Şiddetsiz İletişim diye harika bir kitap okuyorum. Çok
cümleler geçiyor içinde buzun uzun düşündüren de, biri şöyle: “kendimizle
bağlantıda olmak yerine “dışa yönelik, başkalarına odaklı” olma yönünde
eğitildik.” “İçimizdekilerle bağlantıyı
koparmayı küçük yaşta öğrendik.”
Tam da öyle ve bunun
bedellerini her gün görüyoruz gözlemliyoruz günlük hayatta diye düşünüyorum. Türlü
davranış problemleriyle sesini duyurmaya çalışan çocuklar, duygularını ifade
edemedikçe kendine ve başkalarına karşı saldırganlaşan insanlar. İletişim
kurmak yerine yargılayan, etiketleyen, emreden, kıyaslayan, bir dil geliştirip
şiddeti sözel, şiddeti normal hale getirdik. Günlük hayatımıza bakıyorum; sanki
duygularımız hiç yokmuş, sanki biz üzgün, korkmuş, çaresiz, endişeli hisseden
varlıklar değilmişiz gibi, sanki sadece yiyen, içen, uyuyan, çalışan
varlıklarmışız gibi, öyle kalıp, öyle tektip. Mesela, dün gece uyuyamadım
derken çok rahatlıkla, çok endişeliydim demek ne kadar zor geliyor değil mi? Ya
da çocuklarımıza “yeter artık” vb demek çok kolay da “tükenmiş hissediyorum,
zorlanıyorum” demek öyle zor. “Vurdum çünkü şöyle yaptı, böyle yaptı, çünkü çok
yaramaz, çünkü hiç laftan anlamaz” demek çok kolay da, çaresiz hissediyorum
demek öyle zor.
Başkaları ya suçlanmak, yargılanmak için ya da kendimizi
beğendirmek için var. Kendi hayatımızı başkalarının eline gönüllü bırakmak, seçimlerimizin
sorumluluğunu başkalarına yüklemek ne acayip düşününce ama yapıyoruz tam da bunu.
“İnsanlara hakaret etmek için kullandığımız kelimeler
çoğunlukla ruh halimizi net bir şekilde ifade etmeyi sağlayan sözcük dağarcığından
çok daha geniştir” diyor kitapta, öyle sahiden. Çünkü ne duyduysak onu
öğreniyor ve aktarıyoruz. Döngüyü kırmak mümkün mü peki? Bence uğraşmaya,
çocuklarımız için uğraşmaya değer.
Kitabın daha başındayım ama ben de dilimdeki şiddeti fark
ediyorum, duygularımın sorumluluğunu başkalarına yüklediğimi, “ama beni çok
yoruyor, neden laf dinlemiyor” gibi kalıp cümlelerin zihnimde dolaştığını, yeni
bir dil öğrenmenin zorluğunu. Keşke diyorum çocuklarımıza İngilizce öğretmek
için uğraştığımız kadar şiddetsiz iletişimi öğretmeye çalışsaydık, önce
kendimiz öğrenmeye çabalayarak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder