Soğuk günler gelip geçerken, elimize bir çay ve kitap alıp ağaçlı,
çiçekli, tohumlu kitaplar okuyarak baharı bekliyoruz.
Bu güzel kitaplardan biri; Meşe Palamudunun Sihri
Bir küçük meşe palamudunun baş döndüren yolculuğu.
Muazzam genişliğin, çeşitliliğin, güzelliğin ve bütünlüğün
içinde bir tohumla, kuşların kanatlarında, çiçeklerin yapraklarında gezindiğiniz,
sincaplarla, geyiklerle koştuğunuz bir hikâye.
Her şeyin birbirine bağlandığı, her varlığın bir diğerinin
sebebi olduğu, düşündükçe, baktıkça, inceledikçe hayrete düştüğünüz,
kaybolduğunuz bir orman.
Kitap üzerinden, çevreyi korumanın kendi varlığımızın ve
bütün canlılığın devamı için önemi, doğaya düşen her şeyin döngünün bir parçası
olarak dolaşıma geçtiği, birbirini etkilediği, neden sonuç ilişkileri, ormanları,
doğayı korumak için neler yapabileceğimiz, son kısımdaki bilgiler de okunarak
konuşulabilir.
İçinde olduğumuz, hep görebildiğimiz için sıradan ve
kıymetsiz gibi davrandığımız şeylerin farkına varmak, fark ettirmek için de şahane
bu kitap. Gözümüzün önünde olan, bağırmadan, kendilerini göstermeden sessizce
büyümeye, var olmaya devam eden ama korumadan,
kıymetini bilmeden geçip gittiğimiz şeylerin sihri; bir meşe palamudunun bütün
masallardan daha güzel ve etkileyici yolculuğu, bize nefes olan ağaçlar,
uzaklardaki ormanlar, hoyratlığımıza, onca tahribatımıza rağmen canlılığını koruyan,
döngüsünü sürdürmeye çalışan doğa, taşlar arasından fışkıran otlar.
Bana kalırsa, bütün masallardan daha güzel ve etkileyici; içinde
yaşam, umut, can taşıyan tohumların yolculuğu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder