Nohut’la oyuncak toplama konusunda bir süre önce bir kriz
yaşadıktan sonra fark ettim. Zihnimin çevreden ve kendi eski öğrenmelerimden
gelen mesajlarla şekillendiğini ve ona göre hareket etmeye başladığımı, yaşına
göre ondan fazla şey beklediğimi, ve Nohut la aramızdaki en iyi sorun çözme
yöntemi olan sakinlikle yaklaşmaktan uzaklaştığımı. Halbuki yaşadığımız pek çok
olayda anlamıştım; zorlamak, böyle yaparsan şöyle olur, yapmazsan olmaz demek,
yapacaksın, edeceksinler kesinlikle işe yaramıyor. Yalnızca aramızda bir duvar
örüyor.
Ve insan nisyanla maluldür, hatırlamak lazım deyip epey
zaman önce okuduğum “Koşulsuz Ebeveynlik” kitabını tekrar elime aldım. Bence bu
kitap alışılagelen, zorlamaya, dayatmaya, mahrum bırakmaya yönelik yöntemlerin
doğruluğu üzerine yapılandırılmış ve aslında çocukların duygularını, var
oluşlarını hiçe sayan yaklaşım karşısında güçlü, dayanaklı bir alternatif. Benim için başka türlü de bir yol varmış
dediğim ve uygulayabildiğimde çocuğumla birlikte yürümemi sağlayan, hala düşe
kalka yürümekte olduğum ebeveynlik yolunu açan bir kitap oldu.
Bizler, çocukların sakin, sessiz olmalarını, başımıza iş çıkarmamalarını
istiyoruz ama bir yandan da kendilerine güvenli olsunlar, kendilerini ifade
edebilsinler istiyoruz, ama iyi düşününce kendimiz de biliyoruz ki, bu mümkün
değil. Kendileriyle barışık çocuklar yetiştirmek istiyorsak, onların
keşfetmelerine, kurcalamalarına, hareket etmelerine, konuşmalarına fırsat
vermemiz gerekiyor. Bu da onları bizim yaşamımıza uydurmaya çalışarak değil,
kendimizi onlara uydurabildiğimiz takdirde mümkün. Yani bir ağacı kesip
budayarak şekillendirmek değil, suyunu, ilgi, sevgi ve bilgisini vererek
büyümesini izlemek. Sürekli kontrol etmekten, kendi istediğimiz gibi oldurmaya
çalışmaktan vazgeçmek. Kabullenmek, sakince rehberlik yapmak. Anlık değil, uzun
vadeli düşünmek, o an işimize geleni, kolay olanı değil, uzun vadede
çocuğumuzun gelişimine, kişiliğine katkı sağlayacak olanı seçmek. Örneğin
çocuğunuz toplu bir ortamda çığlıklar atarken vereceğiniz tepkinin o anı
kurtarmayı, başkalarının bizim hakkımızdaki yorumlarını düşünerek değil, bütün
bir ömrü, çocuklarımızın nasıl kişiler olmasını istediğimizi, onlara
davranışlarımızla nasıl bir mesaj verdiğimizi düşünerek vermek.
Çocuğa bir şeyler yapmaya yaptırmaya dayalı yaklaşımların, “aman
şımarmasıncı” bakış açısının, koşullu ebeveynliğin hakim olduğu bir ortamda, koşulsuz ebeveynliğe, yani çocuğu öncelikle
olduğu gibi kabul etmeye, sonra ona
rehberlik etmeye, çocuklara yapmaya değil çocuklarla birlikte çalışmaya dayanan
bir ebeveynliğe geçmek isteyenler için ilk ve tekrar tekrar okunacaklardan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder