2 Ocak 2018 Salı

Gençken hep büyük işler peşindeydim, adını o zamanlar, tam olarak böyle koyamasam da buna yakın bir şeydi aradığım, büyük işler, önemli meselelerle uğraşmalı, son derece felsefi ve psikolojik meselelere kafa yormalıydım. Ama adını koyamadığım bir şey, bir eksiklik vardı hayatımda. Mesela, kolektif bilinçaltını oluşturan arketipleri zihnimde yerlerine yerleştirip kavramaya çalışırken, evimin önündeki ağacın yapraklarını döktüğünü fark etmiyordum, ya da arkadaşımın o gün üzgün olduğunu, sokağın köşesindeki kedinin aç olabileceğini düşünmüyordum.
Uzun zaman geçti aradan, o zaman düşündüğüm gibi çok önemli, çok büyük işler yapmadım. Ama şimdiki düşünceme göre, bence dünyanın en önemli şeyi geldi başıma; anne oldum. Yani, yeni bir dünya kurmak, yeni bir hikaye yazmak, yeni bir zihne şekil vermek işi verilmişti bana. Üstelik, benim gibi hata yapmasıyla, aceleciliğiyle, unutkanlığıyla malül bir canlıya, hassas, kırılgan, hata kabul etmeyen bir canlı, insan yavrusu emanet edilmişti. Bundan daha büyük bir iş, daha zor ve önemli bir mesele, daha gizemli bir macera düşünemiyorum.

Anne olduktan sonra da okumaya gayret ettim, çünkü yolumu bulabilmek için bildiğim, bundan daha iyi bir yol yoktu, hep de iyi ki okumuşum dedim. Yıllar önce de, şimdi de. Ama okurken şunu hep aklımda tutmaya çalışıyorum. Nasıl ki zihnim okuduklarımla doluyken, yaşamımın en basit, en temel şeyini, mesela mevsimlerin değişimini fark etmiyorsam, bir ebeveyn olarak okurken, zihnim doğrular, yanlışlar ve çeşitli yaklaşımlarla doluyken kaçırmamam gereken bir şey var; çocuğumla olduğum an. O anları insana has meşhur özelliklerimle görmezden gelmeye, hep başka bir şeyin peşinde olmamaya çalışıyorum.  Yazarken çok kolay gibi, ama anneliğin getirdiği sorumlulukları düşününce hiç de kolay değil.
Ama başka ne kalıyor ki geriye diyorum. Birlikte parka gittiğimiz, ağaçlara, kuşlara baktığımız, elimi sıkı sıkı tuttuğu o hemencecik geçiveren, uçan anlardan başka.  Ellerimi bırakıp da gideceğini düşündükçe kalbim hem ağır, hem hafif.

Engelleri bir bir atlamaya çalışırken, takılırken, düşerken, kalkarken, ağlarken, gülerken, gökyüzüne bakmayı hiç unutmamakmış annelik. Öyle, dünyanın en zor, en maceralı, en büyük işi başka nasıl olabilirdi ki? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder