10 Kasım 2018 Cumartesi

Duymak


Bu sıralar sıklıkla kaygı sorunları yaşayan çocuklarla görüşüyorum, sonrasında da ailelerle. Onlara çocuklarının bir kaygı hali içinde olduğunu, baskı altında hissettiğini, onu dinlemek, onunla konuşarak onu anlamaya çalışmak gerektiğini anlattığım anne babaların ilk ve ortak tepkisi; “biz kızmıyoruz, çok ilgiliyiz, ne yaşıyor ki kaygı duysun?”lar “Bizim zamanımızda her şey çok daha zordu” ile devam ediyor.
 Aslında mesela sizin kızıp kızmadığınız, ilgilenip ilgilenmediğiniz değil diyorum ben de, ben çocuğun ne hissettiğiyle ilgileniyorum. O da duygularını sizin yaşadığınız yoğunlukta yaşıyor ve daha zoru sizin ifade ettiğiniz gibi ifade edemiyor, yardım isteyemiyor. Sizin mesajlarınız, anlatmak, hissettirmek istedikleriniz çocuğunuza amaçladığınızdan çok farklı şekillerde ulaşıyor olabilir. Verdiğiniz mesajların ona ulaşıp ulaşmadığını ya da nasıl ulaştığını hiç düşündünüz mü?
Kendimizle, kendi anne babalığımızla, çocuğumuza yaptıklarımızla o kadar ilgiliyiz ki en önemli noktayı gözden kaçırıyoruz; çocuğumuz ne hissediyor, ne düşünüyor? Biz çocuğumuzu çok seviyor, sevdiğimizi belli ettiğimizi düşünüyor olsak bile çocuğumuz bunu hiç hissetmiyor, sevilmediğini düşünüyor olabilir.  Çocuğumuzu çok anladığımızı düşünüyor olsak da hiç anlaşılmadığını hissediyor olabilir. Çocuklarımız arasında kesinlikle ayrım yapmadığımızı iddia ediyor olsak da, biri diğerinin daha çok sevildiğini düşünüyor, hissediyor olabilir.
Geçenlerde, eğitimpedia’da bir yazı okudum, annelerin bütün çocuklarını eşit derecede sevip sevmediğiyle ilgili bir araştırmadan bahsediyordu. Araştırma sonucuna göre, annenin en yakın hissettiği çocukların yarısından azı bunun farkında ve annelerin gözde çocuk olarak seçmedikleri evlatlar genellikle kendilerinin gözde oldukları konusunda en emin olanlar.
Yani çocuklarımız konusunda fena halde yanılıyor olabiliriz
Ama merak etmeyin, çocuklar bu yanılgımızı sözle ifade edemeseler de, bedenleriyle konuşuyorlar, tikler, ikincil alt ıslatma, kekeleme vb., Bütün bunlar, çocuklarımız hakkında bize bir şeyler anlatıyor. Duymayı, dinlemeyi başarabilirsek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder