1 Haziran 2019 Cumartesi


Ben köşede minibüs beklerken, önümde duran pazar otobüsünden elinde alabaşların olduğu bir poşetle inen teyzeye sordu binen teyze, “Kaça aldın üçünü?” “On liraya” dedi giderken kadın.
Otobüse binmek için beklerken, arkadaşına alabaşı, elma rendesi ve yoğurtla karıştırıp nasıl şahane bir lezzete dönüştürdüğünü anlattı. Kollarında bez torbalarla kadınlar sırasıyla, sakince otobüse bindiler. Bu kısacık anda sanki yemek pişirme sanatında usta bir teyze grubu tarafından türlü malzemelerle hazırlanmış bir alabaş salatası uçup geldi önüme ve ardından köye yakın yaşadığımız zamanlarda gittiğimiz pazarlara uçuverdi aklım. Nohut kucağımda kangurudayken, pazar dolaştığım günlere, mis gibi kokulara, çeşit çeşit seslere.
Bu pazar yerlerinde insanı sorgusuz sualsiz yaşamaya çağıran bir şey var. Renkleri, kokuları, hareketliliği, insana yaşadığını, her an nefes aldığını, duyduğunu, kokladığını, tattığını, bir yerlerde bir tohumun filizlenip yeşerdiğini, toprağın damarlarında suyun gezindiğini, güneşin meyveleri tatlandırıp renklendirdiğini hatırlatan bir ahenk var. Baharat ve meyve kokularını içine çekip pazarcıların kendi aralarındaki konuşmalarını dinlerken, teyzelerin bilinmedik otlar, el yapımı yiyecek ve eşyalardan oluşan renkli tezgahlarına hayranlıkla bakarken insanın dünyanın iyiliğine inanası bile geliyor.
Bir kadın balkonundaki saksıya sardunya ekiyor, bir başkası pazara elleriyle büyüttüğü domatesleri, kabakları taşıyor, bir diğeri pazara çıkarken bez torbasını katlayıp çantasına yerleştiriyor, diğeri alabaşları rendelemekle başlayan uzun, ayrıntılı bir tarifi anlatıyor arkadaşına, canlılığı koruyan, birbirini gözetip kollayan kadınlardan oluşan bir çember canlanıyor hayalimde.

diye yazmıştım kısa bir süre önce. Bu yazıyı yazıp kaydettikten bir süre sonra çocuklar için iyi bir dünya yeşertme gayretinde olan kadınlardan oluşan bir çembere dahil oldum. Gerçekten anladığım, anlaşıldığım, tazelendiğim, yüreklendiğim, umut dolduğum anlar yaşadım. Yargılanmanın ve anlaşılmamanın sırtımda ne kadar büyük bir yük olduğunu, çok sevdiğim pazar yerindeki canlılığın aslında benim içimde her an dalgalandığını, renklendiğini, seslendiğini fark ettim. Niyet edip yavaş ve sakin adımlarla yola çıkmanın, birlikte yolda olmanın ne muazzam bir deneyim olduğunu anladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder