24 Şubat 2016 Çarşamba

Doğal Ebeveynlik

Yeni bir bakış açısı kazandıran, yanlış bildiğim şeyleri fark etmemi sağlayan kitapları okuduktan sonra öğrendiğim şeyler dönüp dolaşıyor zihnimde, üstelik artık tam zamanlı bir eğitimci; yani bir anneyim, öğrendiklerimi zihnimde süzüp demlendirip uygulamalıyım, bunları da unutmamak için bir yerlere kaydetmeliyim diyorum. Buraya yazmaya da bu yüzden başladım, daha çok okuduklarımı, az biraz da tecrübe ettiklerimi paylaşmak için.
Beni harekete geçiren kitaplar hakkında yazdığım, bir de bebeğim büyüyüp gelişirken olan bitenleri kaydettiğim bir yer olsun burası diyorum şimdilik, zaman neler gösterir, kalem neler yazar bilinmez, şimdilik fırsat buldukça yazmaya devam.
Bazı kitaplar tam da ihtiyacınız olduğu zamanlarda buluyor sizi. Benim için öyle bir zamana denk geldi, William ve Martha Sears’ın yazdığı, “Doğal Ebeveynlik” kitabı.

Doğal Ebeveynlik Nedir?

Doğal ebeveynlik, temel olarak “bağlanma” üzerine kurulmuş bir yaklaşım. Bu yaklaşımda, bebeğin anne ve babayla sağlıklı bağlanması büyük önem taşıyor. Bu bağın ne kadar önemli olduğunu ve sağlıklı şekilde kurulması için neler yapılması gerektiğini uzun uzun anlatmış kitap. Başlangıç noktası olarak, bebekle bağ kurmak için yedi yöntem önermiş. Bağlanma için illa bu yöntemlerin hepsini birden kullanmak şart değil, çocuğun mizacına, ailenin tercihine göre bazıları daha ağırlıklı olarak kullanılabilirken, bazıları uygulanamayabilir. Kitapta sık sık bazı uygulamaların aileden aileye, çocuğun yapısına göre değişebileceğini vurgulamış, doğal ebeveynliğin en sevdiğim yönü de bu oldu zaten, illa şu olacak, bu yapılacak demiyor, bu yöntemleri kendi ailenize uygun olacak şekilde kullanabilirsiniz, diyor.

Doğal Ebeveynliğin Bağlanma Yöntemleri

1-Bebekle doğumda bağlanmak

2-Bebeği emzirmek

3-Bebeği askıyla taşımak

4-Bebeğe yakın uyumak

5-Bebeğin ağlamasını dikkate almak

6-Denge ve sınırlar

7-Bebek eğiticilerine dikkat etmek

Kitaba göre, bu yöntemleri kullanarak biz daha duyarlı ebeveynler haline geldiğimizde bebek de ihtiyaçlarını bize iletmede ustalaşıyor.

Bağlanma bir anda oluşmuyor, emek istiyor, sabır ve fedakarlık istiyor. Sears, sık sık, doğal ebeveynliğin başlangıçta diğer yaklaşımlara göre daha zorlayıcı olabileceğini ancak uzun vadede daha fazla şey kazandıracağını söylüyor. Bebekken ne kadar çok ilgi gösterip zaman ayırırsak ileride çocuklarımızla iletişimimiz o kadar iyi oluyor. Sağlıklı bir bağlanmayla kendini güvende hisseden çocuk sizinle daha uyumlu bir çocuk oluyor. 

 Doğal Ebeveynliğin Faydaları

Doğal ebeveynliğin daha sağlıklı, daha zeki, daha sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirmeyi sağladığını savunuyor Sears. Bebeğin kendini güvende ve mutlu hissetmesini sağlayan her yaklaşımın bunu da sağlayacağını düşünüyorum. Elbette garantisi yok bunun, bütün bunları yani daha sağlıklı, daha mutlu çocuklar yetiştirmeyi kolaylaştırır diyebiliriz. Örneğin, doğal ebeveynliğin temel taşlarından olan emzirmenin bebeğin sağlığına katkıları saymakla bitmez. Yine bir başka yöntem olan bebeğin ağlamasını dikkate almak, bebeğin ihtiyaçlarına zamanında cevap verildiğini bilmesi kendini güvende ve mutlu hissetmesini sağlar. Kitaba göre, bu hissi ancak bebeklerimizle bağ kurarak verebiliriz, bu bağı da onlarla temas halinde olarak verebiliriz. Kitaptan aynen aktarıyorum: “Mağazaları dolduran bebek ekipmanları, bebek uyarıcı ürünler ve her türlü diğer eşyayla ilgili size tavsiyemiz şudur: “Daha fazla insan temasını”  “daha fazla teknolojiye” tercih edin. Bir bebek için en iyi oyuncak insandır. Bebeklerin daha zeki olmalarını sağlayan şey eşyalar değil, ilişkilerdir."

Haklısın Sears, biz anneler bazen kendimizi almaya fazlaca kaptırabiliyoruz:) Ancak bir yandan da bazı ürünler, bebek büyütürken hayatı kolaylaştırıyor ve bebeğinize daha fazla zaman ayırmanıza yardımcı oluyor.

Bebek gelişimiyle ilgili araştırmalara göre bebeğin bakıldığı ortamda gelişimini arttıran dört faktör var.
1.Bebeğin verdiği ipuçlarına duyarlı olmak ve bunlara cevap vermek
2. Bebeğin verdiği sözlü ipuçlarını pekiştirmek ve oyun esnasında daha sık sözlü iletişimde bulunmak
3. Bebeğin mizacını kabullenmek ve buna uygun davranmak
4. Ebeveyn ile oluşturulan uyarıcı bir ortam, karar almayı ve problem çözmeyi teşvik eden oyunlar




Doğal Ebeveynlik Ne Değildir?

Şımartan bir yaklaşım değil.
Burada bebeğin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde cevap vermek önemli. Yaşı büyüdükçe çocuğun ihtiyaçları ve isteklerini ayırt etmeli ebeveynler, neye evet neye hayır diyeceğini bilmeli, elbette ki çocuk büyütmek her istediğini yapmak demek değil ama ilk altı ayda bebeğin istekleriyle ihtiyaçları aynıdır diyor kitap.

Yeni bir yaklaşım değil,
çünkü önerdiği bebek bakim yöntemleri yıllardır uygulanıyor. Pek çok kültürde anneler bebeklerini askıda taşıyor, birlikte uyuyor, ağlamasına yanıt veriyor, emziriyor.

Çocuk merkezli bir yaklaşım değil,
çünkü anne ve bebeğin ihtiyaçlarını dengelemeyi öneriyor. Kitabin bu dengeyle ilgili önerilerini çok beğendim. Eğer anne kendini tükenmiş hissediyorsa, bir şeyleri değiştirmek, yeni bir düzen kurmak gerekir diyor. Bizim önerdiğimiz yöntemleri illa ki uygulayın demiyor, bu yöntemleri kendinize göre düzenleyin diyor.

Bebek ve ebeveyn arasında bir kontrol savaşı olmasına gerek yok diyor. Bence de kontrol meselesi daha sonraki yaşlara kalmalı, burada bebekten, ihtiyaçları karşılanması gereken bir canlıdan söz ediyoruz ancak bu şekilde güven kazanabilir. Önce güven oluşturmalıyız ki disiplin sağlayabilelim, çocuğun ihtiyaçlarını görmezden gelerek güven sağlayamayız ve sevgiye dayalı bir disiplin kuramayız.

Katı bir yaklaşım değildir.
Dediğim gibi en çok bu yanını sevdim. Pek çok kitapta, “ya hep ya hiç” tarzı yaklaşımlar var çünkü. Bakınız, Tracy Hogg, “iki saatte bir beslerseniz çocuğunuz atıştırmacı olur.”

Erken yaştaki bağlanma ileride bağımsız olmayı destekler.
Bebeğin bağımlılık evresinden geçmesi gerekiyor. Her şeyi zamanı geldiğinde yapmak önemli. Nasıl hazır olmadan çocuğumuzu yürümeye zorlayamazsak hazır olmadan onu bağımsız hale getirmeye çalışmamız da ona zarar verir.


Doğumda ve Sonrasında Bağlanmak

Doğumda bağlanmak için sekiz öneride bulunuyor.

1-Doğumdan hemen sonra bebeğinizle ten teması kurun.

2-Doğumdan sonraki sessiz uyanıklık halini izleyin.

3-Bebeğinize dokunun.

4-Bebeğinize bakın.

5-Onunla konuşun.

6-Rutin işlemleri erteleyin.

7-İlk bir saat içinde emzirin.

8-Yalnız kalmayı isteyin.(Bebekle birlikte kalmak anlamında söylemiş bunu.)

Bebekle bağlanma bir anda gerçekleşmeyebilir bunu kafanıza takmayın yolunuza devam edin bağlanma muhakkak gerçekleşir diyor ve bağlanmayı sağlamak için on öneride bulunuyor.

1-Doğum izni alın, ne kadar uzun olursa o kadar iyi. (Bence de öyle, ama herkesin böyle bir imkanı olmayabilir, eğer varsa sonuna kadar kullanılmalı.)

2-Babalar da doğum izni almalı.

3-Bebek eğiticilerinden uzak durun, bu dönem bebeği eğitme, alışkanlık kazandırma zamanı değil, emzirme emzirme emzirme zamanı. (Bebeğiniz olunca herkes kendini yorum yapmak zorunda hissediyor nedense, ben dinliyormuş gibi yapıp kafama takılan bir şey varsa araştırıyorum.)

4-Yardım isteyin, bebekli hayata alışma süreci zorlayıcı olabilir gerektiğinde yardım istemek faydalı.

5-Bir yardımcı tutun. (Bizim için pek mümkün görünmüyor:))

6-Yalnız kalmayın.

7-İyi ve sık beslenin.

8-Dinlenin.

9-İşleri babaya devredin.

10-Emzirmek

Bu kitabı ve başka bazı kaynakları okuduktan sonra bakıyorum da, başlangıçta emzirme ile ilgili okuduklarım ve duyduklarım ne kadar yanlışmış. Üç saatte bir emzir, sonra uyut uyanınca emsin, düzeni olsun vs. Neyse ki bebeğim küçükken, bol bol emzirmemi söyleyen annemi dinledim ama kafama takılıyordu acaba çocuğa bir düzen oturtmuyorum diye yanlış mı yapıyorum diye. Halbuki en güzeli bebeği gözlemleyerek, onun tepkilerine göre size de uygun esnek bir düzen sağlamak ve bu düzenin bebek büyüdükçe değişecebileceğini unutmamak.

Kitaptan aktarıyorum: “Araştırmalara göre bir anne bebeğini ne kadar çok emzirirse prolaktin seviyesi o kadar yüksek olur. Prolaktinin yarı biyolojik ömrü yarım saat kadardır. Bunun anlamı bebeği emzirdikten yarım saat sonra prolaktin seviyesi yüzde elli azalır. Oksitosinin yarı ömrü ise birkaç dakikadır. Bu biyokimyasal verilerin bilim insanlarına anlattığı şey annelerin bebeklerini sık sık emzirmek üzere yaratılmış olduklarıdır.”




Başarılı bir emzirme için neler yapılmalı?

Bir emzirme uzmanına danışın.

Bebeğinize memeye etkin bir şekilde yapışmasını öğretin. (En önemlisi bu bence, bebeğin doğru şekilde emmesi.)

Verdiği sinyaller doğrultusunda sık sık emzirin.

Karşı çıkanlardan uzak durun.

Emzirme konusunda bilgili ve destekleyici olan sağlık uzmanlarını tercih edin.

İnançlı ve kararlı olun.

Saatli emzirme yaklaşımından uzak durun, saatli emzirmek bebeğin gelişimine olumsuz etki yapmanın yani sıra annenin yeterince süt üretememesine de yol açar.

Emzirme ile ilgili detaylı bilgi için şuraya bakabilirsiniz. Ben bu sitedeki yazılardan oldukça faydalandım.

Askıyla Taşımak

Askıyla taşınmak bebeği sakinleştiriyor, hayatı öğrenmesini sağlıyor, konuşma gelişimini hızlandırıyor, ebeveynlerin işini kolaylaştırıyormuş. Kesinlikle katılıyorum. Doğumdan sonraki başarısız sling denemelerinden sonra doğru slingi buldum ve devamlı kullandım. Hem bebek mutlu oluyor hem de bebekle iş yapmak, dışarı çıkma imkanı bulmak anneyi özgürleştiriyor. Başlangıçta wrap sling kullandım bebeğim iyice ağırlaşınca, mei tai slinglere benzer bir kanguru kullanmaya başladım ve çok memnunum, bununla çok rahat uzun yol yürüyebiliyorum. (Bu kanguruların üreticisi girişimci bir anne, sitesi için bakınız.) Doğru sling, mutlu bebek ve anne diyorum:)




Bebeğin Ağlamasını Dikkate Almak

Kitaba göre bebeğin ağlaması bir şeyi dile getirme iletişim kurma şekli. Mantıklı değil mi? Bebek konuşamaz ve bizlere isteklerini ancak ağlayarak ifade eder. Peki biz ağlamaya nasıl teki vermeliyiz? Öncelikle ağlamasını azaltacak koşullar yaratın diyor kitap. Buna bebeğinizin daha iyi tanımaya çalışın da diyebiliriz, ağlamasını her zaman azaltmak mümkün olmayabilir elbette ama onu daha iyi tanırsak ağlayabileceği durumları tahmin edip bu durumları en aza indirmeye çalışabiliriz. Ağladığında da bunu bir iletişim şekli olarak değerlendirebiliriz. Bir kontrol tekniği değil bir iletişim aracı olarak görebiliriz.

Yine ağlama öncesi verdiği sinyalleri daha iyi anlamaya çalışarak ağlamanın krize dönüşmesini engelleyebiliriz. Mümkün olduğunca hızlı cevap verin, zaman uzayınca daha şiddetli ağladığında sakinleştirmek daha zor olur demiş kitapta ancak hiçbir zaman ağlatmayayım diye bir çabaya girişmek de annenin strese girmesine sebep olabilir, kendimden biliyorum:) Bir nedenle ağlayabilir, sıkıntısı neyse elimden geldiği kadar gidermeye çalışayım şeklinde bir yaklaşım benim işime yaradı.

Kitapta, karayipler yaklaşımı denen bir yaklaşımı öneriyor, yani bebek ağladığında siz sakin kalıp sorun olmadığını yüz ifadeniz ve sesinizle ona hissettirmeye çalışın. Yani ağlamasına cevap verirken stres yaşayıp da bunu bebeğinize yansıtmayın diyor. Annelerin işi zor vesselam:)

Bebeği Ağlamaya Bırakmak Meselesi

Bebekler iletişim kurmak için ağlarlar. Sizin buna cevap vermeniz de bir iletişim kurma şeklidir. Bebekler de ağlamaktan keyif almaz. Bebeğin ağlamasına tepki vermezsek kendisini yalnız, çaresiz ve değersiz hisseder. Sizin bir ihtiyacınız olsa ve bu ihtiyacınızı anlatabilmek için elinizden geleni yapsanız ama kimse duymasa ne hissedersiniz? Kitapta yer almıyor ama burada benim aklıma öğrenilmiş çaresizlik kavramı geldi.

Bizim bütün çabalarımıza rağmen bebeğimiz diğer bebeklere göre daha fazla ağlıyor olabilir, her bebeğin yapısı farklıdır ancak çok fazla ağlayan bebeklerin aileleri bunun altında tıbbi bir neden aramalı diyor.


Bebeğe Yakın Uyumak

Kitap uykunun bir kontrol meselesi olmadığını vurguluyor. Yapabileceğimiz şey çocuğun uykuya dalabilmesi için uygun koşulları yaratmak. Uyku alışkanlıkları bebekten bebeğe değişebilir.

Bebeğe yakın uyumanın bebeğin daha iyi uyumasını, annenin daha iyi uyumasını sağladığını, emzirmeyi daha kolay hale getirdiğini, bebeğin gelişmesine yardımcı olduğunu, çalışan anneler için bebekle daha fazla zaman geçirme yolu olduğunu, bebekte güven oluşmasını sağladığını söylüyor. Ancak her şeyden önce birlikte uyumanın kurallarına uyarak bebeğin güvenliğini sağlamak önemli. Bunu sağlayamıyorsak birlikte uyumak sakıncalı hale geliyor.


Denge ve Sınırlar

Bebeğin ihtiyaçları ve anne babanın ihtiyaçları dengelenmeli, Bunu yapamadığımızda destek alıp düzenimizi değiştirmek gerekiyor. Aynen aktarıyorum: “Onca çocuk sahibi olduktan sonra hayatta kalabilmeye dair değerli bir prensibi öğrenmiş bulunuyoruz, bir şey sizi rahatsız ediyorsa bunu değiştirin.” (Yazarın sekiz çocuğu var)

Yorulduğumuzu hissettiğimizde bebek molaları vermek gerektiğinden bahsetmiş. Yürüyüşe çıkın, duş alın, yardım isteyin, ilgilerinize zaman ayırın, dinlenin gibi önerilerde bulunmuş. “Bebekler çok fazla ilgiye ihtiyaç duyarlar ama bunu her zaman anneden gelmesi şart değildir. Babası bebekle oynarken başında beklemenize gerek yok, kendinize zaman ayırabilirsiniz.” demiş, dinleyeyim bunları da:)

Bebek Eğiticilerine Dikkat

Onu yap, bunu yapma bebeği şımartma vs gibi tavsiyelerde bulunanları ya da bebeği düzene sok diyen uzmanları kast ediyor ve herkese aynı kalıpla yaklaşamayız diyor yazar. Buna da aynen katılıyorum, herkesin aynı şekilde uyuması, beslenmesi gerektiğini savunan yaklaşımlar en başından beri hiç içime sinmiyordu.

Çalışırken bağlanma kısmında genel olarak doğal ebeveynliğin çalışan annelerce de uygulanabileceğini hatta onlar için daha faydalı olabileceğini anlatmış. Doğal ebeveynliği benimseyen bir bakıcı bulmayı, emzirmeye devam etmeyi, bebekle birlikte uyumayı, bebek bakımını babayla paylaşmayı önermiş. Çalışan annelere bolca sabır ve destek dileyelim yeri gelmişken.

Doğal ebeveyn baba kısmında, babanın bebekle bağ kurmak için neler yapabileceğini anlatmış.
Çocuklarınızı kariyerinizden önde tutun.
Doğumdan itibaren bağ kurun, bağ kurmaya erken başlayın.
Babalık izni alın.
İletişim kurun.
Anneye destek olun.
Çocuğunuzu tanımaya çalışın.
“Çocukları henüz çok küçükken babalar genellikle kariyerlerine zamanlarının yüzde 110’unu verme ihtiyacı içindedirler. Oysa unutmayın ki, 10 yıl sonra da kariyer yapma fırsatınız olacaktır. Belki aynı fırsatlar karşınıza çıkmayabilir ama yine de kariyer yapabilirsiniz. Ama diğer yandan bebeğiniz hala bebek olarak kalmayacaktır.” demiş.

Tekrar tekrar okunacak, ailelere tavsiye edilecek kitaplardan diyorum son söz olarak.

Sears ailesinin sitesi için bakınız.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder