Ben köşede minibüs beklerken, önümde duran pazar otobüsünden
elinde alabaşların olduğu bir poşetle inen teyzeye sordu binen teyze, “Kaça
aldın üçünü?” “On liraya” dedi giderken kadın.
Otobüse binmek için beklerken, arkadaşına alabaşı, elma
rendesi ve yoğurtla karıştırıp nasıl şahane bir lezzete dönüştürdüğünü anlattı.
Kollarında bez torbalarla kadınlar sırasıyla, sakince otobüse bindiler. Bu
kısacık anda sanki yemek pişirme sanatında usta bir teyze grubu tarafından
türlü malzemelerle hazırlanmış bir alabaş salatası uçup geldi önüme ve ardından
köye yakın yaşadığımız zamanlarda gittiğimiz pazarlara uçuverdi aklım. Nohut
kucağımda kangurudayken, pazar dolaştığım günlere, mis gibi kokulara, çeşit
çeşit seslere.
Bu pazar yerlerinde insanı sorgusuz sualsiz yaşamaya çağıran
bir şey var. Renkleri, kokuları, hareketliliği, insana yaşadığını, her an nefes
aldığını, duyduğunu, kokladığını, tattığını, bir yerlerde bir tohumun
filizlenip yeşerdiğini, toprağın damarlarında suyun gezindiğini, güneşin
meyveleri tatlandırıp renklendirdiğini hatırlatan bir ahenk var. Baharat ve
meyve kokularını içine çekip pazarcıların kendi aralarındaki konuşmalarını
dinlerken, teyzelerin bilinmedik otlar, el yapımı yiyecek ve eşyalardan oluşan
renkli tezgahlarına hayranlıkla bakarken insanın dünyanın iyiliğine inanası
bile geliyor.
Bir kadın balkonundaki saksıya sardunya ekiyor, bir başkası
pazara elleriyle büyüttüğü domatesleri, kabakları taşıyor, bir diğeri pazara
çıkarken bez torbasını katlayıp çantasına yerleştiriyor, diğeri alabaşları
rendelemekle başlayan uzun, ayrıntılı bir tarifi anlatıyor arkadaşına, canlılığı
koruyan, birbirini gözetip kollayan kadınlardan oluşan bir çember canlanıyor
hayalimde.
diye yazmıştım kısa bir süre önce. Bu yazıyı yazıp
kaydettikten bir süre sonra çocuklar için iyi bir dünya yeşertme gayretinde
olan kadınlardan oluşan bir çembere dahil oldum. Gerçekten anladığım,
anlaşıldığım, tazelendiğim, yüreklendiğim, umut dolduğum anlar yaşadım. Yargılanmanın
ve anlaşılmamanın sırtımda ne kadar büyük bir yük olduğunu, çok sevdiğim pazar yerindeki
canlılığın aslında benim içimde her an dalgalandığını, renklendiğini, seslendiğini
fark ettim. Niyet edip yavaş ve sakin adımlarla yola çıkmanın, birlikte yolda
olmanın ne muazzam bir deneyim olduğunu anladım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder