28 Kasım 2018 Çarşamba

99 Sayfada Alerji





Kızımın geçen yıl başlayan alerjileri nedeniyle bir süredir okuyup anlamaya çalıştığım bir konu; alerji.  Geçen yıl üst üste hastalandığında bir doktor, alerjik olabilir diye bir yorum yapınca, ne yapabiliriz diye sormuştum, o da yapacak bir şey yok demişti. O sıralar başladım okumaya, ne yazık ki sağlık söz konusu olduğunda internet dışında, herkes için bilgi veren pek fazla kaynak bulunamıyor. Kitapları tarayıp uzun araştırmalar yapmak zaman kıtlığı çeken bir anne için pek mümkün olmuyor. Bir bebeğin bakımına sıfır sağlık bilgisiyle başlamak bana hala çok mantıksız geliyor. Özellikle bazı doktorların yanlış uygulamalarının sonuçlarını bire bir yaşadıktan sonra, zaman buldukça, elimden geldiğince okumaya, anlamaya çalışıyorum.
Bu kitap, alerji hakkında temel bilgiler içeriyor. Alerji nedir, ne değildir öğrenmek istiyorsanız ilk okuyacaklarınızdan olabilir. Ahmet Rasim Küçükusta’ya alerji hakkında sorulan sorular ve verdiği ve cevaplardan oluşuyor.

Kitapta anlatılanlara göre alerji, kısaca; bağışıklık sistemimizin bazı maddeleri kendisine zararlı görüp yok etmeye çalışmasıyla başlayan bir durum. Bu savaşın görünür belirtileri ise, deride kaşıntılar (egzama), astım, saman nezlesi gibi hastalıklar.
Alerji denince, ilk bakmamız gereken yer bağışıklık sistemi. Nasıl oluyor da bağışıklık sistemi kendisine hiçbir zararı olmayan hatta faydası olan maddelere karşı savaşa girişebiliyor, yanlış alarm durumuna giriyor.
Bunun nedeninin bağışıklık sisteminin yeterince gelişememesi olduğunu anlatıyor kitapta.
Günümüzde alerjiyi etkileyen faktörleri;  Sezeryan doğumlar
Beslenme şeklimiz yani hazır gıda tüketiminin artması
Fazla hijyen, bebeklerin doğumdan itibaren çeşitli mikrobik hastalıklara karşı aşılanmaları, çok temiz ortamlarda büyümeleri, çok sık antibiyotik kullanımı olarak sıralıyor.

Bebeklik döneminde alerjiler genelde egzama denilen kaşıntılı kızarıklıklarla başlıyor, gün boyu süren, akşam ve gece şiddetlenen bir kaşıntı bu.
Belirtiler hastaların yarısından çoğunda yaşamın ilk yılında, diğerlerinde 1-5 yaş arasında çıkıyor. Bu çocuklara ileriki yıllarda saman nezlesi ve astım gelişme ihtimali oldukça yüksektir diyor.  Ayrıca, egzamalı çocukların yüzde 30 ila 50’sinde besin alerjisi de ortaya çıkıyor.
Kitapta önerilenler, yumuşak, pamuklu giysiler kullanılması, ılık su banyoları tercih edilmesi. Banyodan sonra cilt nemlendirilmeli. Kaşıntıyı arttırabileceği için çok sıcak su ve sabundan kaçınılmalı ve banyoda kalma süresi çok uzun olmamalı.
Evdeki alerjenler konusunu ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. Evimizde yataklarımızda yaşayan, gözle göremediğimiz canlıların dışkıları yüzünden bin türlü sıkıntı yaşıyor olmamız inanılır gibi gelmemişti. Bu kitapta da evdeki temel alerjenler olan akarlardan uzunca bahsetmiş.
Akarlar, 20-25 ısı ve yüzde 70-80 oranında nemde yaşayan canlılar. Halı, koltuk, kanepe gibi tekstil eşyalarının çok olduğu, iyi havalanmayan, karanlık ortamlar en sevdikleri yerler. Soğuk, nem oranı düşük, aydınlık ve iyi havalanmış yerlerden kaçıyorlar. Çok hızlı çoğalabiliyorlar. Besin kaynakları, insan derisinin ve saçının döküntüleri. Mikrop taşımıyorlar ve kendileri alerjen değiller, dışkılarında bulunan guanin adlı madde.
Bir evde ne kadar çok tekstil ürünü varsa, ne kadar az havalanıyorsa ve güneş almıyorsa, sıcaksa ve rutubet varsa o kadar çok akar var demektir. Ayrıca tüylü oyuncaklar da akarların sevdiği ortamlar. Evdeki halı, yorgan, yastık, perde gibi tekstil ürünlerini azaltmak ya da haftada bir 60 derecede üstünde yıkayabiliyor olmak akarları öldürüyor ama bir hafta içinde tekrar ürüyorlar. Bu yüzden evdeki tekstil ürünlerini azaltmak ve evi sık sık havalandırmak daha pratik bir çözüm gibi görünüyor.

Bunların solunması sonucu, hapşırma, nezle, burun kaşıntısı gibi saman nezlesi ve öksürük hırıltı nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkarabiliyor.
Evde küfler , temizlik ürünleri, parfüm vb.lerde kullanılan kimyasal maddeler, sentetik kokular, gıdalardaki katkı maddeleri de alerjiye sebep olan maddeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Alerjiden uzak bir yaşam sürebilmek için, kitabın sonunda özet bir öneri listesi var.


Mümkün olduğu kadar modern yaşamdan kaçının. Mesela şehrin, trafiğin ortasında, güneş görmeyen bir daire yerine, ormana yakın, tek katlı bir evi tercih edin
Çocuklarınız oyuncak ayılarla değil, sokaktaki kedi, köpekle oynasın.
Doğal gıdalarla beslenin. Her türlü sebze, meyve, yoğurt, balık sofranızdan eksik olmasın
Hazır yemeklerden, katkılı yiyecek ve içeceklerden uzak durun
Fast food’cuların önünden bile geçmeyin
Marketin “naylon” yumurtasını değil, tavuğunuzun “çift sarılı yumurtası” nı yiyin.
Eviniz kalabalık olsun; dedelerle, ninelerle beraber oturun.
Çocuğunuzu asla kardeşsiz bırakmayın
Tıbbi zorunluluk yoksa sezaryen doğumun adını ağzınıza bile almayın
Çocuğunuzu en az 6 ay anne sütüyle besleyin
Çocuklarınıza asla gelişigüzel antibiyotik vermeyin.
Her yere yürüyerek veya bisikletle gidin. Her gün yarım saat-bir saat mutlaka yürüyün
Evinize fazla elektronik eşya bulundurmamaya çalışın.
Sigara ve alkolden uzak durun
Hiçbir şeyi kendinize dert etmeyin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder