Daha Sade Bir Hayat kitabından, çocuklarla daha az konuşmak
ile ilgili çok sevdiğim bir bölüm.
Çocuklarımızı genellikle sözcüklere boğarız. Yaptıkları her
şeyle ilgili konuşarak bunların farkında olduğumuzu onlara göstermek isteriz.
Oysa ne kadar çok konuşursak o kadar az farkına varabiliriz.
Geçenlerde küçük kızımla birlikte çayırlarda yürüyüşe çıkmıştık
ve kızım, diğerlerinden daha uzun olan ve çok hoş bir şekilde eğilmiş buğday başağını
gösterdi. “Baba bak şunu gördün mü?” diye sordu. “Evet” dedim ve durup bir iki
dakika seyrettik.
Kızıma heyecanla bitkileri, buğday tanelerinin simetrisini
ve buğday sapının niçin uzun olduğunu anlatabilirdim. Güzellikleri en saf
haliyle gördüğü için onu övebilirdim ama o beni dinlemiyor olurdu
Kızım basit bir gözlem yapmıştı. Dikkatini çeken bir şeyi,
paylaşmak istediği bir şeyi bana göstermişti. Bu anı alıp kendi tasarladığım”
bir şeye dönüştürmeye” gerek yoktu. Onun gözlemini zenginleştirmeye, bir dolu
bilgiyle veya övgüyle veya laf kalabalığıyla kızıma hediye etmeme ihtiyacı
yoktu. Babası olarak her anı öğretme anı veya özel bir an kılmaya gerek yok. Sadece
fark etmekle yetinebilirim.
Çocuğunuzun yanında, etrafında onunla ilgili çok fazla
konuştuğumuzda, onun düşünmesine veya söylemek istediği şeyleri söylemesine
fırsat kalmaz. İşlenmiş bilgi, işlenmiş gıda gibidir; hızlı ve kolay. Aslında
herhangi bir şeyi sessizce fark ettiğimizde ve bu boşluğu kelimelerle doldurmaya,
süslemeye çalışmadığımızda sonuç daha etkili olur
Anne babalar çocuklarıyla konuşmasınlar demiyorum. Sadece
daha az konuşmaları gerektiğini söylüyorum. BU kadar gürültülü bir dünyada
sessizce ilgi göstermek, kelimelerden daha fazla şey anlatır ve çocuğun kendi
düşüncelerinin ve duygularının gelişmesini sağlar. Daha az konuşmak
çocuklarımıza daha az müdahale etmenin en temel yoludur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder