18 Nisan 2018 Çarşamba

Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun


Ebeveynliğe giriş için okunacak kitap hangisi diye sorsalar,  aklıma ilk gelen kitap olacak;  Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun.  Anne babaları ilgilendirecek bütün konuları hem teorik hem de uygulamalarla ele alan, soru cevaplarla, akılda kalıcı diyalog örnekleriyle ve ödevlerle dolu bir kitap. Her şeyi bir anda değiştirmek yerine her seferinde ufak ufak değiştirin diye başlıyor ve her bölümü okuyup kitabı bir süre bırakıp o bölüm sonundaki ödevi yapın diyor. Kitaplardan öğrendiklerimizi hayatımıza geçirebilmek için güzel bir yol ama ben bitirmeden rahat edemeyenlerden olduğum için önce kitabı bitirdim, şimdi tekrar ödev kısmını uygulamayı düşünüyorum.
İlk bölüm çoğu ebeveynlik kitabının önerdiği, ama toplumca bize yabancı bir dil olduğu için benim zorlandığım bir öneriyle başlıyor. Çocukların kendi duygularıyla başa çıkmalarına yardım edin. Çocuğunuz güç duygularla boğuşurken Kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak onu anlamaya çalışın ve bunu ifade edin.
Ben bunu hem kendim aklımda tutabilmek hem de annelerin aklında kalmasını sağlamak için şöyle anlatıyorum. Çocuğunuz güçlü duygularla boğuşurken, adeta denizde dalgalarla kulaç atmaya çalışıyor gibidir, bu anda siz ona uzanan bir el olmalısınız.

Burada benim çok işime yarayan yöntemlerden biri arzulara hayallerle karşılık vermek. Hayır olmaz, evde yok vb demek yerine olsa nasıl olurdu, şöyle yapardık böyle ederdik’i konuşmak, bizde çoğu zaman işe yarayan bir yöntem.
Duygularla ilgili mümkün olduğunca neden öyle hissettiğini sormamak gerek çünkü çocuklar da nedne öyle hissettiklerini bilmezler. Bunu yerine üzgün görünüyorsun,  gibi şeyler söylemek bizimle daha rahat konuşmalarını sağlayacaktır.
Genellikle çocuklarımızı mutsuz görünce biz de mutsuz olup mutsuzluğu ortadan kaldırmak için kaygıyla mücadele etmeye çalışırız. Yazar, mutsuzluğu kabullenin diyor. Çünkü mutsuzluğu yok etmek için uğraştıkça, çocuklarımız da, biz de daha mutsuz oluyoruz. Kısaca; Mutlu bir aile istiyorsan mutsuzluk içeren her şeyi kabullen.
İkinci bölüm; çocuklarla işbirliği yapmak üzerine.
Çocuklara sürekli bir şeyleri yaptıran rolünden çıkıp işbirliği içinde bir atmosferde olmamız gerekiyor. Sürekli yap, et demek yerine, durumu tanımlamak, bilgilendirmek ve kısa konuşmak daha etkili. Mesela, banyodan çıktıktan sonra ışığı kapatmanı daha kaç kez söyleyeceğim yerine; banyonun ışığı açık demek
Kim sütü içip de şişeyi dışarıda bıraktı yerine sütü dolaba koymadığımız zaman bozulur demek.
Bir daha duvara yazı yazmayacaksın yerine, yazı yazmak için duvar değil kağıt kullanılır demek
Üçüncü bölümde ceza dışı seçenekler ve sorun çözmek için neler yapabileceğimiz ele alınmış.
Burada öncelikle cezanın işe yaramayan hatta sorunları içinden çıkılmaz hale getiren bir yöntem olduğunu anlamak gerekiyor. Şunu yapmazsan sana tv yok, o olmazsa buraya gidemezsin gibi yaklaşımlar, çocuğu bizimle inatlaşmaya davet ediyor. Bunun yerine, kendisini tehdit altında hissetmesine neden olmadan, ne yapması gerektiğini, ondan beklediklerimizi basit bir dille anlatmak gerekiyor. Örneğin markette koşulmaz, insanlara çarpabilirsin, eşyalar devrilebilir demek, sonrasında onu da yaptığınız işe dahil etmek, mesela bizim için meyve seçer misin işe yarayacak bir yol. Koşarsan babana söylerim, koşarsan akşama tv yok gibi sözlerin işe yaramadığını ise ben yüzlerce anneyle yaptığım görüşmelerden biliyorum. Bu tip yaklaşımlar çocukla anne arasında inatlaşma ve güç mücadelesini arttırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Sorunları çözmeye çalışırken çocuğu da işin içine katmak önemli. Çocuk kendisini çözümün bir parçası olarak görebilmeli, bizim bulduğumuz, tepeden inme çözümler çocuklar için hiçbir anlam ifade etmiyor. Sorun çözmekte çocukların aktif olması gerekiyor. Bunun için de bizim onlarla sakince konuşabilmemiz ve ürettikleri çözümlere saygı göstermemiz işe yarayacaktır.
Dördüncü bölüm; Bağımsızlığı Teşvik etmek
Ebeveynler olarak amacımız, bağımsız, kendilerine yeten, biz olmadan da ayakta durabilen bireyler yetiştirmek ancak gündelik hayatın hızı içinde işleri hemen onlar için yapma kolaylığına kaçabiliyoruz. Bağımsızlığı teşvik için seçimler yapmalarına fırsat verip (kırmızı elbiseni mi sarı elbiseni mi giymek istersin?), yapamadığı bir işi elinden almak yerine çabasına saygı göstermek (kavanozu bana ver yerine; kavanozu açmak zor olabilir, kapağa bir kaşıkla hafifçe vurmak bazen işe yarayabilir.) gibi yollar öneriliyor.
Benim kitapta, en çok işime yarayan önerilerden birisi soruları cevaplamak için acele etmeyin oldu. “Ebeveynler çoğunlukla sorularla sıkboğaz edildiklerini düşünüp anlık cevaplar verirler. Üzerlerinde gereksiz bir baskı hissederler.
Aslında çocuklarımıza anında cevap vererek onlara iyilik yapmayız. Zihinsel alıştırmaları onların yerine biz yapmış oluruz. Çocukların sorularını cevaplamak yerine geri dönüp kendilerine sorarak sorgulamalarını sağlamak daha faydalıdır.”
Sen ne düşünüyorsun, sence neden ya da bu konuyu merak ediyorsun gibi sorular kesinlikle nefes aldırıyorJ

Beşinci Bölüm, daha önce bir postta paylaştığım övgü üzerine, övgüyü doğru zamanda, doğru şekilde kullanacağımız anlatılmış. Övgüye bakış açımı bütünüyle değiştirdi diyebilirim.
6. Bölüm Çocukları rol yapmaktan kurtarmak
Zaman içinde çocukların üzerine yapışan rollerden, (yaramaz çocuk, çalışkan çocuk gibi ) onları kurtarmak ve duygularını rahatça ifade edip bizi hayal kırıklığına uğratmaktan korkarak ya da yaramazsam öyle davranmaya devam ederim diye düşünerek hareket etmelerine engel olmak, kendileri hakkında yeni bir bakış açısı kazandırmak için yapabileceklerimiz anlatılmış.
Son olarak, anlatılanlar çok kısaca; duyguları kabullenmek ve tanımlamak, çocukları bağımsızlığa teşvik etmek, övgüyü yerinde ve doğru kullanmak, ceza dışı seçenekler geliştirmek şeklinde özetlenmiş. Kendimizi iyi ebeveyn kötü ebeveyn olarak tanımlamak yerine gelişime ve değişime açık insanlar olarak düşünmek, nesilden nesile geçen kalıplaşmış, işe yaramayan iletişim biçimlerini sürdürmek yerine çocuklarımıza farklı bir miras, hayatları boyunca işlerine yarayacak bir iletişim biçimi bırakmak için uğraşmak için bize yol gösterecek bir kitap.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder