Çocuklar insanı yoruyor diyoruz ya, öyle değil aslında,
çocuklar değil, asıl büyükler yoruyor. Sen büyük bir özenle, emekle bir çiçeği büyütmeye,
yetiştirmeye çalışırken; “uğraşmasana boşver” diyenler yoruyor. Sen o ağacı
büyütmenin dünyanın en önemli işi olduğuna inanıp bunu anlatıp dururken, bu işe
bakıcılık diyenler yoruyor. Sen bir çocuk için koşturmanın, yorulmanın dünyanın
en güzel yorulması olduğuna inanırken, bunu lüzumsuz bir koşturma olarak
görenler yoruyor.
Sen çocuk konuşmalarının, gülüşlerinin, kuş cıvıltılarının
seslerinde yaşamı dinlerken, bunu gürültü olarak duyanlar yoruyor. Sen bir çocukla konuşmayı, dünyasında
dolaşmayı, orada izler bırakmayı dünyanın en kıymetli uğraşı olarak görürken, yeter
ki sussun diyenler yoruyor. Sen bir çocuğun hizasına eğilip gözlerine bakma
çabasındayken, dizlerini bükmeyi, eğilmeyi, hep haklı olduklarını düşündükleri
sebeplerle reddedenler yoruyor.
Anlattıklarının duvara çarpıp çarpıp sana geri dönmesi
yoruyor.
Olsun diyor yine de içimden bir ses, sen bir çocuğun
gözlerindeki ışıltıyla büyürken, onlar hep aynı yerde sayıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder