18 Şubat 2018 Pazar

Çocuğunuza Kulak Verin


En sevdiğim yazarlardan biri Aletha Solter ve kitabı Çocuğunuza Kulak Verin. Yazarın, 0-2 yaş için Bilinçli Bebek adlı güzel bir kitabı da var. Çocuğunuza Kulak Verin ise 2-8 yaş için yazılmış.  
Yetişkin kalıplarımızı bir yana bırakıp çocukları anlayabilmemiz için yol gösterici, kafamızı karıştıran konulara, “bunu neden yapıyor, ben bu durumda nasıl davranmalıyım” sorularına cevap bulabileceğimiz bir kitap. Çocuklar neden korkar, bu korkulara nasıl yaklaşmalıyım, oyunlarına nasıl katılabilirim, televizyon, kitaplar, kardeş, uyku sorunları, beslenme ve hastalıklar gibi spesifik konular ele alınmış. Solter’ ın temel yaklaşımı, çocuğun duygularını olduğu gibi dışa vurmasına alan açmak, yani çocuk ağlamak istiyorsa ağlasın, öfkeleniyorsa öfkelensin. Ona göre bütün davranış sorunlarının altında yatan neden ifade edilememiş, dışa vurulamamış duygular.  Ağlamaya yaklaşımı, bebekken olduğu gibi ağlamasına izin vermek, öfkelenmesine izin vermek ve çocuğun bütün duygularına karşı kabul edici olmak şeklinde. Duyguların yoğun bir şekilde gösterilmesine ilişkin güçlü kültürel tabu nedeniyle çoğu anne baba öfke nöbetlerine katlanmakta çok zorlanır, diyor Aletha Solter, oysa çocuklar yalnızca ruh sağlıklarını korumak için birikmiş duygularını boşaltmaya çalışmaktadır.
Özellikle kabul etmekte, baş etmekte zorlandığımız duyguları ele alıyor. Mesela; korku. 2-8 yaş çocuklarının hepsinin korkuları vardır ve korkular mantıklı değildir, bu yüzden mantıkla yaklaşmamak gerekir. “Neden korkuyorsun korkacak bir şey yok ki” demek ya da korkularla alay etmek korkuyu yerleştirmekten başka bir işe yaramaz.  Korkuyu kabul etmek, sempati göstermek ve umut vermek gerekir. “Denizden çok korkmanı anlıyorum, korkmak hiç eğlenceli değil değil mi? Belki birlikte korkunu yenmenin bir yolunu buluruz.” gibi.
Duygularını kabul edip onu anladığımız gösterdikten sonra çocuğa doğru bilgi vermek gerekir, çünkü çocukların korkusu genelde yanlış ya da eksik bilgiden kaynaklanır.
Bir diğer korkuyla baş etme yöntemi ise oyun oynamaktır. Çocuklar çoğu zaman oyunlarında korkularını canlandırır ve onları yenmek için çaba harcarlar. Genelde, oyun oynarken kahkaha atıyorlarsa, muhtemelen bir korku öğesini yeniyor olabilirler. Kitapta, korkuyla ilgili oynayabileceğimiz oyunlara ve nasıl oynanması gerektiğine dair bilgiler var. Bir tanesi yazarın kızıyla yaşadığı bir örnek:
“Üç yaşına geldiğinde hala tuvaleti kullanmak istemiyordu çünkü tuvalete düşmekten korkuyordu. Birkaç kere onu tuvalete götürürken yanıma oyuncak hayvanlardan birini alıp hayvanı tuvaletten korkuyormuş gibi oynattım. Her seferinde kahkahalarla güldü. Bu oyundan sonra genellikle rahatlıyor ve tuvaleti kullanıyordu. Zamanla bu korkusu geçti.”

Oyun,  hem çocukların yeni beceri ve yetenekler edinmelerine, hem edindikleri bilgiyi anlamalarına ve özümsemelerine, hem de yaşadıkları travmatik deneyimlerle başa çıkmalarına yardımcı olur. Oyunun sağaltıcı etkisi hakkında daha detaylı bilgi için yazarın “Oyun Oynama Sanatı” adlı kitabı da tavsiye olunur.

Solter’ın, Bilinçli Bebek kitabında da geçen, sevdiğim ve kullanmaya çalıştığım bir sorun çözme yöntemi ise iki tarafın da ihtiyaçlarını gözeterek bir çözüm üretme. Çatışma durumunda, “çocuğumun şu anda neye ihtiyacı var?” diye kendimize sormak. (Tabii bu soruyu sorabilmek için azıcık sakin olabilmeniz gerekiyor) Sizin neye ihtiyacınız var, bunu da düşünerek ve çocuğun yaşını da gözeterek iki tarafında ihtiyacını karşılayabilecek bir çözüm üretmeye çalışmak. Elbette, çocuklar söz konusu olduğunda bunu her zaman yapmanın mümkün olmadığını da aklımızın bir kenarında bulundurmak ve çocuğun yaşına ve bireysel özelliklerine de dikkat etmek gerek. Yapabildiğimiz kadarı bile çocuklara sorun çözme konusunda model olmamızı sağlayabilir.  
Kitabın sonuç bölümünü meseleyi çok güzel özetlediği için kısaca alıyorum.
Çocukların yoğun istekleri vardır.
Çocukların yoğun duyguları vardır. Çocuklar küçük huzursuzluklardan yoğun öfke, korku, üzüntü ve kafa karışıklığına kadar diğer insanların yaşadıkları tüm duyguları yaşarlar. Yeni beceriler edinmeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıkları için sık sık hayal kırıklığı yaşarlar. Bilgi eksikliği, gelişen hayal güçleri ve ölümün bilincine varmaya başlamaları nedeniyle yaygın korkuları vardır. En sevgi dolu ailede bile kardeşler arasında kıskançlıklar yaşanabilir.
Küçük çocuklar, yaşadıkları acı verici deneyimlerin etkisini iyileştirebilirler. İnsanlar acı verici deneyimlerin etkisini iyileştirme yeteneğiyle doğar. İyileşme ağlayarak, öfkelenerek, titreyerek, konuşarak, oynayarak ve gülerek gerçekleşir. Çocukların acı veren duygularını ifade etmelerine izin vermek gerekir.
Kabul edilemez davranışlar doğuştan gelen bir kötülüğün göstergesi değildir. Çocukların yanlış davranmalarının üç nedeni vardır.
1-Bir ihtiyaçları vardır.
2-Yeterince bilgileri yoktur.
3-Yaşadıkları acı verici deneyimlerden kaynaklanan korku, öfke ya da üzüntü gibi duyguları vardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder