20 Mart 2018 Salı


Çocukları için her şeyi mükemmel yapmak isteyen, çok gayretli bir anneyle görüştüm geçenlerde. Çalışmayı bırakıp kendini çocuklarına adamış. Bu yoğun gayretinin karşılığını ise kendi beklediği anlamda alamıyor. Kızı ders çalışmak istemiyor, ödevlerini yapmak istemiyor, okulu sevmiyor, notları beklediği gibi gelmiyor. Beklentileri karşılanmadıkça anne daha çok öfkeleniyor, o öfkelendikçe kızı direnişe geçiyor ve kızıyla arası daha da kötüleşiyor.
Görüntüde o, her şeyi en iyi yapmaya çalışan, çocuklarının sağlıklı beslenmesine uğraşan, ekrandan uzak tutan, dersleriyle yakından ilgilenen, onlarla oyun oynamaya çalışan iyi bir anne. Ama bütün bunları kaygı, stres ve yorgunlukla yaptığı için her şey ters tepiyor. Çocukları davranışlarıyla ona bir şey anlatmak istiyor aslında. Çevresine yansıttığı duyguları geri iletiyor.
Yaptığımız şeylerde hissettiğimiz ve dolayısıyla hissettirdiğimiz duygular ne kadar önemli diye düşündüm yeniden. Aynı tepkiler farklı duygularla verildiğinde bambaşka tepkiler alıyorsunuz. Aynı şeyleri neşeyle, keyifle yapan başka bir anne çocuklarıyla iletişiminde çıkmazlara girmeyecekti muhtemelen. Çocuklar anneden aldıkları neşeyi, keyfi ona geri yansıtacaktı. Stresi, kaygıyı geri yansıttıkları gibi. Bu yüzden, kendime yeniden hatırlatıyorum, çocuktan yansıyan duyguların sana giden bir yol olduğunu, onların davranışlarıyla sana bir şey anlattıklarını hiç unutma.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder