5 Ocak 2019 Cumartesi

Kelimelerin Gücü


Geçenlerde, görüşme yaptğım bir anne, sorun çocuğum diyerek başladı anlatmaya, beni hiç dinlemiyor, ne yapsam dinletemiyorum, dediğimi yapmıyor, umursamıyor. Öfkeliydi, öfkesi her kelimesinde, sesinde, gözlerinde hissediliyordu. En sevdiğin, onca emek verdiğin, belki ömrünü adadığın kişiyle, evlatla yaşanan çatışmaların, “ne yapsam olmuyor”un zorluğuna sıkça şahit oluyorum. Ve konuşmalar genelde böyle başlıyor: Beni dinlemiyor, karşı çıkıyor, umurunda değil, söylediklerimi dinlesin, yapsın istiyorum.

Kelimelerin muazzam gücü ayrı bir yazının konusu ama kısaca; kelimelerin düşünme biçimimizi baştan aşağı değiştirme gücüne sahip olduğunu düşünüyorum. Düşüncelerimizin değişimi, onları dışavurumumuzu, yani başka insanlarla olan iletişimimizi, kısacası bütün dünyamızı etkiliyor. Bu yüzden işe kelimelerden, kurduğumuz cümlelerden, kendi düşünme şeklimizden başlamalı.

İlkin, olduğu gibi kabul etmediğimiz hiçkimseyle iletişim kuramayız. Hiçkimseyi değiştirme, istediğimiz gibi oldurma gücüne sahip değiliz. Bu yüzden, ilk yaklaşım, “çocuğum sorunlu” demek yerine, “ben çocuğumun davranışlarına nasıl tepki verebilirim?” şeklinde olabilir.

Beni hiç dinlemiyor, derken şunu kendimize sorabiliriz. Şimdi benim dediklerimi, ileride de başkalarının dediklerini sorgulamadan, hiç karşı çıkmadan dinleyen, uyan bir birey mi yetiştirmek istiyorum, yapması beklenenler üzerinde düşünen, gerektiğinde karşı çıkan, kendi kararlarını verebilen birini mi?

Ve hep unuttuğumuz bir şey; çocuğum benden ayrı, bağımsız farklı, kendi istekleri, tercihleri, kararları olan biri. Bunu hepimiz söylüyoruz, çocuklarımız bizim uzantımız değil, bizden bağımsızlar diyoruz ama çocuğun bizi dinlememesine, bizden farklı kararlar vermesine tahammülümüz yoksa, birey olmalarına imkan vermiyoruz demektir. Birey olmasını engellediğiniz, temel özgürlüğünü kısıtladığınız kişi elbette ki size öfke ve direnişle karşılık verecektir.

Görüşmelerde sıkça dile getirilen nokta, şöyle yapsın böyle yapsın, öyle yapmasın;  bunların hepsi bizim isteklerimiz. Çocuklarımız bizim isteklerimizi yapmak zorunda değil. Evet zorunda değil ama bunlar onun iyiliği için, deniyor sonra da. İyi bir şey bile olsa zorla yaptırılmaya çalışılan her şey(tehdit etmek, bağırmak, duygu manipülasyonu da zorla kapsamı içinde) ters teper.

Yine, en çok kurulan cümlelerden biri; beni öfkelendiriyorsun, üzüyorsun, bağırtıyorsun diyorum,  sıkça kullandığımız ve masum, iyi bir şey olduğuna inandığımız bu cümleler de, açıkça duygu manipülasyonu. İsteklerimizi yaptırmak için duyguları kullanıyoruz. Küçücük bir çocuk kocaman bir yetişkinin öfkesinden, üzüntüsünden sorumlu tutuluyor. Çocuklarımıza bu kadar büyük bir gücü, sorumluluğu, ağırlığı neden veriyoruz? Onlar, gücün anne babalarında olmasına ihtiyaç duyarken biz duygularımızın iplerini ellerine veriyoruz. Beş yaşında bir çocuğun, kırk yaşındaki bir yetişkini mutlu etmekten, üzmekten, delirtmekten ya da sakinleştirmekten sorumlu tutulması ağır bir yük değil mi sizce de?

Konuşma ilerledikçe, sorun çocuğumda diye başlayan görüşmemiz, zorlanıyorum çünkü cümlesiyle sona yaklaştı.  Başlangıç için ne güzel bir nokta. Zorlanıyorum çünkü, öfkeliyim çünkü, desteğe ihtiyacım var çünkü. Çocuklarımızı değiştirme gücüne sahip değiliz ama onları en çok etkileyen şeyi, kendi tepkilerimizi değiştirme gücüne sahibiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder