Geçen sene bu zamanlar çoktan yağmıştı. Şu sıralar, kar beklerken
aklıma düştü, hem geçen yılın muhteşem yıl başı karı, sıkıntılı günlerden sonra
feraha erdiğimizde yağmış, güzelim manzaramızı o zamana dek hiç görmediğim bir
güzelliğe bürümüştü. Bir de izlediğim ve beğendiğim onca filmin arasında farklı
bir yeri olan, snijeg, kar.
Ne zaman izlesem
başka bir dünyaya gidiyor, geri dönüyor ve dünyaya öncekinden bambaşka bir
gözle bakıyorum, bu hem filmin neredeyse hayatın kendisi gibi gerçek, acımasız,
soğuk ve güzel oluşundan, hem de karın hayatımdaki eşsiz yerinden ve kar
yağışını böyle güzel anlatan başka bir film bilmeyişimden.
Kar benim için çocukluk demek, masal demek, rüya demek. Mucizelerin
elbette gerçek olduğu çocukluk dünyasında, karın içinde, oyunun içinde sihirli anlar
demek. Şimdi de kar yağdığında bana zaman durmuş gibi gelir, dünya durmuş, bütün
o kaos, gürültü, telaş bitmiş, kar sessizce hepsinin, her şeyin üstünü örtmüş. Seni
bir gece uykundan uyandırmış, üşüyen sırtına yeleğini giydirmiş, camdan dışarıya
bakmışsın, bembeyaz karanlığı görmüşsün, karda oyuna doyup kırmızı yanaklarla
evine dönen bir çocuk neşesi yağmış durmuş her yana.
Yağsa, bütün çamurun, kirin, kalabalığın üstünü örtse, ben
de sessiz bir gecede, dışarıda belki kar yağarken, yine, yeniden izlesem o
filmi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder