19 Nisan 2018 Perşembe


“Telefonlarını ellerinden alarak, bağırarak, ceza vererek ya da tokat atarak çocuklarımızı disipline etmek, sorunu çözmek yerine kalıcılaştırıyor. Disiplinin işe yaramadığının kanıtı önünüzde duruyor. İşe yarasaydı, çocuğunuz hala bu davranışları sergiliyor olmazdı.
Yıllarca ben de disipline inandım. Bağırdım, ceza verdim, tehdit ettim. Ebeveynliğin bunları gerektirdiğine inandım. Disiplinin gereksiz olmakla kalmayıp, düzeltmeye çalıştıkları olumsuz davranışı aslında aslında beslediğini söylediğimde, ebeveynlerin doğum haklarından vazgeçmelerini istemişim gibi tepki vermelerine şaşırmıyorum.
Ceza veren, tehdit eden ebeveynlik yaklaşımının sonucu şu oluyor: Aralıksız kontrol edilmeye alışan çocuk tehdit edilmeden ya da karşılığında bir şey almadan içinden gelerek hiçbir şey yapmıyor. İşin tuhafı, en ağır şekilde disipline edilen çocuklar kendilerini en az kontrol edebilenle roluyor.
Ne zaman bir ebeveynle bunları konuşacak olsam bana şunu söylüyor, “Ama ben de sıkı disiplinle yetiştirildim. Hatta babam canımı çıkarıncaya kadar dayak atardı, sonunda da fena biri olmadım”
Böyle bir tartışmayla konunun özüne inilemeyeceğini öğrendim. Bunun yerine şunu sorarım, “Çocukken cezalandırıldığınızda ya da dövüldüğünüzde ne hissediyordunuz?”
Amacımız çocuğumuzu eğitmekse şunu bilelim; Disiplin eğitimin düşmanıdır.
Zorla isteklerimizi yerine getirseler de taleplerimize, ama en fazla da mesajı ileten bizlere karşı içten içe bir direnç geliştirirler. Dirençleri ya da en iyi olasılıkla gönülsüzlükleri ebeveynin kontrol ihtiyacını yoğunlaştırır; çünkü ebeveyn çocuğunu sıkı tuttuğu ölçüde terbiye vereceğine inanıp çocuğun üstünde baskı uygular. İşte bu direnç öğrenmenin, gelişmenin ve-her şeyden önemlisi- ebeveyn ve çocuk arasındaki bağın önünde engel oluşturan duygusal bir yaraya dönüşecektir.
Çocuğun davranışları uyumlu olsa da içten olmayacaktır.”
Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz- Dr. Shefali Tsabary

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder