Bu yıl kardan tam ümidi kesmişken, Şubatın son
günlerinde hızlı bir girişle her yeri bembeyaz yapıverdi. Hafta içi haberini
alınca, “yok yaa, sulu yağar, tutmaz, mümkün değil” demiştik, iyi ki de
yanılmışız, sabahtan beri dolu dolu, hızlı hızlı, “bu yıl da bi kerecik her yeri
bembeyaz görmeden geçmesin” istediğimizi anlar gibi yağdı yağdı, akşama doğru manzarası
gözlerimizin önünde seriliydi.
Nohut, bu yılın başından beri kar bekliyor, bugün çok
heyecanlandı, üçyüzotuzbeş kere “anne kar topu oynamaya çıkalım mı?” diye sordu,
ama gündüz kar incecikti ve ağaçları uçuracak gibi bir fırtına vardı dışarıda. Yarından
ümitliyiz :)
Karın anlam ve önemine dair, okul müdürleri gibi uzadıkça
uzayan bir konuşma yapasım var ama bir annenin kısacık zamanına sahibim, o
zamanı da pencereden karı izleyerek geçireceğim. Kısacık temennim ise şu; bütün
kötülüklerimiz, çirkinliklerimiz, kusurlarımız, gürültümüz, bir mucize gibi
inen ve her şeyi bir anda güzelleştiren, bütün sesleri sessizliğiyle örten, muhteşem
zarafetiyle, masallarıyla, usul usul gelen karla örtülsün, yıkansın, arınsın.
Şuracığa da bir
ismet özel şiiri ve çok sevdiğim bir filmi (snijeg:kar) bırakıyorum.
“bir yaprak kapatıyorum hayatımın
nemli taraflarına
ölümden anlayan ciddi bir yaprak
unutulacak diyorum, iyice unutulsun
neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak”
ölümden anlayan ciddi bir yaprak
unutulacak diyorum, iyice unutulsun
neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı
karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder