Bir süre önce “Azla Mutlu Olmak” diye bir kitap okumuştum, ardından
benzer konularda okudukça ister istemez çıkardığım atıklar konusunda daha
duyarlı olmaya başladım. Son yıllarda, çevremiz alarm vermeye başlayınca daha
çok insan bu konuda daha duyarlı olmaya başladı sanırım ve “atıksız yaşam”
kavramını daha çok duyar olduk.
Atıksız Yaşam, tüketip geri dönüştürmek için tekrar enerji
harcamak yerine, daha az geri dönüşümü, çöp üretmeden yaşayabilmeyi amaçlar.
Aslında, öze, doğala geri dönüştür. Doğada
hiçbir şey çöp değildir, her şey kendi seyrinde dönüşür. En basitinden, su akar ve canlılara hayat
verir. İnsan ise suyu durdurup paketlere doldurup paketlerini de çevreye atarak
kendi kendine süren bir döngüyü sonucunu düşünmeden bozmuş olur. Birkaç yudum
su içmek için doğada çözünmesi 400 yıla varan bir atık bırakmış oluruz. Bu
atıklar öyle yaşamımızın içine yerleşmiş, yerleştirilmiştir ki, atarken
verdiğimiz zararın farkında bile değilizdir. Poşetler, ıslak mendiller, kağıt
havlular, bebek bezleri, petler, plastik şişeler, pipetler, her an elimizin
altında ve bize rahatlık sağlayan çok sayıda ürünle aslında her adımımızda, her
nefesimizde doğaya, çevremize ve sonuç olarak kendimize zarar vermiş oluruz.
Daha az atık için günlük yaşamda ufak tefek adımlar atmak
mümkün. Yaşamımıza yerleşmiş olan, vazgeçemeyeceğimizi sandığımız pek çok ürünü
aslında bırakabilir ya da yerine sağlıklı alternatiflerini bulabiliriz. Örneğin,
sürekli pet şişe satın almak yerine, çelik ya da cam termos taşımak, daha az
paketlenmiş ürün almak, satın almak yerine yapabildiğimiz şeyleri kendimiz
yapmak, ikinci el kullanmak gibi.
Daha az atık yolunda ben henüz yolun çok başında olsam da, atabildiğim
ufak adımlar; cam ya da çelik termos ve kaplar kullanmak, paketli, işlenmiş
ürünleri azaltmak. Bez çanta kullanmak. Kağıt havlu kullanımını azaltmak, ıslak mendili bırakmak. Deterjan ve temizlik ürünleri yerine yerine sabun karbonat ve sirke, şampuan yerine sabun ve sirke kullanmak.
Bir de son zamanlarda şu balmumlu bezler sayesinde buzdolabı
poşetine ihtiyaç duymuyorum. Dışarı çıkarken yanımıza alacağımız meyve, ya da
ekmek gibi kuru şeyleri bunlarla sarıveriyorum. Evde de kalan yemeklerin
tabaklarını bunlarla kapatarak dolaba kaldırıyorum. Desenlerine, kokusuna,
elimin sıcaklığıyla şekillenmesine bayılıyorum. Kullandıktan sonra sabunlu bezle yıkayıp kurutuyor ve tekrar tekrar kullanıyorum.
Daha az atık noktasında, benim henüz gidecek çok yolum
olduğundan bu konuda büyük çapta değişiklikler yapmayı başarmış, faydalandığım
hesapları önerebilirim:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder