En sevdiğim yazarlardan biri Aletha Solter ve kitabı Çocuğunuza
Kulak Verin. Yazarın, 0-2 yaş için Bilinçli Bebek adlı güzel bir kitabı da var.
Çocuğunuza Kulak Verin ise 2-8 yaş için yazılmış.
Yetişkin kalıplarımızı bir yana bırakıp çocukları
anlayabilmemiz için yol gösterici, kafamızı karıştıran konulara, “bunu neden
yapıyor, ben bu durumda nasıl davranmalıyım” sorularına cevap bulabileceğimiz
bir kitap. Çocuklar neden korkar, bu korkulara nasıl yaklaşmalıyım, oyunlarına
nasıl katılabilirim, televizyon, kitaplar, kardeş, uyku sorunları, beslenme ve
hastalıklar gibi spesifik konular ele alınmış. Solter’ ın temel yaklaşımı,
çocuğun duygularını olduğu gibi dışa vurmasına alan açmak, yani çocuk ağlamak
istiyorsa ağlasın, öfkeleniyorsa öfkelensin. Ona göre bütün davranış
sorunlarının altında yatan neden ifade edilememiş, dışa vurulamamış duygular. Ağlamaya yaklaşımı, bebekken olduğu gibi ağlamasına
izin vermek, öfkelenmesine izin vermek ve çocuğun bütün duygularına karşı kabul
edici olmak şeklinde. Duyguların yoğun bir şekilde gösterilmesine ilişkin güçlü
kültürel tabu nedeniyle çoğu anne baba öfke nöbetlerine katlanmakta çok
zorlanır, diyor Aletha Solter, oysa çocuklar yalnızca ruh sağlıklarını korumak
için birikmiş duygularını boşaltmaya çalışmaktadır.
Özellikle kabul etmekte, baş etmekte zorlandığımız duyguları
ele alıyor. Mesela; korku. 2-8 yaş çocuklarının hepsinin korkuları vardır ve korkular
mantıklı değildir, bu yüzden mantıkla yaklaşmamak gerekir. “Neden korkuyorsun
korkacak bir şey yok ki” demek ya da korkularla alay etmek korkuyu
yerleştirmekten başka bir işe yaramaz. Korkuyu kabul etmek, sempati göstermek ve umut
vermek gerekir. “Denizden çok korkmanı anlıyorum, korkmak hiç eğlenceli değil
değil mi? Belki birlikte korkunu yenmenin bir yolunu buluruz.” gibi.
Duygularını kabul edip onu anladığımız gösterdikten sonra çocuğa
doğru bilgi vermek gerekir, çünkü çocukların korkusu genelde yanlış ya da eksik
bilgiden kaynaklanır.
Bir diğer korkuyla baş etme yöntemi ise oyun oynamaktır.
Çocuklar çoğu zaman oyunlarında korkularını canlandırır ve onları yenmek için
çaba harcarlar. Genelde, oyun oynarken kahkaha atıyorlarsa, muhtemelen bir korku
öğesini yeniyor olabilirler. Kitapta, korkuyla ilgili oynayabileceğimiz
oyunlara ve nasıl oynanması gerektiğine dair bilgiler var. Bir tanesi yazarın
kızıyla yaşadığı bir örnek:
“Üç yaşına geldiğinde hala tuvaleti kullanmak istemiyordu
çünkü tuvalete düşmekten korkuyordu. Birkaç kere onu tuvalete götürürken yanıma
oyuncak hayvanlardan birini alıp hayvanı tuvaletten korkuyormuş gibi oynattım.
Her seferinde kahkahalarla güldü. Bu oyundan sonra genellikle rahatlıyor ve
tuvaleti kullanıyordu. Zamanla bu korkusu geçti.”
Oyun, hem çocukların
yeni beceri ve yetenekler edinmelerine, hem edindikleri bilgiyi anlamalarına ve
özümsemelerine, hem de yaşadıkları travmatik deneyimlerle başa çıkmalarına
yardımcı olur. Oyunun sağaltıcı etkisi hakkında daha detaylı bilgi için yazarın
“Oyun Oynama Sanatı” adlı kitabı da tavsiye olunur.
Solter’ın, Bilinçli Bebek kitabında da geçen, sevdiğim ve
kullanmaya çalıştığım bir sorun çözme yöntemi ise iki tarafın da ihtiyaçlarını
gözeterek bir çözüm üretme. Çatışma durumunda, “çocuğumun şu anda neye ihtiyacı
var?” diye kendimize sormak. (Tabii bu soruyu sorabilmek için azıcık sakin
olabilmeniz gerekiyor) Sizin neye ihtiyacınız var, bunu da düşünerek ve çocuğun
yaşını da gözeterek iki tarafında ihtiyacını karşılayabilecek bir çözüm
üretmeye çalışmak. Elbette, çocuklar söz konusu olduğunda bunu her zaman yapmanın
mümkün olmadığını da aklımızın bir kenarında bulundurmak ve çocuğun yaşına ve
bireysel özelliklerine de dikkat etmek gerek. Yapabildiğimiz kadarı bile
çocuklara sorun çözme konusunda model olmamızı sağlayabilir.
Kitabın sonuç bölümünü meseleyi çok güzel özetlediği için
kısaca alıyorum.
Çocukların yoğun istekleri vardır.
Çocukların yoğun duyguları vardır. Çocuklar küçük
huzursuzluklardan yoğun öfke, korku, üzüntü ve kafa karışıklığına kadar diğer
insanların yaşadıkları tüm duyguları yaşarlar. Yeni beceriler edinmeye ve
ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıkları için sık sık hayal kırıklığı yaşarlar.
Bilgi eksikliği, gelişen hayal güçleri ve ölümün bilincine varmaya başlamaları nedeniyle
yaygın korkuları vardır. En sevgi dolu ailede bile kardeşler arasında
kıskançlıklar yaşanabilir.
Küçük çocuklar, yaşadıkları acı verici deneyimlerin etkisini
iyileştirebilirler. İnsanlar acı verici deneyimlerin etkisini iyileştirme
yeteneğiyle doğar. İyileşme ağlayarak, öfkelenerek, titreyerek, konuşarak,
oynayarak ve gülerek gerçekleşir. Çocukların acı veren duygularını ifade
etmelerine izin vermek gerekir.
Kabul edilemez davranışlar doğuştan gelen bir kötülüğün
göstergesi değildir. Çocukların yanlış davranmalarının üç
nedeni vardır.
1-Bir ihtiyaçları vardır.
2-Yeterince bilgileri yoktur.
3-Yaşadıkları acı verici deneyimlerden kaynaklanan korku,
öfke ya da üzüntü gibi duyguları vardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder