Aklım bir yandan yazda, güneşin ışıklarında, denizin tuzundayken
aklım, bir yandan yağmurun güzelim yağışıyla akıp giderken kalbim, geçip gitti eylül. Çocuklar küçücük
sırtlarında kocaman çantalarla okula başladılar. Bir yılın planlarını yaptığımız,
birinci sınıflarla tanıştığım, okula gelmek istemeyen çocuklarla konuşup
resimler yaptığım, aklımda, "okulu sevmeyen çocukları nolur anlayın ve onlara
kızmayın" temalı yazılarla dolaştığım, ama koşturmaktan yazamadığım, zencefilli ballı karışımlarla, kaynayan
domatesler, kurulan sirkelerle kışa hazırlandığım bir ay.
Bu sabah biraz keyifsiz uyandım, nerede kaldığımı unutmuşum
gibi bir hisle, kahvaltıyı hazırlarken, bir tabağa koyup havuçlara ve pancara
baktım. Yazın, uçarı, sulu, şakacı, parlak meyveleri gitmiş, sonbaharın
oturaklı, toprak renkleri ve çeşit çeşit tonları gelmiş, hoş gelmiş dedim.
Havuçların saplarını doğrayıp kırdığım yumurtaya ekledim, pancarları soyup
dilimledim.
Azcık güneş açarsa, termosa çay doldurup parka gitmeyi ve
kuru yapraklara bakmayı hayal ettim. Sonbahar ve çocuk sesleriyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder