20 Ocak 2018 Cumartesi

Geçen sene bu zamanlar çoktan yağmıştı. Şu sıralar, kar beklerken aklıma düştü, hem geçen yılın muhteşem yıl başı karı, sıkıntılı günlerden sonra feraha erdiğimizde yağmış, güzelim manzaramızı o zamana dek hiç görmediğim bir güzelliğe bürümüştü. Bir de izlediğim ve beğendiğim onca filmin arasında farklı bir yeri olan, snijeg, kar.
 Ne zaman izlesem başka bir dünyaya gidiyor, geri dönüyor ve dünyaya öncekinden bambaşka bir gözle bakıyorum, bu hem filmin neredeyse hayatın kendisi gibi gerçek, acımasız, soğuk ve güzel oluşundan, hem de karın hayatımdaki eşsiz yerinden ve kar yağışını böyle güzel anlatan başka bir film bilmeyişimden.
Kar benim için çocukluk demek, masal demek, rüya demek. Mucizelerin elbette gerçek olduğu çocukluk dünyasında, karın içinde, oyunun içinde sihirli anlar demek. Şimdi de kar yağdığında bana zaman durmuş gibi gelir, dünya durmuş, bütün o kaos, gürültü, telaş bitmiş, kar sessizce hepsinin, her şeyin üstünü örtmüş. Seni bir gece uykundan uyandırmış, üşüyen sırtına yeleğini giydirmiş, camdan dışarıya bakmışsın, bembeyaz karanlığı görmüşsün, karda oyuna doyup kırmızı yanaklarla evine dönen bir çocuk neşesi yağmış durmuş her yana.

Yağsa, bütün çamurun, kirin, kalabalığın üstünü örtse, ben de sessiz bir gecede, dışarıda belki kar yağarken, yine, yeniden izlesem o filmi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder