21 Ocak 2019 Pazartesi

Kumkurdu


Nohut’tan önce de çocuk kitaplarına sebepsiz bir sevgim vardı. Bazen sırf çizimleri, bazen de hikayesi için alıp okuduğum kitaplar olurdu. Bunlardan biri de Kumkurdu idi. Yaşının henüz küçük olduğunu düşündüğüm için kitabı Nohut’a hiç okumamış,  hiç ortaya çıkarmamıştım. Ta ki kendisi kitaplıkta Kumkurdu’nu keşfedene kadar
 İlk okumamızda yarısından fazlasını okudum, hiç sesini çıkartmadan dinledi. Boğazım ağrıdığı için ben tamamlayamayınca kitabın tümünü  babasına okutmuş.  İlk defa bu kadar uzun bir kitabı bu kadar ilgiyle dinledi, okurken bu kadar çok eğlendi ve tekrar tekrar okuttu.  Zackarina’nın tepindiği, başka bir dil konuştuğu ve babasının resmini tavana astığı bölümler, özellikle favorisi.

Bu kitabı çocukların neden bu kadar çok sevdiğini düşündüğümde, ilk aklıma gelen; bir çocuğun gözünden dünyayı en iyi anlatan kitaplardan bir oluşu sanırım. Hem çok gerçekçi hem de hayal ürünü. Çocukken kurduğumuz ve her an gerçeğe dönüşebileceğine inandığımız hayaller gibi. Hep kuralların, doğru ve yanlışların, hatırlatmaların olduğu bir dünyada çocukları koşmaya, zıplamaya, oynamaya çağıran bir ses. Ciddi bakışlara bir kahkaha.
Ben de, Kumkurdu’nu  her seferinde  keyifle okuyorum. Bana ebeveyn olarak bazen ne kadar sıkıcı olabildiğimi, çocuk olmanın tam olarak ne demek olduğunu, çocukluk hayal ve heyecanlarımı hatırlatıyor. Edebi metinler de, iyi şiirler gibi kendini tekrar tekrar okutturup her okumada yeni bir şeyler söyleyebiliyor.
İlkokul çağı için önerilen bir kitap ama çocuğunuz daha küçükse bazı kısımları sadeleştirerek, anlamayacağını düşündüğünüz kısımları atlayarak okuyabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder