Çocukları için her şeyi mükemmel yapmak isteyen, çok
gayretli bir anneyle görüştüm geçenlerde. Çalışmayı bırakıp kendini çocuklarına
adamış. Bu yoğun gayretinin karşılığını ise kendi beklediği anlamda alamıyor.
Kızı ders çalışmak istemiyor, ödevlerini yapmak istemiyor, okulu sevmiyor,
notları beklediği gibi gelmiyor. Beklentileri karşılanmadıkça anne daha çok
öfkeleniyor, o öfkelendikçe kızı direnişe geçiyor ve kızıyla arası daha da
kötüleşiyor.
Görüntüde o, her şeyi en iyi yapmaya çalışan, çocuklarının
sağlıklı beslenmesine uğraşan, ekrandan uzak tutan, dersleriyle yakından
ilgilenen, onlarla oyun oynamaya çalışan iyi bir anne. Ama bütün bunları kaygı,
stres ve yorgunlukla yaptığı için her şey ters tepiyor. Çocukları davranışlarıyla
ona bir şey anlatmak istiyor aslında. Çevresine yansıttığı duyguları geri
iletiyor.
Yaptığımız şeylerde hissettiğimiz ve dolayısıyla
hissettirdiğimiz duygular ne kadar önemli diye düşündüm yeniden. Aynı tepkiler farklı
duygularla verildiğinde bambaşka tepkiler alıyorsunuz. Aynı şeyleri neşeyle,
keyifle yapan başka bir anne çocuklarıyla iletişiminde çıkmazlara girmeyecekti
muhtemelen. Çocuklar anneden aldıkları neşeyi, keyfi ona geri yansıtacaktı. Stresi,
kaygıyı geri yansıttıkları gibi. Bu yüzden, kendime yeniden hatırlatıyorum, çocuktan
yansıyan duyguların sana giden bir yol olduğunu, onların davranışlarıyla sana
bir şey anlattıklarını hiç unutma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder