2 Ekim 2018 Salı


Aklım bir yandan yazda, güneşin ışıklarında, denizin tuzundayken aklım, bir yandan yağmurun güzelim yağışıyla akıp giderken kalbim,  geçip gitti eylül. Çocuklar küçücük sırtlarında kocaman çantalarla okula başladılar. Bir yılın planlarını yaptığımız, birinci sınıflarla tanıştığım, okula gelmek istemeyen çocuklarla konuşup resimler yaptığım, aklımda, "okulu sevmeyen çocukları nolur anlayın ve onlara kızmayın" temalı yazılarla dolaştığım, ama koşturmaktan yazamadığım,  zencefilli ballı karışımlarla, kaynayan domatesler, kurulan sirkelerle kışa hazırlandığım bir ay.
Bu sabah biraz keyifsiz uyandım, nerede kaldığımı unutmuşum gibi bir hisle, kahvaltıyı hazırlarken, bir tabağa koyup havuçlara ve pancara baktım. Yazın, uçarı, sulu, şakacı, parlak meyveleri gitmiş, sonbaharın oturaklı, toprak renkleri ve çeşit çeşit tonları gelmiş, hoş gelmiş dedim. Havuçların saplarını doğrayıp kırdığım yumurtaya ekledim, pancarları soyup dilimledim.
Azcık güneş açarsa, termosa çay doldurup parka gitmeyi ve kuru yapraklara bakmayı hayal ettim.  Sonbahar ve çocuk sesleriyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder