Kitapların en sevdiğim yanı şu; devamlı gözünüzün önünde
olan ya da her gün tekrarladığınız, sizin için sıradanlaşmış şeylerin içinde
saklı hazineyi size göstermeleri. Her kitap okuyuşumda yeniden söylüyorum: ne
kadar çok bilmediğimiz, görmediğimiz, görsek de fark etmediğimiz şey var. Tanrı’nın
Eczanesinden Sağlık diye bir kitap okuyorum, , şu her yerde gördüğümüz, basıp
geçtiğimiz bir sürü ot, çiçek ne şifalar, ne faydalar taşıyormuş içinde, mesela
kara hindiba:
“Çayırlarda işe yaramaz gibi görünen bu bitki, doğanın
insanlara sunduğu olağanüstü bir şifa aracıdır. Nisan ve Mayıs aylarında
çiçeklenir ve her yerde büyür. Safra kesesi ve karaciğer hastalıklarında
eşsizdir.
Yaprakları, çiçeklenmesi başlamadan; sapları, çiçekli iken,
kökleri ise, ilkbahar veya sonbaharda toplanır. Bitkinin tamamı şifalıdır.
Günde beş altı parça taze Kara Hindiba sapı çiğnemenin kronik karaciğer
iltihabına derhal şifa verdiğini biliyorum. Şeker hastaları ise, günde on Kara
Hindiba sapını, bitki çiçekli kaldığı sürece yemelidirler. Çiçekli saplar
yıkanır ve ondan sonra çiçekli kısmı koparılıp yavaş yavaş çiğnenir. Kendilerini
sürekli yorgun ve halsiz hisseden insanlar, taze Kara Hindiba saplarıyla on
dört günlük bir kür yapmalıdırlar.
Kaşıntı, egzama, mayasıl gibi deri hastalıklarına
yardımcıdır. Mide suyunu iyileştirerek mideyi tüm atık maddelerden temizler.
İçindeki mineral tuzlarının yanı sıra kanı temizlemesi dolayısıyla
gut ve romatizmaya faydalıdır. Sarılık ve dalak hastalıklarına aynı derecede
faydalıdır.
Kökleri çiğ olarak yenir veya kurutularak çay halinde
içilirse, kanı temizler ve vücuttan fazla suyu atar, hazmı kolaylaştırır.”
Tanrı'nın Eczanesinden Sağlık-Maria Treben
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder