İnsan çocukların akıl almaz saflığına ve bunca bilgisiz,
yardıma muhtaç halde dünyaya gelmelerine ve bu muhtaçlığın uzun yıllar sürmesine
bakınca bakınca ister istemez düşünüyor, ben olmadığım zamanlarda çocuğum ne yapacak?
Hiç haberi olmayan bunca kötülükten
kendini nasıl koruyacak, kötülüğü tanıyıp kendini nasıl uzak tutacak, iyiliğini
böylesine güçsüzken nasıl koruyacak diye? Yanındayken onu korumak kolay da,
bağımsızlaştığı, okula gittiği, evden uzaklaştığında ne olacak? Bunca
bilgisizken ve keşfetmeye, öğrenmeye bunca açken, açıldığı boyundan büyük
denizlerde nasıl kulaç atacak?
Bir yandan keşfetme isteğini, merakını söndürmeyelim istiyoruz
ama bir yandan da bu merak, onları yanlış yollara sürüklerse diye de endişe
duyuyoruz. Burada, devreye “ne yapabiliriz?” sorusu giriyor. Düşününce aklıma
gelen ilk yol, çocuklarımızın en iyi yol göstericisi olan duygularını
tanımasına, anlamasına izin vermek, rehberlik etmek. Çünkü hepimiz biliriz,
çocuklar bizden daha iyi hisseder, gerginliği, öfkeyi, neşeyi. Mantık boyutunda
yanlış bir şeyler olduğunu anlayamasalar bile duygularıyla bunu hissederler. Bu yüzden onların mantığını geliştirmeye
çalışmadan önce duygularını yaşamalarına, anlamalarına müsaade edersek
geleceklerine eşsiz bir yatırım yapmış oluruz.
Yazarken kolay gibi görünüyor, ama çoğu zaman fark etmeden
tam tersini yapıyoruz, mesela, canı yanan çocuğa acımadı, acımadı demek, korkan
çocuğa korkacak bir şey yok demek, kendisini öptürmek sevdirmek istemeyen
çocuğa ne ayıp, sevdir kendini demek, çekinen çocuğa konuş teyzeyle, sarıl
arkadaşa demek, bu gibi konularda zorlamak, ve buna benzer tavırların sık sık
gösterilmesi, çocuğun eşsiz varlığını, o varlığın getirdiği duyguları,
istekleri, var olma ve başkalarıyla iletişim kurma biçimini yok saymaktır. Çocuğun
içinde kendisi olabilmesi için ona yol gösteren dayanak noktasını, duygularını,
sezgilerini, yavaş yavaş yok etmektir.
Çünkü uzun vadeli düşünürsek, birileri tarafından zorla
sevilmeye alışmış çocuğun ileride istemediği biri kendisini sevmek istediğinde
hayır diyememe olasılığı yüksektir, yaşamı boyunca bir şeyleri ısrarla yapmaya
alışmış bir çocuğun arkadaşları zararlı bir şeyi denemesi konusunda ısrar
ettiğinde hayır diyememe olasılığı yüksektir. Sevmediği insanlarla ayıp olmasın
diye zaman geçirebilir, isteklerini taleplerini dile getirmeyi bırakın, belki
kendisi bile ne istediğini bilemeyebilir.
Bir şeyden anlamazlar kendilerini koruyamazlar dediğimiz
çocuklar aslında dünyaya içlerinde tertemiz, keskin duyularla, donanmış halde
geliyorlar, yeter ki onların kendilerine yol gösteren ışığını köreltmeyelim, söndürmeyelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder