşündüklerini, yaptıklarını ve hissettiklerini kabul edin.
Sakin olun, kabul edin ve duygusunun olduğu yerde onunla
bağlantıya geçin.
Tostu istemiyorsun, anlıyorum
Sonra bekleyin. Eğitimciler buna bekleme süresi der ben buna
“büyük ebeveynlik beklemesi” diyorum.
Çocuğunuzun durumu zihninde işleyebileceği 3-7 saniyelik (veya daha uzun süre) bir
bekleme.
Mucizenin gerçekleştiği yer burası.
Onunla tost hakkında kavga etmeyi bıraktım ve bunun yerine
enerjimi birkaç yudum kahve içmek için kullandım
Bir şey söylediği her seferinde onun düşüncelerini kabul
ettim ve sakince sınırlarımı bilmesine izin verdim.
“Tost istemiyorsun. Anlıyorum. Tostunu kahvaltıda yiyebilirsin
ya da daha sonra atıştırmalık zamanında yiyebilirsin”
Sonra durdum ve bir yudum kahve aldım (Tamam ... birkaç
büyük yudum)
Tam 7 dakika sonra, geri döndü ve tost yemeye hazır olduğuna
karar verdi.
Bir tost ve söz dinleyen bir çocuk mucizesi!
Kendimi hem 7 dakikalık bir mücadeleden kurtardım hem de
tostunu yedi!
Eğer sizi dinlemeyen iki yaşındaki bir çocukla uğraşıyorsanız
şunu unutmayın; her saniyede 700 yeni nöron oluşurken ona soru sormayın, sadece
durumu kabul edin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder